23 Mart 2015 Pazartesi

İçimizdeki Şeytan

     
       "Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı?  Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması...  İçimizdeki şeytan pek de kurmaca olmayan bir kaçamak yolu...  İçimizdeki şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmaktan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde,  insan iradesinin üstündeki tesirleride arıyoruz. " 
          Sabahattin Ali işte bu satırlarla değiniyor gönüllü tutsaklığımız olan İçimizdeki Şeytan'a. Okuyup da günlerdir aklımdan çıkmayan kitaplardan oldu bu eser.  Kürk Mantolu Madonna ile tanıştığım Sabahattin Ali çatışmalarımızı, yoldan gönülsüz çıkışlarımızı inceden inceye işliyor. Hele karakterlerin iç dünyasına yapılan yolculuklar kitabın içine mıhlıyor insanı.
          Yaptığımız hataların arkasından korkakça durmayıp, topu içimizdeki şeytan'a atmanın en kolay yol olduğunu elbette hepimiz biliyoruz. Ama bal gibi de görmezden gelip geçiyoruz işte.
           Ömer ve Macide bende derin izler bıraktı. Şimdi merakla Kuyucaklı Yusuf'u okumak istiyorum.  Keşke diyorum bir de Sabahattin Ali, seninle çok daha önce tanışsaydık...


3 yorum: