24 Nisan 2012 Salı

ŞİDDETTİN SINIRI VAR MI?

        Gazeteler, televizyon kanalları, sivil toplum kuruluşları; hepsinin sıkça dile getirdiği bir konu var ki, o da şiddet. Kadınlara ve çocuklara uygulanan şiddet büyük çoğunluğu oluşturuyor ne yazık ki. Şiddet daha çok güçlü olandan güçsüz olana uygulanıyor. Elbette onaylanamaz ve mazeret gösterilemez. Çocuklar söz konusu olunca toplum olarak garip bir savunma mekanizması geliştiriyoruz ne yazık ki.
 'Bir tokat attım dayak sayılmaz ki',
 'Ayda bir kaç kere babası döver ama sürekli dövmez', 
 'Vurmadan önce uyarıyorum, dinlemeyince vurmak zorunda bırakıyor beni', 
 'Yüzüne vurmam, arkadaşlarına mahçup olmasın'....
      Örnekler sayılamayacak  ve mazeret olamayacak kadar  fazla. Çocuklara uyguladığımız olumsuz davranışları mantığa bürümek çok sık rastlanılan bir durum. Bu büyükler için korkutucu bir durumdur. Çünkü siz mantığa bürüdükçe pişmanlık duygusunu derinlere gömersiniz. Pişman olmadığınız davranışı rahatlıkla tekrar uygularsınız. 
      Ana dilini olduğu gibi vücut dilini kullanmayı da öğretiyoruz yavrularımıza. Örnek verecek olursak; Vitrindeki biblolara uzanan çocuğun ellerine vurulur ve 'cıs' denir. Zaman geçer çocuk okula başlar, arkadaşı izinsiz kalemini alır, çocuk da arkadaşına vurur.Arkadaşına vuran çocuğa evde anne baba da aynısını iade eder. 
Soru:  İletişim, dinleme, bilgi alış verişi, örnek olma,ikna etme, empati  bunun neresinde? Zor mu geliyor yoksa. Çok mu kıymetli vaktimiz , çocuklarımızı öteleyecek kadar. Anne baba biblolara uzanan çocuğa sebeplerini açıklayarak hayır dese, kararlı davranmaya devam etse çocuk şiddetle istismara uğramayacak ve arkadaşına da zarar vermeyecekti. 
    Şiddetin sınırı yok. Dayak sayılmaz diye nitelendirdiğimiz balondan inanışlarımızı terk edelim. Yapılan davranışın sorumluluğunu almaktan kaçmak, sözde  mantığa bürümek çocuğumuza sorunları şiddetle çözmeyi öğretmemizi sağlar. Çocuklarımıza zorbalık eğitimi değil, etkili  iletişim eğitimi verelim. Hem anne baba hem çocuk hem toplum kazansın..

4 yorum:

  1. Şiddet uygulayan, çocuğunu tartaklayan veya bir başkasına kötü muamele eden bireylerin terapiye tedaviye ihtiyaçları vardır, sizin bu yazınızı okuyan bireylerde varsa eğer bu şekilde davranan nasıl bir yol izleyip bu kötü davranışlarından uzaklaşır?
    Yabancı filmlerde görürüz, mahkeme dayakçı kocayı hemen sosyal hizmete mahkum eder ve devletin yönlendirmesi ve şart koşmasıyla mecburi terapi grubuna katılır, var mı bizim ülkemizde de böyle bir uygulama?

    YanıtlaSil
  2. Elini uzattığında ona vurmak... Bunun çocuğu pasifleştirdiğini, toplumda sessiz kaldığını düşünürdüm. Ama böylesi etkiside varmış demek. Sonuçta dediğiniz gibi o da şiddet ne yazık ki.
    Bazen öylesi şeyler yapıyoruz ki, bir bakıyoruz çocuk onu fazla fazla kapmış. Sonrada içinden çekip alamıyoruz..

    YanıtlaSil
  3. ay nasıl güzel anlatmışsın ya.. olabildiğince dikkat etmeye çalışıyorum ben de.. ama genlerimize işlemiş resmen ya.. ıh ıh diye ellere vurmak.. geçen annemdeyken istediği bişiy yapmadım, ağladı cadı.. annem hemen ıh ıh diye benim bacağıma vuruyor.. bi daha sakın yapma anne diye kükredim valla..çok dikkat etmeliyiz çok..

    YanıtlaSil
  4. Çocuk sehpaya vurur dizini, sehpayı döveriz "al sana al sana ne yaptın" . Daha minnak bişeyken çocuk kaydediyor taa oralardan bu davranışları. Bir de ittirmek-kaktırmak şiddetten sayılmıyor çoğunun lugatında, öyle sıradanlaşmışki...

    YanıtlaSil