26 Kasım 2016 Cumartesi

Kırmızı Aralık

           Kasım geldi geçiyor. Sarı sonbaharın yerini kırmızı aralık almaya hazırlanıyor. Yılbaşının müjdecisi aralık ayı ile vitrinler  baştan aşağı kırmızıya boyanmaya başladı. 2016'nın son günleri ile koca bir yılın muhasebesine giriyor insan haliyle.

          Her fırsatta umut yaratmayı seviyoruz. Yılbaşından sonra hayatımız daha iyi olmayacak ama daha iyi olmaya inancımız da azalmayacak. Varsın azalmasın. Sosyal medyada serpilen süslü balonlar telefon ve televizyon ekranlarında süzülmeye devam edecek. Demet Akalın yine en acımasız intikam şarkıları söyleyecek. Gençler ve çocuklar sınavların gölgesinde deli gibi çalışıp ,kaygılanacak. Canan Hoca şekere ve ekmeğe çemkirmeye devam edecek. Dar gelirli ,enflasyon denen canavarla ömür boyu süren savaşına  devam edecek. Anne babalar çocuklarının gelecek kaygısından sebep kaygı topuna dönüşecek.  Cahiller yine çok cesur olacak. Simitçi yine sabah 9:15'te yanık sesiyle köşeden gözükecek. Bir demli çaya güzel bir muhabbet eşlik edecek.


          Hayatımızda takvimin değişmesiyle elbette hiçbir şey değişmeyecek. Ama  insanoğlunun iyiliğe olan inancı, kendini yenileme ihtiyacı da asla azalmayacak. Ne olur azalmasın yoksa nasıl döner bu koca dünya. 


Görsel:https://tr.pinterest.com/pin/193162271494246127/

20 Kasım 2016 Pazar

Kendin Ol, Hayatı Keşfet

     

         Hayatta tesadüflere inanmam. Kaderci olduğumdan değil, karşılaşılan her durumdan mutlaka hayatta olumlu izler bırakacağına inanırım da ondan. Polat Doğru'yu Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü'nün hazırladığı bir seminerde tanıma fırsatı buldum. Hayatım boyunca onlarca kişisel gelişim eksenli seminerlere katıldım ama bu kadar hayatın içinden ve kendimden kesitler bulduğum bir seminere rastlamamıştım. Seminer sonrasında da Ebru Tuay Üzümcü ile birlikte yazdıkları "Kendin Ol, Hayatı Keşfet" kitabı ile tanışmış oldum.

            Okuması keyifli, farkındalık kazandıran düşündüren ama umudu kaybettirmeyen bir kitap "Kendin Ol, Hayatı Keşfet". Güçlü yaşam için 10 öneri ile yola çıkan kitap her bölüm sonunda okuyucuya uygulama önerilerinde bulunuyor. Ayrıca her bölüm sonunda film ve kitap önerileri var. Okunacak kitaplar ve izlenecek filmler listemi hemen oluşturdum. Yani kitap hayatınıza kalıcı bir iyilik hali bırakıyor. Yani kitabı bitirdiğimde; "Evet , yaptığım çok hata var ama bende umut var yahu" dedirtti bana.

            Kitapta en etkilendiğim bölümler; İletişim ve Ana Babalık bölümleri oldu. İletişimde Ben Dili, Empati çok sık kullanılan kavramlar. Ancak uygulamaya geldiği zaman herkesin egosu Kaf Dağı'nın ardında. Etkili iletişim dinlemek ile başlıyor. "Kendin Ol, Hayatı Keşfet" de okuyucuya rehber oluyor bu konuda da. Ana Babalık ise herkesin ahkam kestiği çoğu zaman da sınıfta kaldığı bir mevzu. Ebeveyn olmanın zor ama bir o kadar da maceralı bir yolculuk olduğu aşikar. Ancak yetişkinlere yol gösterirken cesaretlendiren, değerli hissettiren bir üslup kullanıyor yazarlar. Tabii hataları görüp de teslim olmamak imkansız oluyor haliyle.

           Herkes mutlu olmak istiyor, herkes en çok kendisi dinlensin istiyor, herkes en iyi olmak istiyor. Yıkıp atın kendinizle aranızdaki dev aynaları. Özünüzü tanıyın ve kendiniz olun. Mutluluğu dert etmeyin, ama önce harekete geçin.

          Sevgiler...

           

19 Kasım 2016 Cumartesi

Çocuklarınızın sağlıklı gelişimine tam destek Çocuk Devam Sütü’nde!

Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.


Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.

1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.

Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.



Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Bülbülü Öldürmek

     
 "Bana kalırsa tek bir insan var.İnsanların hepsi insan.Yalnızca tek bir insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? Hepsi birbirine benziyorsa,niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar ?"


          "İnsanların çoğu iyidir, Scout, yeter ki sen onları bir gün gör."


             Kimi kitaplar vardır, etkisinden uzun süre kurtulamazsınız. O coğrafyada, o zaman diliminde yaşar, yazarın elinde sayfadan sayfaya savrulursunuz. Bundan 56 yıl önce yazılan , dünyanın bambaşka bir köşesinde yaşananları günümüzde hissettiren hatta yaşatan bu  roman daha içine çekiyor okuyucuyu. Bülbülü Öldürmek, Maycomb adlı bir kasabada Scout Finch adlı bir kız çocuğunun gözünden yaşanan bir olay çevresinde olanları anlatmakla kalmıyor. Siyahilere yapılan ırkçılık, eğitim sistemindeki yanlışlar, gelir adaletsizliği, ihmale uğramış çocuklar, cinsiyet eşitsizliği gibi konular altı kırmızı kalemle çizilerek dile getiriyor.
           
           Bülbülü Öldürmek, her ne kadar günümüz toplumlarının da ortak sıkıntılarını mercek altına alsa da bir yandan da olurken tebessüm ettiren, kimi zaman duygulandıran bir eser. 8 yaşında bir kız çocuğunun yaratıcılığı, hayalgücü , iç çatışmaları, kimi zaman muziplikleri okura roman boyunca arkadaşlık ediyor. Pulitzer ödüllü roman Gregory Peck'in başrolünde oynadığı filmiyle de en iyi film Oscar'ını almış. Filmini de en kısa zamanda izlemek istiyorum. Siyah beyaz olması da ayrıca güzel benim için.

            Uzun zamandır okuduğum en etkileyici roman Bülbülü Öldürmek. Okurken Scout Finch'in ayakkabılarını giyip tüm olup bitene eleştirel biraz da masum bir bakış açısıyla bakmak bana yaşama saygı kavramının önemini bir kez daha kavrattı. Halbuki son zamanlarda herkesin dilinde saygı duyuyorum kelamı dolanıyor. Ama son yılların en büyük yalanı bu. Sözde değil, özde saygı ile bezenirsek belki dünya biraz daha iyi bir hale dönüşebilir. 

             Hazır havalar soğudukça , kestaneli, mandalinalı akşam mesaileri başlamış alın elinize bu kitabı varın gidin buradan çok uzaklara. Arada bir kaçamak gerek çünkü...
                  
                  

30 Ekim 2016 Pazar

YAPRAK YAPRAK AŞK

         
         Sarı, mor, yeşil, kızılın binbir tonu bu aralar yaprak olmuş, başımızda uçuşuyor. Yolda yürürken renk cümbüşüne boyanmış ağaçların arasında yürümek bu mevsime has bir durum. Aklı karışık sonbahar, kış tüm yapraklarını almadan tüm enerjisini onlara göndermiş anlaşılan.

             Bu vakitler, benim gibi yaprak sevdalıları için bulunmaz bir fırsat aslında. O muhteşem tonları hayat hikayemde biriktirmeye bayılıyorum. En sevdiğim kitaplarımın arasına koyuyorum sonra onları. Bir güvercin kanadına dokunur gibi hassas davranmak gerek yapraklara. Huzur bekçilerim onlar benim. Arada bir açıp onlara bakmak, koklamak ne iyi gelir bana.

            Güz renklerine sevdalı hem de motiflere meraklı biri olarak ikisini bir arada kullanma fikri takıldı kafama. Renkleri yapraklardan aşırdım, modelini Pinterest'ten.


              Bu aralar hem okulda hem evde öyle bir tempo var ki kendime zaman ayırmam çok büyük bir lüks.  Ama bu böyle gitmez gayrı. İki hafta olacak neredeyse bir atkıyı bitiremedim. Daha kenar süsü var, ponponu var. Çok çalışmam lazım çok. Aslında atkı bahane. Maksat renk olsun, güzellik olsun. 
               Renginiz, neşeniz bol olsun. 

21 Ekim 2016 Cuma

Sonbahar Keki

     
            Havuçlu, cevizli kek zamanını gösterirken takvimler yapmamak olmazdı  elbette. Namı diğer Issız Adam kekine gönlünü kaptırmayan var mıdır acaba? Issız değil de baharatlı olsun istedim bu kek. Tarçın tek başına kalmasın, yeni bahar, muskat, karanfil, zencefil de yarenlik etsin istedim. İşin aslı Özge'nin Oltası'nda ( bir numaralı yemek bloggerım)  iki sene önce öğrendiğim bu baharat karışımı balkabağı keki baharatı - pumpkin pie spice- olarak geçiyor. Ama ben tarçının girdiği her tarife bir tutam mutlaka katıyorum. Sonbaharın kızıllı, turunculu renklerine mutfak tatları da eşlik edince daha mı güzel oluyor ne?


           Çocukların okuldaki beslenme saati için mümkün oldukça evde birşeyler hazırlamaya çalışıyorum. Paketlenmiş gıdalardan mümkün oldukça uzak durmaya çalışıyoruz ama yüzde yüz organik  bir beslenme tarzı sanırım sadece uzak bir ihtimal. Ben de elimden geldiğince evde ufak tefek atıştırmalıklar hazırlarken ufak tatları da hafızalarına kaydetsinler istiyorum. Bu arada bu baharat karışımını sütlü kahveye de kattım. Tabii çok az bir miktar. Yoğun lezzetlerden hoşlananlara kesinlikle tavsiye ederim.


              Gelelim Sonbahar Keki'nin tarifine. 3 yumurta ve 1,5 su bardağı tozşekeri şeker eriyene kadar çırptım. 1 su bardağı sıvıyağ, 1 su bardağı yoğurt, 2 havuç rendesi ve 1 su bardağı ceviz ilave ettim. Elenmiş 3 su bardağı kadar un, kabartma tozu ve 2 tatlı kaşığı baharat karışımını ilave ettim. 180 derece fırında 25 dk kadar pişirdim. Sonrası mı. Evin içinde dolaşan sonbahar renklerinin kokularına resmen hapsoldum. Keki yerken insan kendini iyi hisseder mi bilmem ama pişirirken kesinlikle iyi hissediyor.

              Hayatın akışında can sıkıcı bir çok olayla karşılaşabiliyoruz. Karamsar olmak, ümidi kesmekle ilgili o kadar çok malzeme var ki. Peki ya sonra. Sonrası hüzün, dram.... Elimizdeki nimetlere şükredip, enerjimizi olumlu olarak dünyaya yansıtmak çok daha kolay ve eğlenceli. Mutlu olmak istiyorsan bahane çok. Haydi kalk bir kek yap mesela. En basitinden artık harekete geçmek gerek.


9 Ekim 2016 Pazar

Hep Böyle Miydik Sonbahar?

       

          Sevgili Sonbahar,
         Dört mevsimin içinde en sevdiğim sensin bilirsin. Bu mevsimde doğmam, bu mevsimde evlenmem,bu mevsimde küçük oğlumu kucağıma almam ve daha bir sürü güzel olayı beraberinde getirrdiğin için inceden bir torpil geçerim sana her daim. Kızıllı, safran sarılı gazellerinin hışırtısı ile ansızın bastıran ve  toprak kokusunu ruhumun her hücresinde hissettiren yağmurlarının da payı büyük tabii bu sevdada.
           
            Senin gelmenle denize veda şemsiyeye merhaba dediğime inanır mısın hiç üzülmüyorum. Yağmurda koşmayı da seviyorum çünkü ben. İşten eve gelirken kestane kebaplarının kokusunu içime çekmeyi , balıkçı tezgahlarının önünde dikilmeyi, üşütmeyen tatlı serinliğini ne çok özlemişim meğer.  Nerede hareket, orada bereket lafını kendime düstur edindiğimden tembellikten çekip kurtardığın, biz insancıklara iyi geliyorsun be Sonbahar.

              Rengin , melodin,bereketin bir yana  ruhunun dinginliğine hayranım. Tibette yedi yıl geçirmiş gibiyim yağmurunun altında. Çaylı, kahveli, simitli, susamlı sohbetlerin iyi geliyor insana her halükarda. Ama canım Sonbaharım, dünya cadı kazanına döndü bu aralar. İnsanlar ateş topu misali. Dinlemeyi unutup, hep emir verir olmuşuz. Kendimiz gibi olmayana tahammülümüzü, sabrımızı kaybetmişiz. Yardımseverlik, hoşgörü, sevgi, fedakarlık hep lafta bir de Sadri Alışık filmlerinde kalmış gibi geliyor artık bana. Eskiyi yad edip duruyoruz, gelecek için didinip duruyoruz, şimdiki zamandan şikayetçi oluyoruz. Biz hep böyle miydik be Sonbahar?

           
            Malum, sonbahar; daha az uyku daha fazla kahve demek. E haliyle daha fazla da düşünmek demek. Canını sıkmadan inşallah. Ama sen de anlamazsan beni başka kim anlayacak?