
Derken çocukların yatma vakti gelmiş, erkek olan o onun görevi çocukları yatırmak. Dizinin en heyecanlı yerinde kalkmak olmaz. Maçın tekrarını kocanız internetten izleyiversin.
Çocuklar yattıktan sonra size ne kadar yorulduğunu, gün boyu iş yerinde akşamda evde yıprandığını , en azından karısı olarak ona birazcık destek olmanızı istiyor. Çalışan bir baba olmanın onu ne kadar yorduğunu falan söylüyor. Yine başladın dır dır etmeye diyorsunuz. Gün boyu işte kafanızı o kadar yorduktan sonra evde de kocanızın memnuniyetsizliğinden bıkıp usanıyorsunuz. Erkek milleti işte deyip sinirlenmemeye çalışıyorsunuz...
Şaşırtıcı değil mi. Hatta imkansız.Kadın olarak da elbette böyle bir tavrı onaylamak vicdansızlık olur. Ama bu vicdansızlığa her gün milyonlarca kadın maruz kalıyor. Çalışma hayatında olmak kadına ekonomik özgürlüğünü kazandırıyor. Ancak eşleri tarafından bir çok çalışan kadın hala mutfak robotu, ütü, çamaşır makinesi muamelesi görüyor. Mesele erkek-kadın meselesi değil. Biz kadınlar severek hazırlıyoruz o güzelim sofraları, titizlikle yapıyoruz o jilet gibi ütüleri. Mesele kadın ya da erkek olmaktan önce insan olduğumuzu unutmamakta.
Yorumlar
Yorum Gönder