17 Ekim 2013 Perşembe

GÖBEK ÇETESİ İŞ BAŞINDA

      Ne demiş beyaz önlüklü doktorlarımız; Üç beyazdan uzak durun. Şeker , un, tuz  diyerek de sağ el işaret parmaklarını burunlarımıza doğru sallamışlardır. Doğru diyorlar da Bayram gelince o doktorun parmağı pek umurumuzda olmuyor işin aslı. 


          Bayramla birlikte gizli bir şebeke mideleri daha sonra da göbek ve kalça bölgesini ele geçirmeyi planlıyor. Ve her Bayram da başarılı oluyorlar. Her televizyon kanalına püskürtücü güç olarak birer diyetisyen konulsa da,  Gülben Ergen'in verdiği 11 kilo gözümüze gözümüze sokulsa da , Göbek Şebekesi ne yazık ki çökertilemiyor. Hele o ev baklavası denen örgüt başı var ya. O işte en fenaları ve en azılıları. Yıllardır lezzeti hiç bir sağlıklı gıda ile yakalanamadı. Alternatifi yok oğlu yok. Revanisi, tulumbası , bülbül yuvası derken şeker komasına her Bayram dalıp dalıp çıkıyorum işte. 
            Örgütün tek çalışma sahası Türk Mutfağı değil elbet. Çikolata denen Frenk adeti ,  kahvenin yanında evlerimize sızmayı çoook yıllar önce başarmıştır. Benim gibi çok akıllılar kahveyi şekersiz yapar ki yanında 15-20 tane çikolata yiyebilsin diye. Tabii süslü püslü ambalajları, ufak tefek olmaları da kadın milletinde hemen bir sahip olma duygusu uyandırır. 
           Lokumuydu, şekerlemesiydi, bademiydi falanı , fıstığı derken Bayram kilosu diye bir tabir literatüre girmiştir artık. Binlerce evden elmalı tarçınlı metabolizma çayları kokusu yükselecek eminim. Yeşil çay satışları patlama yapacak, kepekli ekmekler kaybettikleri popülerliklerine kavuşacak. 
          Ama olan olmuş ve örgüt amacına ulaşmıştır artık. En az 1-2 kilo  alınarak bir Bayram daha sona ermiştir. 

         Şimdi bana sorsanız, pişman mısın? Büyük bir pişkinlikle 'Pişman değilim' diyebilirim size. Söyleyin bayramda kahvenin yanında brokoli mi ikram etseydim. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder