6 Mayıs 2015 Çarşamba

Terlik mi Pırlanta mı?




            ''Gelin çiçek derelim, yollarına serelim. Sevgi dolu türkülerle annemize verelim'' şarkısı çınlar kulaklarımda her anneler günü öncesi. Ama çiçekler, sevgi dolu türküler pek revaçta değil artık.  İnternet aleminde,  televizyonda, dergilerde her reklamda bir anneler günü temasıdır aldı başını gidiyor.  En masumane duyguların sade bir biçimde takdimi olan bu gün içimizdeki minik tüketim canavarını nasıl da gıdıklıyor.

         Süt, beyaz eşya, parfüm, ütü sektörü her yıl mayıs ayının ikinci pazar gününe kanalize olmuş durumda.  Anne, sevgi, süpürge kelimeleri nasıl olur da aynı cümle içinde kullanılıp insanı ürünü almaya ikna edebilir. Tamam anladık,  ürününüzü tanıtın. Şakkıdı marka terlikler annenize şık bir hediyedir diye övünün. Ama damardan girişler yaparak, şiirsel metinler hazırlayarak , nemli gözlü bakışları abartarak sinir katsayımı ne olursunuz hoplatmayın. Neticede terlik tehlikeli bir hediyedir. Çat diye kafanıza inebilir.   Ah bir de o pırlanta reklamları yok mu? Koçbaşı kadar taşı olan yüzükleri gözümüze sokuyorsunuz da elinize ne geçiyor. Atla deve mi demeyin. O yüzükle hem at hem deve net alınıyor. Ben hesapladım. Çeyrek taksak nasıl olur acep?

          Her sene aynı zamanda aynı reklamlara maruz kalıyoruz. Ama bu sene daha bir duygulu, daha bir abartılı ve daha bir itici buldum piyasaları.  Efendice kutlayın, ayrıca kutlamayın da.  Size mi kaldı benim anneler günümü kutlamak. Anne çocuk arasına girip, parazit yapmayın pek sayın dev markalar. Çoluk çocuk, genç, yaşlı anneme ne hediye alacağım telaşında.  Herkes gönlünden ne koparsa bir şeyler yapma çabasında elbette.  Maksat anneleri mutlu etmek, onlarla hoşça vakit geçirmek, birazcık da şımartmak tabii ki. Ama bu günü buruk geçirenler, hediye almaya gücü yetmeyenler de var Bay Kapitalizm.

         Domateslerin kokusunu kaybettiği gün her şey tüm masumluğunu yitirdi ne yazık ki.  Ama olsun benim aklımda yine aynı şarkı.  'Gelin çiçek derelim, yollarına serelim.... '

         


         

12 yorum:

  1. her şey yapay her şey maddi... tek istediğim sabah bir kahvaltı ve öpücüklerle uyanmak :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele ki kahvaltı sofrası da hazır olursa en mutlu pazarımı yaşarım ben de :))

      Sil
  2. ben iyiden iyiye sinir oluyorum bu duruma,sanki hediye almayan annesini,yada kendisini değersizleştiriyor.
    kısmet olursa ben yine anneler günü sofrası kurmak istiyorum evimde:))
    annelerle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin kötüsü yıllar geçtikçe daha abartıyorlar hediye olayını. Ne kadar pahalıysa o kadar çok seviyoruz sanki. Anneler günü eşittir hediye döngüsü kırılsa keşke. Sofranız şimdiden bereketli olsun :))

      Sil
  3. bizlerde tüketim çılgınlığının bir parçası oluveriyoruz istemesek de.. bahçeden çiçek topladığım anneme şiir yazdığım günleri özlüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kargacık burgucuk bir yazıyla yazılmış şiiri dünyalara değişmem ben de. Dünyanın en kutsal duygusu olan anneliği ticarete dökmeseler keşke. Hediyeleşmek elbette çok güzel, ama yarış haline gelince gerçeğin tadı kaçıyor ne yazık ki.

      Sil
  4. Koç başı .:)
    Kahvaltı, sauna,masaj olabilir:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Masaja ve hazır bir sofraya tabii ki ben de hayır diyemiyciim :))

      Sil
  5. Ben genelde anne neye ihtiyacı var mı diye soruyorum direk. Bunca yıllık anne kızız, o kadar hukukumuz olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun ayol, aman pırlanta falan istemediler de :))

      Sil
    2. Olsun ayol, aman pırlanta falan istemediler de :))

      Sil
  6. Hiç sevmiyorum böyle kalıplaşmış günleri. Biz böyle kutlamaktan ziyade anneme gittiğimde ya da o bana geldiğinde bir şeye ihtiyacı varsa çıkıp alıyoruz. Anneler günü niyetine:)

    YanıtlaSil