Kar, Cadılar ve Nöronlar

       

           Kar yağmayalı iki sene oldu.  Bu sene de belli ki hasret devam edecek. Okulların ansızın tatil olmasını, çocukların kar beyazlığında yükselen kahkahalarını, özgün kardan adam çalışmalarını, kardan üşüyen parmak uçlarımın hüzünbaz hallerini özlemeye devam anlaşılan.
       
       Yeni yılın ilk günü kendim için bir şey yapmak istedim. Kar bize gelmiyorsa biz kara gideriz dedik, çıktık dağlara. Avuç içi kadar kar yeter diyordum ama bir baktım beyazlara bürünmüşüz. Yine de gözler kar bulutlarını takipte.

İzliyorum
        Uzun kış gecelerinin olmazsa olmazı TV dizileri. Fantastik kurgu meraklıları için Netflix dizisi The Witchers yeni bir soluk getirdi ekranlara. Cadılar, büyüler, iksirler, canavarlar, prensesler derken Superman'dan tanıdığımız Henry Cavill kılıcını karanlıkların üstüne üstüne sallıyor. Gümüş saçlı Geralt gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemiyor. Canavar avcısı olarak nam salsa da asıl düşmanı kötü kalpler. Hırs tutkunu insanların gerçek canavarlar olduğu ise günümüzün de bir gerçeği.


Okuyorum   
       Beyin Senin Hikayen, okuduğum son kitap. David Eagleman bir nörobilimci. Doğum anından itibaren  beyin gelişimine etkisi olan unsurları derinlemesine inceliyor. Nöronların etkileşime geçmesi, sinaps bağlantıları, kişilik gelişimi ve bir çok gizemli insan sırrına büyüteç tutuyor. Psikoloji ve nöroloji arasında büyük bir bağ var. Amaç insanı anlamaksa her iki bilim de bir dedektif gibi çalışıp, iz sürüyor. 20 yıllık meslek hayatımda edindiğim en önemli izlenim sevgi oldu. Sevgiyle büyüyen çocukların mutlu toplumları inşa ettikleri bir gerçek.

Planlıyorum
      Yarıyıl tatiline az bir zaman kala 15 gün boyunca alarmsız uyanmanın mutluluğunu yaşamayı, evimde kedi gibi kanepemde kıvrılmayı, kafamın estiği yerlere gitmeyi, sevdiklerimle daha çok zaman geçirmeyi umut ediyorum.
       Sağlıkla ve sevgiyle kalın:)
     

Yorumlar

  1. Tatilin umarım dilediğin gibi olur, ki olmaması için bir sebep yok:)
    Uzman değilim ama ben de senin gibi düşünüyorum. Çocukların büyümesinde sevgi o kadar önemli ki...Tabii ki herkes çocuğunu sever. Kime sorsan çok seviyorum der. Ama çevremde o kadar yanlış sevgi örnekleri gördüm ki, bahsedilen sevgi bu olamaz. Çocukla oyun oynamak, anlattığını dinlemek, anlamaya çalışmak, düşüncelerine saygı duymak... sevginin göstergeleri.
    Mevsimler değişti, burada bile kış yok diyebilirim. Üzgünüm ama çocuklarımıza iyi bir dünya bırakmıyoruz. Çok zor bir gelecek onları bekliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Helikopter ebeveynlerin sayısı gitgide artıyor ne yazık ki. Tavizkar davranmayı sevgiyle karıştırdıklarında çocuğa iyilik yapmıyorlar. Bu arada iklim dengesinin bozulması da en can sıkıcı durum. Umarım tüm dünyanın aklı başına gelir.

      Sil
  2. Sevilen çocuğun iyi bir toplumu inşa ettiği fikrinize katılıyorum. Sevilen çocuk şımarmıyor tam tersi ileride hayatla mücadele konusunda daha başarılı oluyor.
    İyi yıllar diliyorum...Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tüm yaşanan şiddet, zorbalık sevgisizlikten. Daha sevgi dolu bir topluma dönüşmek dileğiyle. Size de mutlu seneler, sevgiyle :))

      Sil
  3. Çocukken ben de kar yolu gözlerdim, şimdi de oğlum gözlüyor. Maalesef bu konuda çok şanslı bir şehirde değiliz. Sevilen çocuk sevmeyi de öğrenir, ve toplum ancak sevgi dili ile inşa edilebilir. İyi tatiller diliyorum.

    YanıtlayınSil
  4. Toplum olarak sevgimizi göstermeye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Sevginin şımartmasından korkup git gide daha da soğuklaşıyor ilişkiler. Sevgi dolu,biraz da kar yağışlı bir tatil olsun dilerim :)

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme