9 Kasım 2015 Pazartesi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

   
  "Korku... Korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz."
........
     "Bakın etrafa, hep maziden şikayet ediyoruz, hepimiz onunla meşgulüz. Onu içinden değiştirmek istiyoruz. Bunun manası nedir. Bir baba kompleksi değil mi? Büyük küçük hepimiz onunla uğraşmıyor muyuz?Şu Etilere, Frikyalılara   bilmem ne kavimlerine muhabbetimiz nedir? Baba kompleksinden başka bir şey mi?"
...........
     "Sanki bir deniz altı kovuğunda yürüyor muşum gibi bir türlü kavrayamadığım fikirler, bilgi kırıntıları ayaklarıma dolaşıyor, her kımıldadıkça köksüz asabiyetler, süreksiz ümitler, yersiz inançlar çürümüş yosunlar gibi kollarıma ve vücuduma sarılıyor, beni  daha derinlere doğru çekiyor, gözlerimi her açtıkça ucunu bucağını göremediğim heyula davalar yarı karanlıkta üzerime saldırıyorlar.Sonra hepsi birden bir mürekkep balığı gibi kendi savurdukları dumanın içinde kayboluyor"....

        Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile farklı, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralama fırsatı buldum. Hayri İrdal, Mübarek, Abdüsselâm Bey, Pakize, Nuri Efendi ve daha bir çok renkli karakterle tanışıp zamanın sihri içinde kayboldum adeta. Ayrıca psikanalizden tutun da  paranormal aktivitelere kadar akla gelmedik tuhaflıklara da tanık oldum Tanpınar sayesinde .

           Okuyup da tesiri altında günlerce kalmamak imkansız Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü. Başımıza gelen olumsuz durumların sorumlusu biz miyiz yoksa herşey kader mi?  Parayla saadet mümkün mü?  Zamana daha doğrusu kaderimize hükmedebilir miyiz? Para ile sevgi doğru orantılı mıdır? Eşyaya manevi anlam yükleme pagan inançların bir uzantısı mıdır?  İşte kafamın içinde böyle deli sorular dolaşıyor şu an.

      Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ince bir ustalıkla kelimeleri işlediği bu eseri daha önce okumadığıma pişmanım. Türk edebiyatının yeri elbette her zaman bambaşka. Bestseller bir kitap iki günlük duygular yaratırken gerçek bir edebiyat eseri ömürlük duygular yaratmıyor mu?

         Tanpınar'dan bahsedip de 'Ne içindeyim zamanın' şiirine değinmemek de olmaz değil mi?
NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.
       Selam olsun Türk Edebiyatının ölümsüz kalemlerine....




   

     


   

2 yorum:

  1. Ben de okuyacağım, senin tavsiyenle daha bi isteklendim şimdi :)

    YanıtlaSil
  2. Ben de görüyorum pekçok kişide, bir türlü alıp okuyamadığım kitaplardan.

    YanıtlaSil