12 Ocak 2017 Perşembe

Her Çocuk Bir Kahraman


        Birinci dönemin sonuna geldik çattık. Eylül ayındaki okul telaşları, kırtasiye alışverişleri sanki daha dünmüş gibi geliyor bana. Çocuklar, gençler, anne-babalar bu süreçte epey bir koşturdu, emek sarf etti. Elbetteki yükün çoğu minik omuzlardaydı. Kimi zaman kocaman zaferler yaşadılar kimi zaman da not kırgınlıkları. Bazısı okulda çok sıkıldı bazısı da evinden çok okuluna sığındı.
       
             Her çocuk ayrı bir hikayenin baş kahramanı. Öğrencilik de bu kitaptaki en çetrefilli maceralardan biri. Her hikayede olduğu gibi bu hikayede de zorlu engeller, zaferler ve iyilik perileri de var elbette. Kitabın sonunun mutlu sonla bitmesi için  karnelerin yaldızlı notlarla dolu olması mı gerek peki? Hikayesini merakla ve eğlenerek yaşayabiliyorsa çocuk gerçek hayatta mutlu sona ulaşmıştır  demektir. Yani eğitim, çocuktaki merak duygusunu eğlence ve keşif ruhu ile birleştirme halidir. En azından ben böyle hayal ediyorum. Hikayedeki zorlu engellerden bahsetmiştim. Kimi çocuk için bazı derslerden 100 almak Kaf Dağı'nın ardındaki Zümrüdü Anka kuşundan bir tüy koparmak kadar zor gelebilir. Öğrenilmiş çaresizlik de çocuk tarafından öğrenilince hikaye daha puslu bir hal alır haliyle. Her çocuk ayrı bir hikaye olunca her kahramanın farklı güçlü yanları olduğunu da hatırlatmak isterim. Keloğlan zeki ve  dürüsttür, Pinokyo azimli, Küçük Kara Balık özgüvenli, Martı Jonathan ise özgürlüğüne düşkündür. 
        Hiçbir kahraman diğerinden üstün ya da zayıf değildir. Her çocuk da özeldir, biriciktir. Yetenekleri,ilgileri bambaşkadır. Yeteneklerini keşfetmeleri için fırsatlarla bazıları erken bazıları da geç fırsat bulur. İşte bu durum da hikayesinin rengini belirler. İşte bu noktada öğretmenlere ve ebeveynlere büyük rol düşüyor. 
             Karne notlarına gelir geçer. Birinci dönemde aldıkları notun ikinci dönemde alacaklarının bile garantisi yoktur. Ama Türkçe dersinde, kendi  yazdıkları bir  hikayeyi okuduklarında aldıkları hazzı aradan 30 yıl bile geçse unutamayacaklarının garantisini size verebilirim.
                Harika bir hikaye içindesiniz, hepiniz. İyilik perisi olup yol göstermek de taş olup kahramanın ayağına dolanmak da sizin elinizde.
                  Ödevsiz, ödülsüz, cezasız, okul çantalarının ve formalarının mutlulukla  fırlatıldığı bir sömestr tatili dilerim :)

Kitap Önerisi: Beni Ödülle Cezalandırma- Özgür Bolat

Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/147281850287218841/

31 Aralık 2016 Cumartesi

Takvimlerin Suçu Yok

   

      Ne çektik 2016'dan diye serzenişte bulunuyoruz yeni yılı karşılarken. Hem ülkemiz, hem de dünya için yıldızı pek parlak bir yıl olmadı 2016 evet. Ama Nasreddin Hoca misali 'Hırsızın hiç mi suçu yok'. 

           Kutupları şakur şukur eriten, kız çocuklarını evlilik kisvesi altında pazarlayan, savaşlar yaratan, ormanları katleden, cinsel istismarda bulunup yüz kızartan ama bir türlü vicdanı kızarmayan, hayvanlara eziyet edip bunu bir de sosyal medyada teşhir eden, minicik bebekleri sokağa terk eden, şiddet uygulayan, çocukları yapayalnız bırakan ,12 sayfadan ibaret takvim değil, biziz. Homo sapiens de insan de, dilin neye varıyorsa onu de. İnsanoğlu , insanlar sadece 2016'yı değil, milyonlarca yılı zehir etti. Şimdi oturup hep birlikte 2016'yı kötülüyoruz. Ancak, geminin adı değişti, içindeki yolcular hala aynı. Keşke kalbi pas ve kan tutmuşları eski yılda bıraksak. Belki kötüler için bir solucan deliği bulunur , belki o zaman kurtuluruz onlardan.

             Enseyi karartmak da yok tabii ki. Kötülükle savaşta iyilerin de sayısının az olmadığını unutmamak gerek. Çocukların eğitimine destek verenler, sokak hayvanlarına kucak açanlar, örselenen öğrencisinin elinden tutup kaldıran öğretmenler, canına dişine katıp çocukları için gece gündüz çalışan emekçiler,  kavga gördüğünde ayırmak için tam ortasına dalanlar, otobüste yaşlılara yer verenler, sabah günaydın diyenler, simitini paylaşanlar,  dert dinleyenler, umut verenler... İyi ki varsınız, bu dünya her şeye rağmen dönüyorsa, bu kadar günaha, kire, kana rağmen batmadıysa hep sizin yüzünüzden. 

                2017'nin gözünü çok korkuttuk sanırım. Ama korkmasın canım, kötümüzden çok iyimiz var. Elbette dünyayı daha iyi bir yer haline getireceğiz. Umudu, neşeyi, sevinci kaybetmeyeceğiz. Hep birlikte çok takvimler eskitelim inşallah. Mutlu seneler...

Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/193162271496016823/

25 Aralık 2016 Pazar

Erkekler De Örer

       
        Erkekler de örer, hem de nasıl örer. Cinsiyet ayrımı sadece kadınlar için değil, erkekler için de sık karşılaşılan bir durum. Erkek adam dediğin elinde matkapla , çiviyle, çekiçle mi dolaşmak zorunda. Ne yani erkekler de öremez mi ?  Aslında mesele sen ördün, ben ördüm meselesi değil. Mesele şahane bir iyilik projesi. Ta elin Amerika'sında mahkumlar, geçmişte yaptıklarına bir çizgi çekiyor ve Noel Baba'nın yardımcıları olarak müthiş bir sosyal sorumluluk projesinde yer alıyor.



           Teksas'ta Noel öncesinde  tığ işi örgü oyuncaklar ören mahkumlar, Blue Santa adlı bir programa 50 oyuncak bağışlıyorlar. . Bir ay öncesinden örgü öğrenmeleri için  hazırlıklara başlayan cezaevi müdürlüğü mahkumların ilgisinden oldukça memnun. Bu programdaki mahkumlar, geçmişte uyuşturucu madde ile ilgili suçlar işlemiş. Şimdi ise bir geleceklerini ilmek ilmek inşa ediyorlar. Mahkumlar, 10 oyuncak ördükten sonra bir tanesini ailelerine gönderebiliyorlar.

          Mahkumlardan Ramos, geleceğe daha iyi odaklanabildiğini ifade ediyor. Michael Elias ise bu işi eğlenmek için değil, çocuklar için yapıyoruz diyor. Louise ise annesine küçük bir oyuncak ayı örüp gönderdiğini anlatırken göz yaşlarına hakim olamıyor.

             Yaptıkları iş karşılığında para kazanmış olsalardı eminim bu kadar kısa sürede bu denli başarı sağlayamazlardı. İşin ucunda karşılık beklemeden  iyilik yapmak olunca  olunca insanlar daha çabuk olumlu yönde değişim gösteriyorlar. Çocuklar tüm dünyanın ortak olarak en kıymetli varlıklarıdır. Onların mutlu olduğunu görmek, tebessümlerinde minik de olsa bir katkıda olduğunu bilmek eminim her insana insanlığını hatırlatır.

               Dilerim başladıkları bu iyilik hareketi hayatlarını düzenlemeleri için bir fırsat olur. Sevgi, hele ki çocuk sevgisi insanları daha iyi bir hale getiriyor. HzMevlana'nın dediği gibi:
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin,
Gül düşünürsün gülistan olursun,
Diken düşünürsün dikenlik olursun

          

20 Aralık 2016 Salı

Çocuğunuz Yaramaz mı?

         
        Çocuğunuz yaramaz mı? diye biri sorsa herhalde sağ kaşımı alnıma doğru sertçe kaldırırım. Size de soran olursa siz de aynen böyle yapın lütfen. Yaramaz kelimesine küçüklüğümden bu yana bir takıntım vardır. Filanca Hanımın oğlu da pek yaramaz. Sakın yaramazlık yapmayın. Bu öğrenciler pek yaramaz. Bu kızın ağabeyi ay ne yaramazdır..vb. Çocuklarla ilgili yakınışların baş rolünde hep bir yaramaz kelimesi baş köşeyi kapar. Çünkü  yaramaz tanımlaması kullanılan çocuk artık ağzıyla kuş tutsa kimselere yaranamaz. Yaramaz öyle bir kör kuyu ki içine ne atsan hop diye çekiverir. Cam kırmaktan tutun da anne babaya itaatsizliğe hatta dersi kaynatmaya kadar sürer gider. Aslında insanların üşengeçlikten yarattıkları bir kelime yaramaz. 
            
           Ama anlamı da bir o kadar ağır ve yaralayıcı. Bir işe yaramayan, uygun olmayan anlamını taşıyan bu kelimeyi anne babalar, öğretmenler kullanmayı pek sever. Çünkü zorluk çıkaran çocuğu en başta kuvvetli bir şekilde etiketlerseler çektiklerini insanlar daha iyi anlar. Haliyle de hak verirler. Yaramaz dediğin çocuk belki çok hareketli ,belki biraz sakar, ya da içine attığı kimseyle paylaşamadığı bir hüznü var. Ama yaptığı her davranışın mutlaka bir sebebi var. Ama vaktimiz çok kıymetli tüm bunları düşünmeye ne gerek var. 

            Bir de unutmadan, çocuklar yetişkinlerin aynasıdır. Çevrendeki insanlar nasıl davranırsa onlar da aynı şekilde tepki verir. Belki de asıl yaramaz sizsiniz. 

11 Aralık 2016 Pazar

Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı
Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan
Ataol Behramoğlu
Çok söz birikti içimde, lakin anlatmaya kelimeler yetmiyor. Gençler, umutlar yitip gittikçe, ocaklar söndükçe, söz söylemeye dilim varmıyor işte. 

26 Kasım 2016 Cumartesi

Kırmızı Aralık

           Kasım geldi geçiyor. Sarı sonbaharın yerini kırmızı aralık almaya hazırlanıyor. Yılbaşının müjdecisi aralık ayı ile vitrinler  baştan aşağı kırmızıya boyanmaya başladı. 2016'nın son günleri ile koca bir yılın muhasebesine giriyor insan haliyle.

          Her fırsatta umut yaratmayı seviyoruz. Yılbaşından sonra hayatımız daha iyi olmayacak ama daha iyi olmaya inancımız da azalmayacak. Varsın azalmasın. Sosyal medyada serpilen süslü balonlar telefon ve televizyon ekranlarında süzülmeye devam edecek. Demet Akalın yine en acımasız intikam şarkıları söyleyecek. Gençler ve çocuklar sınavların gölgesinde deli gibi çalışıp ,kaygılanacak. Canan Hoca şekere ve ekmeğe çemkirmeye devam edecek. Dar gelirli ,enflasyon denen canavarla ömür boyu süren savaşına  devam edecek. Anne babalar çocuklarının gelecek kaygısından sebep kaygı topuna dönüşecek.  Cahiller yine çok cesur olacak. Simitçi yine sabah 9:15'te yanık sesiyle köşeden gözükecek. Bir demli çaya güzel bir muhabbet eşlik edecek.


          Hayatımızda takvimin değişmesiyle elbette hiçbir şey değişmeyecek. Ama  insanoğlunun iyiliğe olan inancı, kendini yenileme ihtiyacı da asla azalmayacak. Ne olur azalmasın yoksa nasıl döner bu koca dünya. 


Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/193162271494246127/

20 Kasım 2016 Pazar

Kendin Ol, Hayatı Keşfet

     

         Hayatta tesadüflere inanmam. Kaderci olduğumdan değil, karşılaşılan her durumdan mutlaka hayatta olumlu izler bırakacağına inanırım da ondan. Polat Doğru'yu Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü'nün hazırladığı bir seminerde tanıma fırsatı buldum. Hayatım boyunca onlarca kişisel gelişim eksenli seminerlere katıldım ama bu kadar hayatın içinden ve kendimden kesitler bulduğum bir seminere rastlamamıştım. Seminer sonrasında da Ebru Tuay Üzümcü ile birlikte yazdıkları "Kendin Ol, Hayatı Keşfet" kitabı ile tanışmış oldum.

            Okuması keyifli, farkındalık kazandıran düşündüren ama umudu kaybettirmeyen bir kitap "Kendin Ol, Hayatı Keşfet". Güçlü yaşam için 10 öneri ile yola çıkan kitap her bölüm sonunda okuyucuya uygulama önerilerinde bulunuyor. Ayrıca her bölüm sonunda film ve kitap önerileri var. Okunacak kitaplar ve izlenecek filmler listemi hemen oluşturdum. Yani kitap hayatınıza kalıcı bir iyilik hali bırakıyor. Yani kitabı bitirdiğimde; "Evet , yaptığım çok hata var ama bende umut var yahu" dedirtti bana.

            Kitapta en etkilendiğim bölümler; İletişim ve Ana Babalık bölümleri oldu. İletişimde Ben Dili, Empati çok sık kullanılan kavramlar. Ancak uygulamaya geldiği zaman herkesin egosu Kaf Dağı'nın ardında. Etkili iletişim dinlemek ile başlıyor. "Kendin Ol, Hayatı Keşfet" de okuyucuya rehber oluyor bu konuda da. Ana Babalık ise herkesin ahkam kestiği çoğu zaman da sınıfta kaldığı bir mevzu. Ebeveyn olmanın zor ama bir o kadar da maceralı bir yolculuk olduğu aşikar. Ancak yetişkinlere yol gösterirken cesaretlendiren, değerli hissettiren bir üslup kullanıyor yazarlar. Tabii hataları görüp de teslim olmamak imkansız oluyor haliyle.

           Herkes mutlu olmak istiyor, herkes en çok kendisi dinlensin istiyor, herkes en iyi olmak istiyor. Yıkıp atın kendinizle aranızdaki dev aynaları. Özünüzü tanıyın ve kendiniz olun. Mutluluğu dert etmeyin, ama önce harekete geçin.

          Sevgiler...