17 Şubat 2015 Salı

AİLE İÇİ ŞİDDET DİYE BİR GERÇEK VAR

       
            Günlerdir yaşanan acı olayla ilgili binlerce soru kafamızda dolanıp duruyor. En çok merak ettiğimiz de nasıl bir anne bu caniyi yetiştirmiştir oldu. Annelerin aşırı korumacı, hatta kayırıcı tavırlarının ileride ciddi problemler yarattığı aşikar. Ama biz kadınlar hemen başladık birbirimizi suçlamaya. Kadın kadının kurdudur, lafını doğrular vaziyette annesi onu bu hale getirmiştir diye yargılar geliştirdik durduk.  
             
       Unutmayalım ki,  ülkemizde ailelerin  %34'ünde fiziksel şiddet , %53'ünde sözlü şiddet uygulanıyor. Çocuklara yönelik fiziksel şiddetin uygulanma oranı da %46'dır. Yani neredeyse her iki çocuktan biri aile içi şiddete maruz kalıyor. Tabii bunlar resmi rakamlar. Yani kayıtlara geçenler. Aile içinde şiddet uygulayan baba figürü ve sonuçlarına ne yazık ki hepimiz dehşet içinde şahit olduk. Şiddetle büyüyen, duyguları bastırılmış, kendini ifade edememiş ve sevgisiz bir ortamda büyüyen   çocuk yetişkinliğe geçtiğinde yani hayatı hakkında kontrol sahibi olduğunda ne yazık ki kendinden (fiziksel olarak) daha güçsüz olanlara kendini ispat çabasında olabiliyor. Elbette çocukluğunda aile içi şiddete maruz kalmış her insan yaşadığımız elim olayda olduğu gibi insanlığını kaybedip canileşmiyor. Canileşmek zorunda da değil . Ama kimilerimiz yaşadığımız olumsuz yaşantıları olumlu halde yansıtma becerisine sahipken kimilerimiz beterin beteri olmak hırsıyla hayatta kalıyor.
            
                 Gözleri bu noktada Aile İçi Şiddet sorununa çevirmekte fayda var. Şiddete uğrayan kadın ve çocuklar için gerekli rehabilite çalışmaları, sosyo-ekonomik ve psikolojik desteklerin arttırılması elzemdir. Şiddette maruz kalanlar çoğu zaman tehdit problemi, toplum baskısı gibi sebeplerden resmi makamlara şikayetlerde bulunamıyor. Bu noktada toplumun her kesimine görev düşmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan kapı komşusuna kadar toplumun her birimi duyarlı davranmadığı sürece kadına uygulanan şiddet ve istismarın önüne geçilemez. Tabii yargının da maksimum duyarlılıkla konuya yaklaşması en hassas noktalardan biri.

                Yaşadığımız acı olay sonucu, herkes bir silkelendi, nerede hata yapıyoruz diye sormaya, tedbirleri arttırmaya başladı. En azından öyle görülüyor.  Umarım alınması düşünülen tedbirler yürürlüğe girer. Olayın etkisiyle , insanlar toplumun en önemli sorunu olan şiddet sorununu konuşuyor. Tek dileğim bu konunun unutulmaması. 

               Şiddete maruz kalan çocukların psikolojik destek almasının, toplum tarafından desteklenmesinin, ona kalkan ellerin cezalandırılmasının ne kadar gerekli olduğunu çok ama çok acı bir dersle öğrendik. Aslında biliyorduk da hep halının altına süpürüp duruyorduk. Vakit dip doruk ayıplarımızdan arınma vaktidir. Birbirimizi suçlamadan önce vicdanımızla yüzleşme vaktidir.

           Kardeşlikle, saygıyla, sevgiyle  yaşayacağımız günler dileğiyle...


İstatistikler: http://dosyalar.hurriyet.com.tr/aileici/aileicisiddet2.asp
Detaylı bilgi için: http://aileicisiddeteson.com/
Görsel: https://tr.pinterest.com/pin/193162271494589082/

             

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder