6 Mart 2013 Çarşamba

AİLE PSİKOLOJİK DANIŞMA MERKEZLERİ

      Gözümüz ağrır doktora gideriz,  cildimiz kızarır doktora gideriz, midemiz bozulur doktora gideriz. Peki ruhumuz ağrıyınca ne yaparız. Düşünelerimiz bulanınca, duygularımız karışınca, içimizdeki çocuk bize küsünce ne yaparız? İnsanız, sırf kastan kemikten mi yaratıldık? Karamsarız, öfkeliyiz, mehametsiziz, benciliz, bağımlıyız. Hepsi biziz. Hatta fiziksel  hastalıkların  kökeninin ruhsal olduğu da bir gerçektir. Yaşama sevincimiz kaybetmemiz, göz sağlığımızdan daha az önemli değil. Ama ruh sağlığımız kadar ihmal ettiğim başka bir durum var mı acaba?
      Kendini ifade edememek, hayır diyememek, şiddet uygulamak, yalnız hissetmek, insanlara güvenememek, şüpheci olmak tüm bunların yaşamımızın kontrolünü ele geçirdiği durumlarda uzman desteği almamız gerektiğini hepimiz biliyoruz aslında. Toplumda sıkça ifade edilen bir savunma mekanizması var.' Ben psikolojik yardım almam, deli miyim'. İnsanların böyle düşündüğüne inanmıyorum. İnsanların bu şekilde düşünmelerinin sağlandığını düşünüyorum. Kasıtlı değil elbette. Sağlık alanında bir çok önemli hamleler atılırken ruh sağlığı bu zamana kadar hep geri planda kaldı. İnsanlar maddi yetersizliklerinden ya da hastanelerdeki kalabalıktan ötürü yeterli hizmet alamamaktan şikayetçi. 
      Ağır psikiyatri vakaları için elbette hastane gözetimi şart. Ama günlük hayatta insanların eşiyle, patronuyla, sevgilisiyle, çocuğu en önemlisi kendisi ile yaşadığı problemlere yardımcı olacak , rehberlik edecek bir uzmana insanlar çok zor ulaşıyor. Sorunlar daha büyük hale gelmeden müdahale edilemiyor ne yazık ki.
      Peki ne yapılmalı. Her mahallede bir Aile Hekimi var. Aynı hizmet oranında her mahallede bir Aile Psikolojik Danışma Merkezi de olmalı. Psikolojik yardım vatandaşa zor, ulaşılmaz olarak sunulmamalı. Toplumun çekirdeği ailenin bütünlüğünü korumak adına bu merkezlerin açılması ile toplumun genelinde bir ferahlama olacağına inanıyorum.
       Psikolojik danışman , psikologların ve psikiyatri  uzmanlarının  hizmet verdiği bir merkezin mahallenize açıldığını düşünün. Öfke yönetimi, hayır deme becerisi, problem çözme becerilerinin aktarıldığı ve mahreminizi koruyan bir kurumun varlığı sizi daha rahat hissettirmez mi? 
      Dileyelim gerçek olsun, hepimizin ruhu sağolsun....
     

2 yorum:

  1. valla ne iyi olurdu şöyle toplu seminerler falan en azından çocuklara nasıl davranılması gerektiği konusunda tv lerde daha çok program olsa bari gelecek nesilleri kurtarsak...

    YanıtlaSil
  2. çok önemli bir konuya değinmişsin...gerçekten çok değerli bir öneri bu yaptığın..
    öyle büyük bir gereksinim ki ,, umarım insanlar yöneticiler de bunun farkına varır birgün..

    YanıtlaSil