31 Ocak 2018 Çarşamba

Böyle Mi Olacaktı? Tarihte İz Bırakan 13 Ayrılık



        Böyle mi olacaktı? Tarihte İz Bırakan 13 Ayrılık kitabına Sevgili Semi'nin Mutlu Eller blogundaki çekilişte ilk olarak rastladım. Evrene afilli bir niyet attım ve şanslı kişi ben oldum şükür. Semi'nin el emeği güzelim çantası ve bu harika kitap yeni yılın ilk sürprizi oldu bana.  Beni bu güzel hediyelerle buluşturan Semi'ye kocaman sevgiler :)


         Karmakarışık gündemden, tempolu ve zalim hayattan uzaklaştıran bu kitap sayesinde hem ruhum dinlendi hem de neler öğrendim neleeer. Tarihi çok severim, itiraf edeyim tarihi magazini çok çok severim. Geçmişte yazarların, kralların, kraliçelerin, ressamların kalp sızısı ne fenaymış öyle. 

             Ayrılırken elinden geleni ardına koymamak adettendir, ama  Anne Boleyn'in idam sehpasına uzanan yolculuğu 8. Henry'den nefret ettiriyor haliyle. İmparator Nero'nun tek deliliğinin sadece Roma'yı yakmak olmadığını zavallı Poppaea'ya daha doğrusu çevresindeki herkese neler çektirdiğine de bu kitapta şahit oldum. 

              Okuduğum 13 ayrılık hikayesinde beni en çok etkileyen ise Oscar Wilde oldu. Hani Reading Zindanı Baladında diyor ya;
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

........
Bu sözleri yazacak kadar çok sevmiş ama ne yazık ki o da bir zalime gönlünü düşürmüş. Muhteşem eserler bırakmasına vesile olsa da bu acılar, arkasında kocaman bir hüzün bırakmış. 
        Üzme kendini bu kadar Oscar deyip, bol köpüklü bir türk kahvesi yapıp, sonra fal kapatıp, bak sana kısmet görünüyor diye gönlünü alasım geldi. 

         En şaşırıp kaldığım ise bir Hollywood skandalı olan Elizabeth Taylor, Debbi Reynolds ve Eddie Fisher oldu. Menekşe gözlü Liz de az değilmiş hani. 

           Böyle Mi Olacaktı? kitabında yazar Jennifer Wright sadece tarihteki ayrılık hikayelerini aktarmıyor. Eğlenceli bir üslupla, sanki eski bir arkadaşınızla pijama partisi yapıp, gıybet yapıyormuşcasına hissettiriyor. Samimi ve yerinde tespitleriyle yazar gözünü budaktan, sözünü dudaktan esirgemiyor. 

         Kitabı okurken aklımın bir köşesinde Atilla İlhan fısıldadı durdu. Ayrılık da sevdaya dahil deyip durdu.

Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
Yansımalar tutmuş bütün sahili
Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili

.....