11 Aralık 2017 Pazartesi

AİLE ARASINDA

              Aile Arası'nda filmine gitmek için sebep çok. Neler mi?
             Gülse Birsel'in dizi senaryosundan sonra film senaryosu performansı nasıl olacak acep? sorusuna okkalı bir beş yıldız cevabı yapıştırmak , başlıca sebep. Avrupa Yakası ve Yalan Dünya dizilerinde izleyiciyi yarattığı renkli karakterlerle kendine bağlayan Gülse Birsel, film boyunca salonu kahkahalara boğuyor. Zaman zaman duygusal anlarla izleyicinin kalbini  büklüm büklüm yapmayı  da ihmal etmiyor.
     
          Engin Günaydın ve Demet Evgar'ın muhteşem bir ikili olmuş bu filmde. Zıt karakterler birbirini dengelerken, iç dünyalarına yapılan yolculukta insan kendinden de bir şeyler buluyor. Demet Evgar'ın sesini bu kadar güzel kullanması izleyiciyi daha bir kendine çekiyor.

         Ayta Sözeri'nin ağırbaşlı, hanım kadın trans birey rolü alkışı sonuna kadar hak ediyor. Sahne performansı, sesinin esrarı akşamdan sabaha kadar izleme hevesi uyandırıyor. Filmin dengeleyici karakterlerinden olan Behiye'yi tanıyıp da hayran olmamak imkansız.

            Erdal Özyağcılar'ı oynadığı tüm rollerde yarattığı baba etkisi bu filmde de tam da yerini buluyor. Baba rolüne en yakıştırdığım aktör Erdal Özyağcılar'dır. Bizimkiler dizisinden bu yana evin biraz asabi biraz neşeli birazcık da dertli  babası, iyi ki varsın.

            Devrim Yakut da kayınvalide rolünün hakkını veriyor. Şivesi, mimikleri ile kız tarafına olan memnuniyetsizliğini hiç esirgemeden gözler önüne seriyor. O konuşsun, biz saatlerce dinleyelim. Ses tonu, vurgulamaları ile izleyiciyi kalbinden vuruyor.

           Başarı sadece oyunculukta saklı değil elbette. Müzikler, kostümler, mekan seçimleri de yönetmenin bakış açısını yakalamamızı sağlıyor. Tüm bu sihirli karışımlar bir araya gelince  filmden bir parça olarak salondan ayrılıyor insan.

             Bu film, beni çok güldürdü, karakterleri çok sevdirdi, bazen hüzünlendirdi, önyargıları gagalamak gerektiğini gösterdi, sevginin en güzel nimet olduğunu öğretti. Teşekkürler Aile Arasında ekibi, çok mutlu bir iş çıkartmışsınız.

22 Kasım 2017 Çarşamba

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.



Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)



Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Grand Hyatt İstanbul’da 2018’e Unutulmaz Bir Başlangıç Yapın



Grand Hyatt İstanbul, bu yıl da hem noel hem yılbaşı için hazırladığı birbirinden güzel menülerle misafirlerini bekliyor.  Gas Brothers ve Utku Yurttaş yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müzikleri çalacaklar. Gece, Gas Brothers’ın perküsyon show’unun da yer aldığı performans ve after party ile devam edecek.

Noel Menüsü, Grand Hyatt İstanbul’da

Grand Hyatt’ın içinde bulunan 34 Restoran, içinde leziz hindinin de olduğu Noel Yemeği özel menüsü ile 24 Aralık Pazar günü aile kutlamaları ya da arkadaş buluşmaları için ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24 Aralık akşam başlayan ziyafet 25 Aralık Pazartesi günü öğlen ve akşam da devam ediyor.  Kişi başı 218 TL olan menü için önceden rezervasyon gerekiyor.



Yılbaşı gala yemeği ve eğlencesi

Yeni yıla sevdikleriyle beraber güzel bir başlangıç yapmak isteyenleri 34 Restoran’ın deneyimli şeflerinin elinden çıkan geleneksel Türk ve Akdeniz mutfağının lezzetlerinden oluşan açık büfe bekliyor.

Gas Brothers ve Utku Yurttaş’ın yılbaşı yemeği süresince jazz, piano ve 70’lerden günümüze popüler müziklerin çalacağı gece, Dining salonunda Gas Brothers’ın performans sergileyeceği, perküsyon show’unda dahil olduğu after party ile devam edecek. Sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek after party, yılbaşı ücretine dahil.

34 Restoran’da, 31 Aralık Pazar günü saat 20:00’de başlayan ve gece yarısı 02:00’ye kadar sürecek olan yılbaşı gala yemeğinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli alkol içecekler 518 TL, limitsiz yerli & yabancı içecekler dahil fiyatı ise 618 TL. Minik misafirler için de kişi başı fiyat 318 TL.





Keyifli geçen yılbaşı gecesinin ardından 1 Ocak Pazartesi günü saat 12.00-16:00 arasında 34 Restoran’daki brunch’ta arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle yeni yılın ilk gününü kişi başı fiyatı 218 TL olan brunch ile keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz. 


Bir boomads advertorial içeriğidir.

7 Kasım 2017 Salı

Kalimera Komşu

  
           Kalimera komşu dedik, geçenlerde düştük yollara. Yunanistan'ı merak etmemek mümkün mü? Ortak tarihimiz, coğrafyamız, kültürümüz, notalarımız,horonumuz, musakkamız derken bir bakmışım Atina'ya varmışım. 3 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra da Kalamata'dayım. Kalamata eminim yaz aylarında cıvıl cıvıldır ama ekim ayında haliyle biraz sakindi. Ama deniz berrak, hava sıcak ve keyifler de şahaneydi yine de. Gerçi otele vardığımız ilk gece telefonumun bozulması epey canımı sıktı. El aman insaf, kırk yılın başı yurt dışı kaçamağı yapmışım. Bol fotoğraf çekinip, mutlu anılar biriktireğim, yanıma da fotoğraf makinesi almamışım. Evren bana, kır dizini, otur evine kız mı? diyor acaba diye de ikirciklendim hani. Neyse eşimin telefonu ile de bu süreci atlattım çok şükür.
         
             Kalamata'ya yazın gitmek, denizinde yüzüp, güneşinde çil dökmeyi çok isterim. Sessiz, sakin, hayatın yavaş aktığı, telaşın, paniğin olmadığı tam dinlenmelik bir durak Kalamata. İnsanları ise muhteşem. Türk olduğumuzu öğrenen herkes öyle candan davrandı ki, bu kadar misafirperverlik açıkçası beklemiyordum. Yol sorduğumuzda, neredeyse elleriyle gitmek istediğimiz adrese götüreceklerdi. Bir ortak noktamız da,adres sorulduğunda bilmiyorum cevabının kesinlikle verilmemesi. Ne yapıp edip, yoldan insanları çevirip, gitmek istediğimiz yere en güvenli şekilde ulaştırma telaşına düşen komşularım, harikasınız. Türkleri o kadar çok seviyorlar ki, Türk olduğumuzu öğrenen her dükkan sahibi bizi hediyesiz göndermedi. Sohbet ettiğimiz her Yunanlı'dan en sık duyduğum cümle, biz dostuz oldu.  Horonumuz, kemençemiz, kahvemiz, sofralarımız, güler yüzümüz, baktığımız deniz aynı. Arada sınırlar olsa da gönüller dost. Eminim hep de dost kalacağız. 
         
          Aklım yaseminlerin kokusunda, begonvillerin gölgesinde. Kalbim ise Ege'de kaldı.

                 

































31 Ağustos 2017 Perşembe

FAZLA KİLONUZ VAR MIYDI?

   
        Fazla kilonuz var mıydı? Nüfusun fazla kilolu ve obez oranının TÜİK'e göre %53 civarında olan bir ülkede işiniz zor. Fazla kilonun metabolizmaya işkencesi konusunu doktorlara bırakıyorum elbette. Ama beni asıl şaşırtan ve daraltan insanların fazla kilolu kişilere sergilediği acımasız tutum.

                İnsanlar kendilerine bakmadan ki zayıf dahi olsalar bunu yapmaya hakları yok fazla kilosu olanlara karşı mizah yaratma isteğinde bulunuyorlar. Elbette cinsiyetçilik burada da devreye giriyor. Kilolu ve kadınsan işin erkeklerden daha zor. Bu arada en büyük eleştiri, kadınlardan kadınlara geliyor. Sanki herkes Victoria Secret mankeni, sabah sporunu yapıyor, günde 5 varil su içiyor. Saçlar fönlü, eller manikürlü, herkes Venüs tablosu gibi tıngır mıngır ortalıkta geziniyor. Mükemmel olmanın ilk şartı ideal kiloda olmak, mümkünse biraz da sıska olmaktan geçiyor. Aksi takdirde çok büyük bir ayıp işlemiş gibi insanların meraklı bakışları, alaycı tebessümleri üzerinizde toplanabilir. Bu arada kiloluların kiloluları eleştirmesi de ayrı bir kara mizah konusu.
     
             Bu yaz özellikle kilo zorbaları daha çok cesaret kazandı. Bunda sabahtan akşama program program gezip kilolu insanları, ekmek yiyenleri, çayına şeker atanları kınayan sözüm ona uzmanların da etkisi büyük. İnsanlar bu baskı sonucu ameliyatla zayıflama yolunu tercih etmeye başladı artık. Gün geçmiyor ki bir mide ameliyatı ile zayıflama macerasına rastlamayalım. Keşke kimse ameliyat olmaya  mecbur kalmasa ama, 36 beden kot pantolon uğruna kendimi kestirip biçtiremem. Sözüm, ciddi sağlık sorunu yaşayanların dışında elbette. Ama insanlarda oluşturulan algı şu, zayıf olursan kaburgaların meydanda pozlar verirsen daha popüler olur, toplum tarafından daha çok kabul görürsün.

            Instagram'da  pembe filamingonun tepesinde , bikinli zafiyet resimlerini paylaşırsan herkes seni çok sever. 9628 tane kalp kazanırsın, cici bir kız olarak görevini yerine getirmiş olursun. Ünlüler kervanında bu yaz mayolu, bikinili poz vermeyen kalmadı çok şükür. Anında başladı tabii gıybet kulisleri. Flaş, flaş, flaş...Ünlü şarkıcı Şirincan bikinli yakalandı( sanki banka soyarken yakalandı). Sanatçının aldığı kilolar da gözlerden kaçmadı tabiii. Bu arada insanlar, resimlerin altına acımasız ve zorbaca yorumlarını eksik etmiyor elbette. Sosyal medyanın kazandığı güçle sanal zorbalar da kendilerinde her eleştiriyi yapma hakkını buluyor ne yazık ki.
       
        Fit  olmayı istemek gayet normal. Ama sağlığın için mi, toplum tarafından kabul görmek için mi? Kim için yaşıyorsun? Kendin için mi, ömründe yüzünü görmediğin 9628 insan için mi? İster Rihanna ol, ister karşı komşu Hülya. Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin.

İstatistik  : http://www.tuik.gov.tr/basinOdasi/haberler/2015_58_20151008.pdf
Rihanna'dan kilo eleştirilerine cevap : http://www.ntv.com.tr/galeri/yasam/rihannadan-kilo-elestirilerine-cevabi,iORCIjXKQ0G-A8tEP3Ez5A/wlm40gN-H0SYbdi1PYhyUA

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Pala Kaşlar, Fırça Sakallar

     
       
        " Moda o kadar çirkin bir şeydir ki onu 6 ayda bir değiştirmek zorunda kalırlar." derken Oscar Wilde gelecekteki yaşanacaklardan habersizdi tabii. Bazı modalar yani trendler geldi mi gitmiyor. Aksine abartılıyor da abartılıyor. Farklı olacağım diye değişik olmak yeni modamız oldu. Moda insanın kendine yakışanı giymesidir sözü dillere pelesenk olsa da hiç de öyle olmadığını bal gibi biliyoruz işte.Ama ah bu bizim statü endişelerimiz yok mu. Aslında bizi pala pala kaşlarla gezdiren, aslan gibi delikanlıları kısa paça pantolonla poz verdiren  kabul görme, beğenilme telaşımız aslında.
         Tamam, moda kapitalizmin en cafcaflı kozu. Ama abartıp da hem karizmadan hem paradan olmak da kişiye kalmış bir şey elbette. İnsan üstüne para verip  kendini nasıl berbat eder, anlamıyorum. Benim bu ara en dayanamadığım kalın kaş modası. Tabii bu sözlerime lütfen Cara Delevingne alınmasın. Ona yakıştığı gibi kimseye yakışmıyor çünkü o kaşlar.

            İnsanın kaşlarını olduğunun iki katı fazla göstermesi için çıldırmış olması gerek. Kartal kanadı gibi gözlerin üzerinde süzülen kaşları görünce irkiliyorum, ne yapayım. Ben 70lerin sonunda doğmuş ve çocukluğunu ince kaşlı kadınlara hayran olarak geçirmiş bir kadın olarak kalın, dövme, pala kaş modasının en kısa zamanda hayatımızdan çekip gitmesini diliyorum.

              Muhteşem Yüzyıl'dan sonra kendini Sultan Süleyman sananlar biraz sakal bıraksın, şöyle bir heveslerini alsınlar dedik de. Tamam di mi artık. Hipsterlar da işin içine girince yaşına başına, boyuna, posuna bakmadan erkek milleti usturaya küstü. Bıktık mı, hem de çok. Orman kaçkını gibi sakalını altına kısa paçalı daracık pantalon giyip gözlerimi kanatmayın artık.  Yakışan yok mu var. Ama nadir, çok nadir.Sakalım yok ki sözümü dinlesinler.
            Kıl, yün, tüy. Bunlar işin eğlencesi. Ama asıl dayanamadıklarımlarım çok başka. Uzman olmayan ama uzmanmış gibi davranan kişiler en dayanamadıklarım. Kitap yazıp, Mevlana'dan iki alıntı yapıp, kişisel gelişim uzmanıyım, psikolog değilim ama çok psikoloji kitabı okudum deyip program program gezenler. Dini sömürenler, sağlığı sömürenler, kaygıyı körükleyenler. Instagramda fenomen olacağım diye dalak filmine kadar paylaşanlar, çocukları kamera önüne koyup harcayanlar. Kıyafetime karışma hakkını kendinde bulanlar, aymayanlar, beynine değil, çiftesine güvenenler. Ben biriciğim, kıymetliyim deyip seni hiçe sayanlar, öküz ölünce ortadan kaybolanlar.  İşte asıl bunların hiçbirine dayanamıyorum.

      Keşke tek derdimiz moda olsa, tatlı tatlı atışsak ama hayatta kalması pek kolay olmayan bir gezegende yaşıyoruz. Belki başka gezegenlerde durum farklıdır. Siz ne dersiniz?
   

Görseller
http://joyreactor.com/post/1905514
http://cf.kizlarsoruyor.com/a52533/9bb21f9d-47de-4f2c-99e0-e6b3b56b132c.gif
https://media.giphy.com/media/ZYSeEG1ffYzoQ/giphy.gif

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.


                                                               


Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 



UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.


                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.