29 Aralık 2011 Perşembe

KAPADOKYA'YA GİDESİM VAR

   Aslında yolculuk yapmayı pek sevmem. Strese girerim  hemen, kaygılarım kudurur anında. İşte bu yüzden, onca zahmeti çekip gittiğim yer bunca zahmete değmiş olmalı. Bu aralar malum, yılbaşı arefesindeyiz. Televizyonda, twitterda, gazetelerde sürekli aynı soru. 2012'den ne bekliyorsunuz. Ah 2012,  geçmiş 2011 yılın artı milattan öncesinin beklentileri  senin üstüne kaldı gördün mü? 2012 ne yapsın, kendine hayrı yok garibimin.  365 gün  sonra o da kötülenecek nasıl olsa. 
Ben kendimden ne bekliyorum peki. Bu soruya cevap da mangal gibi yürek ister işte.  İlk aklıma geleni söylüyorum. Kapadokya'ya gitmek istiyorum. Defalarca planladığım ama bir türlü gidemediğim için eskimiş hayaller sepetine attım sanıyordum onu. 
 Hep o şikayet ettiğim rutinlerimden sıyrılmak, sırt çantam ve fotoğraf makinemle yola çıkmak istiyorum. Tarihin içinde kaybolmak, ağzım açık peri bacalarına saatlerce bakmak istiyorum. Hiç görmediğim ve bir daha görmeyeceğimi bildiğim yüzler görmek istiyorum.O sarı beyaz dünyaya dokunmak istiyorum.  Ben artık kendimi aşmak istiyorum. 
Ama karar verdim. Artık ertelemeyeceğim hayallerimi. İngiltere'ye kraliçe olacağım demiyorum ki. 4-5 saatlik yola tek başıma cesaret etmek istiyorum. 
İşte Esra'nın şundan bundan değil, kendinden istediği budur arkadaşlar...

27 Aralık 2011 Salı

OĞLUMA KİTAP YAZDIM


Okula başlarken
Biraz iddialı bir başlık oldu , kabul ediyorum. Aslında kitapçık desek bile abartmış olurum.  Sürekli çocuklarından bahseden sulu göz , evlat romantiği annelerden olmayı hiç istemezdim ama bazen tutamıyorum işte kendimi.
 Büyük oğlum Orhun 1. sınıfa gidiyor. Okul sürecimiz gayet neşeli, huzurlu , uyum içinde gidiyordu ki su çiçeği denen mahlukat-ül mikrop oğlumu ziyaret etti. Tabii 5 günlük raporla Orhun eve mahkum olmuş oldu. Ben de onun neşesini biraz  olsun yerine getirmek için bir şeyler karaladım.
 Resimleri çizerken epey zorlandım, çünkü  7 yaşındaki bir çocuğa bir şeyler beğendirmek inanın hiç kolay değil. Bu arada yazımı okunaklı yapma çabam eşim tarafından da takdir edildi. Neyse 8 sayfacıklı bir kitapçık. Orhun okurken başlarda biraz utandı ama epey de bir hoşuna gitti. Amacıma ulaşmıştım artık.
Siz de eşinize, sevgilinize, arkadaşınıza, çocuklarınıza böyle küçük sürprizler yapabilirsiniz. Her zaman dediğim gibi maddi hediyeler günün birinde çöpe gitmeye mahkumdur ama manevi hediyeler siz nefes aldıkça canlı ve taze kalacaktır. 
Haydi üşenmeyin sevdiklerinizi en güzel hayalleriyle şımartın. 

renklendirmeyi oğluma bıraktım


 kabul ediyorum, hevesli ama yeteneksiz bir çizerim:(((

 bu da kitapçığımızın arka kapağı:DDD


23 Aralık 2011 Cuma

İşte Tüm Annelerin Merakla Beklediği Tarif!

Son zamanlarda herkesin konuştuğu hatta Obama’nın hanımının bile merak ettiği tarif; Pınar Labneli!

Herkes bu tarifi merak ediyor, lezzeti dünyanın bir ucuna yayılıyor.

Pınar Labneli Yedi Baharatlı Pasta’nın tarifini www.facebook.com/PinarLabne adresinden öğrenebilirsiniz.

Diğer Pınar Labne’li tarifleri herkesten önce öğrenmek için sayfayı takip etmeyi unutmayın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

22 Aralık 2011 Perşembe

HOŞGELDİN YALAN DÜNYA

Ve beklenen an geldi. Avrupa yakası ile gönüllere taht kuran Gülse Birsel yeni dizisiyle ocak ayında,  Kanal D ekranlarında karşımıza çıkacak. Kadro alabildiğine zengin. Altan Erkekli, Füsun Demirel, Olgun Şimşek, Beyazıt Öztürk, Gülse Birsel, Hasibe Eren, Sarp Apak, Öner Erkan, Nihal Yalçın, Bartu Küçükçağlayan, Tuna Orhan, Ömür Arpacı, Hakan Meriçliler, İrem Sak, Gupse Özay ve Gönül Ülkü  ile YALAN DÜNYA bir ekran klasiği olmaya aday. Birbirinden çok zıt ve farklı iki aile, bir takım tesadüfler sonucu bir arada yaşamaya mahkum oluşlarının anlatıldığı diziyi bir Gülse BİRSEL hayranı olarak dört gözle bekliyorum. 









20 Aralık 2011 Salı

BAY BIYIKLILAR DÜNYASINDA BAYAN BIYIKSIZIM

İş hayatı denince akla ilk erkekler gelr. Takım elbiseleri, komik kravatları ve  bu aralar pek moda olan cart pembe  ya da yeşil renkte gömlekleri. Bu arada erkeler o kocaman bıyıklarıyla rengarenk gömlek kravatlar takıyor ya, beni sinir basıyor. Çok mu güzel olduklarını sanıyorlar acaba?  Neyse bir derdimiz bu olsun. İş yerinde kadın acınası, korunası bir varlıktır kimi bıyıklılara göre. Bazen aşırı bir korumaya girilir. Kadınsın ya, yönetemezsin, emir vermezsin, idare edemezsin. Kumdan kaleyiz ya, bir darbede yıkılırız sanırlar. Eğer yüzün asıksa, hemen dedikodular başlar. Kocasıyla kavga etmiş, yok çocuk hasta, bak kuaföre de gitmemiş ve bunun gibi nice saçma sapan fikirler yürütürler.Çünkü hiç bir bıyıklı, kadını  kendisinin yaptığı bir hatayla kızdırmış olacağını düşünmez. Kadınların doğasında vardır asabiyet derler. Sanki maç seyrederken duvarlara kafa atan bizmişiz gibi, yan baktın diye yolda tekme tokan birbirine girişen bizmişiz gibi.
 Amaaa, suç bıyıklılarda değil. Suç kadın olduğunu her fırsatta işyerinde hatırlatan biz bıyıksızlarda. Başarızlıklara ya da problemlere karşı kadın olmayı kullanan o kadar çok hemcinsimiz var ki.  Dilerim tez zaman da onların da pala pala bıyıkları çıkar...

16 Aralık 2011 Cuma

GÜN OLUR


Gün olur, alır başımı giderim, 
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. 
Şu ada senin, bu ada benim, 
Yelkovan kuşlarının peşi sıra. 

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; 
Çiçekler gürültüyle açar; 
Gürültüyle çıkar duman topraktan. 

Hele martılar, hele martılar, 
Her bir tüylerinde ayrı telaş!... 

Gün olur, başıma kadar mavi; 
Gün olur başıma kadar güneş; 
Gün olur, deli gibi... 

                                 Orhan VELİ


Ne çok severim ben bu şiiri ilk lise yıllarında karşılaştım bu şiirle. Hiç bıkmam okumaktan hele Zülfü Livaneli'nin sesinden dinlemekten. Bana İstanbul'u hatırlatır, martıları ve vapurun boğazın üstünde bıraktığı o köpük köpük izleri.Güneş, deniz, martılar benim enerji veren sihirli kelimelerim onlar...


15 Aralık 2011 Perşembe

YILBAŞINDA NE YAPIYORUZ

           Bu sorudan nefret ediyorum. Özellikle 7 yıldır bu soru bana ne sorulmasın diye dua ediyorum. Rutin olarak insanlar 31 Aralık gecesi bir yerlere giderler ya da birilerini davet edip yeni yılı eğlenerek kutlamak isterler. Buna bir  itirazım yok. Gayet iyi niyetli, son zamanların moda deyimiyle 'olumlamalı' bir durum bu. Ama ben 2005 yılından bu yana prens bakıcısı(anne) olduğum için hiç bir yere kımıldayamıyorum. Bıraktık anneanneye  gittik diyelim. Başlıyor bende paranoid düşünceler. Ya gece tam 12.00'de magandusun biri balkona çıkıp da sağa sola mermi saçarsa ki her yıl olan bir durum .  Ya biz dışarıdayken alkol duvarını aşan bir grup rakı şişesindeki balık, bize sataşırsa. Yok, bulut geçse nem kapar mıyım, ben evde yokken uzaylılar bizim evi işgal eder mi?????
Ne kadar saçma soru varsa böyle zamanlarda aklımda, belki mazeret uydurma bu durum. Belki de ben ayrılmak istemiyorum meleklerimden. Gece yarısı yanlarında olmazsam hep ayrı kalırız diye korkuyorum işin doğrusu.  Neyse siz bana bakmayın, korkulara ve evinize benim kadar bağlanmaya başlamadan hayatın ve o sihirli dakikaların tadını gönlünüzce çıkarın. Hepimize mutlu seneler;)))

7 Aralık 2011 Çarşamba

KARADENİZ'İN EV MODASI

Samsun'da 40 yılı aşkın süreyle hizmet veren Kemal Ateşler Mefruşat, son zamanların en büyük atılımını yapıyor. Ev modasının Karadeniz'deki nabzını tutan işletme sadece tekstil ürünleri değil mutfak , banyo ve aydınlatma gruplarıyla da dikkat çekiyor. Ben abajur gruplarına hayran kaldım açıkçası. Modern ve şık bir çizgiye sahipseniz burada epey zaman geçireceksiniz demektir.


 


 











6 Aralık 2011 Salı

PETER PAN'DAN KOCA OLUR MU?

Hiç büyümeyen, masal dünyasının en haylaz  en gözü kara kahramanı Peter Pan. Karamürsel sepeti gibi olmasına bakmadan korsanlara, haksızlıklara, büyüklerin baskıcı dünyasına kafa tutar, türlü kurnazlıklarla kötülerin hakkından gelir. Aslında Peter Pan sadece bir kahramanı değil, aramızda milyonlarcası var. Büyümeyen, büyümeyi reddeden koca adamlar olarak onlar evlerimizde aslında.


  •      Maddi olarak pek gelecek vaat etmese de, para hiç bir şey aşk herşeydir felsefesindendirler. 
  •      Çevresinde çok sayıda arkadaşı vardır. Arkadaşlıkları pazara kadar değil mezara kadardır .
  •      Çevresindeki tüm haksızlıklara bas bas bağırarak, gözünü karartarak, bodoslama girişirler.
  •      Bu arada kendi hakkını savunurken tam bir laf silahşorüdür.
  •      Beyazlaşan saçlarına bakmaz ,bilgisayarı sadece oyun aracı olarak görür.
  •      Faturaları, ödemeleri unutur, maç gün saat ve yerlerini hatta 25 yıl önce attıkları golün dakika ve saniyesini hatırlar.
  •       Sonunu düşünmez, yapacağı davranışın sonucunu tartmaz.
  •       İsterse 10 tane çocukları olsun yine  de evin en afacanıdır.

İlk bakışta sevimli gelse de Peter Pan kocalar belli bir zaman sonra sizi yormaya başlar. Sorumluluklarını kabul etmek istemedikleri gibi sizi de Kaptan Hook olmakla suçlar. Halbuki siz bir zamanlar onun Wendy'sinizdi. Bu da işleri daha da kötü yapar. Değişmeyen tek şey değişimdir, ama bu Peter Pan kocalar için söylenmemiştir. Bu koca afacanın güzel yanlarının tadını çıkarmak en kolay ve en doğru yol olacaktır aslında.