17 Ekim 2014 Cuma

BEN SANA KÜSTÜM

           Ne kadar affediciyiz? Kırılan kalbimizin onarılmasına ne kadar izin veriyoruz? Peki bilerek ya da bilmeyerek üzdüklerimizden özür dilemek ne kadar zor gelir bize? Ben sana küstüm demekle sorunları çözebiliyor muyuz peki?


               Kimi zaman gururumuzu bahane ederiz , bazen de öfkemiz baldan tatlı gelir. Küskünlükler bulduğumuz binbir mazeretle gelir içimize yerleşir işte. Kızgınlıkla attığımız adımlar bize hep pişmanlık getirse de çoğu zaman bunu kendimize itiraf edemeyiz ne yazık ki. İnsanı da yiyip bitiren kendi kendine itiraf edemedikleri değil midir zaten? 

             Kolayca kalbimizin kırılmasına izin verirken , başka gönülleri kırarken neden bu kadar rahat davranırız ki? İnsanoğlu, çelişkiler diyarı.

            Öfkeyle kalbi karartmak kolay, zor olan affetmek. Bu yüzden belki de dünyada barıştan çok savaşlar konuşulur oldu. Olumsuz duygular uğruna harcıyoruz, iç güzelliklerimizi ve erdemlerimizi. Gelecekten, çocuklardan bahsediyoruz bir de. İç öfkemizle  egolarımızı  beslerken, çocuklarımızın bu durumdan etkilenmemesi imkansız halbuki. Anne babanın çevreyle yaşadığı küslüklere, kırgınlıklara şahit olarak büyüyen çocuk için hayatın rengi şeker pembesinden griye çalar ne yazık ki.

            Çocuk, arkadaşıyla anlaşmazlığa düştüğünde, öfkesini kontrol edebilmeyi ve uzlaşmayı ancak anne babasının tutumlarından öğrenecektir. Tartışmak, fikir ayrılığına düşmek, sinirlenmek normal şeyler elbette. Ama öfkemizi kontrol etmeyi biz bilemiyorsak, çocukların ilerideki hayatında yaşayacağı problemlere de hazırlıklı olmalıyız. 

            Dünya , cadı kazanı gibi bu aralar. Her yanı mutsuzluk, gözyaşı kaynıyor. Zaten durum böyle iken işleri besbeter etmenin bir anlamı yok. Hepimiz dünyada barışı istiyoruz ama önce neden kendi çevremizle barışmayalım ki. İç harbimizi bir kenara bırakıp zeytin dalı uzatmak bizi inanın daha az yorar ve üzer.

          Çocuklar için mutlu ve barış dolu bir gelecek hayali kuruyoruz ama günlük hayattaki  çekişmelerimizle onlara çoğu zaman olumsuz örnek oluyoruz. Önce onlardan özür dileyerek işe başlamak lazım belki de. Sonra da içimizi karartan , kara bakışlı duygulardan arınmak gerek. Nasıl mı? Daha çok severek, şükrederek, hayatı hissederek...
            

Görsel:Pinterest

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder