4 Eylül 2014 Perşembe

DOWNTON ABBEY DOSYASI

       
           Downton Abbey tam dört senedir nasıl olduysa kalbimi bir türlü fethedememişti. Kasvetli bir şatoda geçen , asilzadelerin serçe parmak havada çay keyiflerini izlemek gibi bir niyetim yoktu açıkçası. Ama merak da etmiyor değildim hani. Yazın dizi sezonunun tatilde olmasından istifade ederek, başladım mavi kanlıların dünyasına göz atmaya. Önce muhteşem kostümler beni cezbetti , itiraf ediyorum.  Sonra , amanın iki haftada 4 sezonu tamamlamışım. Artık oturup kalkmam bile değişti yahu. Şapkasız, eldivensiz sokağa çıkamaz oldum ayol :) Hatta geçenlerde 'Ben Crawleygillere çaya gidicem' diye hafif bir şuur kaybı yaşamışlığım var.

           Hayatta aksiyonsuz dizi izlemem diyen ben, 5. sezonun yayınlanacağı 21 Eylül'ü iple çeker oldum. Downton Abbey 1. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında bir malikanede yaşayan insanların hayatlarına mercek tutuyor. Kah bir Kont kızı oluyorsunuz, kah bir uşak, bazen de bir aşçı yamağı. Karakterler öyle detaylarına kadar işlenmiş ki, en umursamadığınız karakter bile bir anda bölümün kahramanı olabiliyor.

           Hani 80'li yıllarda 'Zenginler de Ağlar' diye bir Brezilya dizisi vardı. Aslında dizinin alt başlığı bu da olabilirmiş. Kont kızı olmak hele ne zor işmiş. Vay kimle evleneceksin? Ünvanı var mı? Arazisi var mı? Başta bu gibi sabun köpüğü dertlerle başlayan dizi, zaman içinde insanların iç yalnızlıklarına ve tutsaklıklarına da yer veriyor. En acı yalnızlığın kalabalıklar içindeki yalnızlık olduğunun altını özenle çiziyor Downton malikanesi.Hele son sezon, kalbime kalbime işledi.

           Özellikle evin hizmetkarlarının yaşam öyküleri Downton Abbey'i daha hissedilir kılıyor. Aşkları, geçim sıkıntıları, hayal kırıklıkları, mücadeleleri, hataları ile diziyi daha gerçek hale getiriyor. Geçmişte günümüze  sınıf ayrımcılığı, kadının sosyal statüsü gibi konularda da ne kadar yol alındığının da açık eleştirisi de gözler önüne seriliyor. Bir insanın dini inanışı, cinsiyeti, cinsel tercihi, renginin hala  ayrımcılık faktörü olduğu ortadayken 20. yy başlarındaki durumu varın siz tahmin edin.

           İnsanların duygularını anlatan kitapları, filmleri, dizileri çok seviyorum. Bundan 100 yıl önce yaşamış bir ladynin de  bir uşağın da hissettikleri çok ama çok önemli benim için. Utanmak, sevinmek, üzülmek, kıskanmak, nefret etmek, aşık olmak... tüm duygular, hepsi bizim için değil mi?

             İster bir şatoda doğ ister bir kulübede , hissettiğin kadar insansın işte.


Not: Vur patlasın , çal oynasınlı Downton Abbey Özel Dosyası karakter analizleri ile çok yakında yayında...
           

8 yorum:

  1. ben de bu ziye başladım ve içine giremedim.tekrar mı şans versem.Çok aksiyonsuz gelmişti hatta hımym da bu diziyle dalga geçirmişlerdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de başta aksiyon fukarası bulup, tereddüte düşmüştüm. Daha sonra izlediğim diziler ne kadar çok birbrine benziyor diye düşündüm. Bir şans daha verdim , ah bir de o kostümlerden gözümü alamadım tabii. Sonuç olarak 5. sezonu sabırsızlıkla bekliyorum. Sen de bir şans daha ver istersen :)

      Sil
  2. YAzın ve fotoğraflar sayesinde biraz sonra Google'a yazıp enter'a basacağım ve dünyasına dalacağım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim, yorumlarını bekliyorum ama. Umarım sen de benim gibi bu malikaneden keyif alırsın :))

      Sil
  3. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle keşfettiğim blogunuzda bir süredir sessiz takipçinizim. Anlatımınızı çok samimi, ilgi alanlarınızı kendime çok yakın buluyorum. Yabancı dizi takibi konusunda pek başarılı olamasam da bahsettiğiniz dönemler ve duygu anlatımları benim de çok ilgimi çektiğinden izlemek istedim. Siz de bunları bilin istedim:) Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banu, yazdıkların beni hem mutlu hem de mahcup etti. Hissettiğim gibi yaşayıp, yazıyorum sadece. Samimi bulduğunu ifade ettiğin için çok teşekkür ederim. Tanıştığımıza çok memnun oldum Banu :))
      Sevgilerimle...

      Sil
  4. bende merak ettim bu diziyi dönem filmlerine bayılırım zaten izlenecekler arasına girdi bu arada banu o arkadaş ben oluyorum galiba değil mi?:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaa Sevgili adaşım , demek sendin o arkadaş. Utandıkça utanıyorum yaw:P Esracım, dizide aşk var, ihtişam var, hüzün var, neşe var. Zıtlıklarla dolu bu şen malikaneye sen de bir göz at derim :) Sevgiler :))

      Sil