1 Mart 2012 Perşembe

BİZ İKİ KİŞİYDİK



                         Her şey iki kişiyle başladı. İki kişi birbirine  aşık oldu, sevdi, söz verdi. Hayatını birlikte geçirmek isteyeceğin   insanla karşılaşınca, dünya çakılıp kalır, dönmez olur bir anda. İşte o iki kişi evlilikle taçlandırır beraberliklerini. Her şey ne kadar toz pembedir. Kadın koşarak işten eve gelir, eşinin en sevdiği yemekleri yapar. Erkek, çiçek demetiyle gelir bazı akşamlar eve.  Ev zor dağılır, kolay toplanır. Erkek de eşine yardım eder sofrayı toplarken . Pembe bir gökkuşağı sanki vardır yeni evli çiftin tepesinde. Sonra bebek hayalleri kurulur, planlar yapılır ve aylarca süren bekleyişin sonunda minik kahramanları gelir. Kadın çocukken oynadığı bebekler gibi sanar önce miniği. Sütünü içir, ninni söyle ve uyut. Bunlar yeterli ya da kolaymış gibi gelir ilk başta.  Erkek de kadına sonsuz bir güven hissi içindedir. ‘Benim karım  beceriklidir.Beni bezle-mamayla uğraştırmaz.Ne güzel bakar yavrumuza’ der .   Ve tepelerindeki o pembe gökkuşağının görev süresi dolar, başka mutlu çiftlerin yanına yol alır.  Romeo ve Julite gitmiştir. Onlar bir köprüde karşılaşan iki inatçı keçidir artık.
                İki kişilik mutluluğu üçe çıkarmak evliliğin en zorlu maceralarındandır. Yeni anne, bebeğe ve yeni kimliğine alışma dönemindeyken eşi tarafından mutlaka desteklenmelidir. Bebek bakımının çok da kolay olmayacağı ve eşlerin birbirine destek olması gerektiği bilinmelidir. Anne ve babanın sorumlulukları planlaması iyi bir çözüm olacaktır. Aksi takdirde anne ve babanın arasındaki huzursuzluk direkt olarak bebeği etkileyecektir. Stres altındaki annenin sütü dahi bebeğe ne kadar mutsuz olduğunu aktaracaktır. Stresli baba, stresli anne demek sonuç da bol ağlayan, huzursuz, uyumayan , yemeyen bir bebek. Bu çok bilinmeyenli denklemin bir numaralı ipucu empati kurmak aslında. Anne ve baba kendilerini dinlemek yerine birbirlerinin yerine geçip, hissetseler daha huzurlu bir ortam oluşturabilirler. Anne ve baba hayat molaları verebilmelidir.
                Yeni doğan bebeğe verilebilecek en güzel hediye; ne pahalı bir bebek karyolası , ne süslü bir battaniye ne de afili bir bebek arabasıdır.  Anne ve baba arasındaki huzurlu ortam bebeğinize yaşatabileceğiniz  en büyük  mutluluktur.  Bebeğin yaşamın ilk yıllarında aldığı  olumsuz enerjiyi yıllar sonra kişiliğine aktarmaması için empati  ve hoşgörüyü kalbinizden eksik etmeyin.      

10 yorum:

  1. çok beğendimmm harika bir yazı çok haklı çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hak vermene sevindim ,teşekkür ederim, mutlu et:)))

      Sil
  2. anne baba hayat molaları verebilmeli....kesinlikle katılıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet gökçe, hayat molalarına hepimizin ihtiyacı var.teşekkür ederim:)))

      Sil
  3. çok güzel yazmışsın.. ayne katılıyorum..ama bunu idrak edebilmek için sanırım anne ve babanın biraz zamana ihtiyaçları oluyor.. ne kadar çabuk geçerse bu süreç o kadar iyi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim sevgi, anne babalar eminim bu süreci empati kurarak daha kolay atlatabilecektir. Tabi söylemesi kolay gibi geliyor ama işe yarayacağı kesin:)))))

      Sil
  4. Kesinlikla katılıyorum yazınıza o destek gelmediği zaman insan çıldırma noktasına gelyor,herkes kendi sorumluluklarını yerine getirirse ne ala ama olmadığı zaman ortamda geriliyor ve en çok olan çocuğa oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. katılmana sevindim, çünkü çocuklar baş rolde olması gerekirken hep arka plana itiliyor :(((

      Sil
  5. Bende uzun bır suredır bunu dusunuyorum. Bu yazı resmen denk geldı. Ikız annesı olan bır kadının kardesıyım ve gozum korktu tum zorlukları gorunce,kendim için karar vermekte zorlanıyorum:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gaye, işin sırrı doğum öncesinde erkekleri alıştırmak bence. Başta açık açık konuşmakta fayda var. Çünkü erkekler ben beceremem deyip, sıyrılıyorlar. Belki onlarda haklı ama, 9 ay boyunca babaları hazırlamak yine annelere düşüyor.

      Sil