4 Mayıs 2014 Pazar

Mutlu Hıdrellez Anıları

     
     Yüzlerce yıldır baharın gelişini ,bolluğu ve bereketi müjdeleyen Hıdrellez zamanı geldi çattı.Hızır ve İlyas'ın yeryüzüne kavuşmasıyla yeryüzünün de yeşilliğe ve berekete kavuşacağına inanılır. Dünya'da tüm kültürlerde kışın bitip baharın gelmesi kutlamalara vesile olmuştur. Güneşe, yeşile kavuşmak nasıl mutlu etmez  ki insanoğlunu.  
          Gül dalına dilek asma,yumurta boyama,  ateşten atlama, kuma dileklerin resmini çizme gibi adetleri hepimiz duymuşuzdur. Her yörenin hatta her mahallenin farklı bir hıdrellez öyküsü olabilirdi. Ve bu sene içimdeki araştırmacı blogger ruhu uyandı ve kamu oyunun nabzını ölçmeye karar verdim.  Ancak teknoloji çağının modern köleleri olarak eski ve mutlu zamanları hatırlatmak, unutmamak istedim. Hatta elimden geldiğince uygulamaya çalışıp, çocuklarıma da öğretmek istiyorum.

 'Çocukluğunuza ait Hıdrellez anıları nelerdir?' diye sordum.

 İşte Cevaplar
       
            Aslı: Gece yatmadan önce masa üstüne bir tabak un koyardık. Eğer sabah olduğunda Hızır'ın ayak izi unun üzerinde belirirse o sene bereketli geçeceğine inanırdık.

           Birgül: Hıdrellez günü eve ekmekle girmenin bolluk getireceğine inanırdık. Bir de ;8 tane karınca yuvasından kum toplanır, küçük bir poşete konur ve bir sene boyunca evde saklanır.

           Duygu: Hıdrellez'de ev işi yapılmaz, ev süpürülmezdi. Ot yolmanın da iyi gelmediğine inanılırdı. O gün eve ilk gelen kişiye göre evin bereketi belirlenirdi.

            Meltem : Eskiden köylerde, tahtalardan küçük  yollar yapılır ve bunların üzerinde gezerek her evden para toplanır ve toplanan parayla da tüm köy halkına yemek tertip edilirdi.

          Emre: Kapılara dal takılırdı. Ateş üstünden atlama ve yumurta pişirme adetleri de vardı.

          Fatma: O gün yapılan bakliyat alışverişinin uğurlu geleceğine inanılırdı. Aşure, keşkek yapılıp özlü dağıtılırdı. Kem gözlü olduğuna inanılan kimseler misafirliğe kabul edilmezdi

           Mehmet: Yüksük çorbası yapılırdı. Şeker dağıtılırdı. Eve yeşil sokulmazdı.

          Ayşe: Kestane haşlanırdı, ipe dizilir ve çocuklar boyunlarına asardı. Güreş müsabakaları yapılırdı.

           Emine ( Annem): Her Hıdrellez'de yeni elbiseler dikilirdi. Meydana büyük bir ateş yakılır ve üzerinden atlanırdı. Mutlaka madımak pişirilirdi. Su kenarlarında toplanılır, büyük salıncaklar kurulur ve tüm gün eğlenilirdi. 



            Beni kırmayarak, eski mutlu anılarını paylaşan tüm arkadaşlarıma tabii bir de anneme çok teşekkür ederim. Peki sizin mutlu Hıdrellez anılarınız nelerdir? Sıra sizde efenim:)
       

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder