2 Aralık 2013 Pazartesi

GEZGİN MASALCI

      ''Tam o sırada yeşil renkli büyük bir sırt çantasıyla, nereden geldiği belli olmayan bir hanım 'Merhaba' dedi. Turuncu kıvırcık saçlarını tepesinde kocaman bir toplamış bu yabancı da nereden çıkmıştı böyle. ''  İzin isteyerek ıhlamur ağacının hemen altında, bir köşesinde oturduğum banka doğru yanaştı. Yabancılarla konuşmaya pek  meraklı olmadığımdan usulca bir 'Tabii' sesi çıkardım. Sonra yeşil çantalı kadının yumuşak sesinden ve sürekli gülümseyen halinden utandım.

        Nasıl bu kadar da soğuk davranabiliyordum. Altı üstü bir çocuk parkındaydık. Çocuklar oynarken, anneler banklarda oturup laflardı. Belki o kadar sıkılmıştım ki artık bu durumdan soğukluğumla buzdan bir fanus yaratmıştım kendime.Kızı doğduktan sonra binbir emekle kazandığı avukatlık kariyerine son vermiş , tek sosyal faaliyeti çocuğunu parka getirmek olan bir kadından fazlasını da beklemeyin lütfen. Huyumu suyumu bilenler de pek yanaşmaz olmuştu zaten  bana.
      Ama bu yeşil çantalı kadının yanında çocuğu yoktu. Etrafa hevesli gözlerle bakıyordu sadece. Otuzlu yaşlarında görünüyordu , kırmızı çerçeveli gözlükleri onu biraz bilgiç gösterse de burnunun üzerindeki çiller sevimli bir kız çocuğu hissi yaratıyordu. Hem merak ediyordum bu yabancıyı hem de biraz şüpheleniyordum. Hem o sırtındaki kocaman, yeşil çanta da neydi? 
       Ben onu gizliden gizliye incelerken birden göz göze geldik. Kocaman gülümsüyordu bana. Dayanamadım , hiç haddim olmamasına karşın soruverdim birden 'Birini mi bekliyorsunuz?'
Hiç şaşırmadan cevapladı 'Aslında birini değil, birilerini. Çok mu  belli ediyorum dedi ve ardından minik bir kahkaha patlattı. Benim afallamama mı güldü, yoksa keyfi çok mu yerindeydi anlayamadım. Hatta bozuldum.
       Düşen yüzümü fark edecek olacak ki biraz kızardı. Ve başladı tüm meraklarımı kaldırmaya.
' Adım Özge. Bu çocuk parkına ne kendi çocuğum ne de bir akrabam için geldim. Buraya geliş sebebim, sizin çocuklarınız. Durun hemen öyle endişeli gözlerle bakmayın lütfen. Gezgin Masalcı diye bir hareket bizimkisi. Gönüllülerden oluşan bir grubuz ve şehrin farklı noktalarındaki parklarda çocuklara kitap okuyoruz. Hiç bir ücret hiç bir katılım beklemeden. Amacımız, çocuklara kitap okumak, sadece kitap okumak. Merakla etrafı izliyordum, ki bu durum sizi muhtemelen rahatsız etmiştir. Sadece çocukların oyunlarını tamamlamalarını, enerjilerini boşaltmalarını bekliyordum' dedi. 
         Hiç bir karşılık beklemeden bir şeyler yapmak. Üretmek, okumak, çocuklarda hayaller yaratmak. Sustum sadece sustum ve izlemeye başladım. Kocaman yeşil çantasından renkli masal kahramanlı kitaplarını çıkarttı. Diğer banklardaki annelere bir tatlı tebessüm fırlattı. Hiç bir çocuğa gel bile demeden başladı kısık sayılmayacak orta güçte bir sesle 'Çizmeli Kedi'yi okumaya. Derken kızım geldi ilk yanımıza, hiç bir şey söylemeden usulca kucağıma oturup Özge'yi dinliyordu. Sonra başka çocuklar, başka, başka dünyalar...
        .......
        Aradan az bir zaman geçti ve kızımla el ele gezip parklarda çocuklara Masal okuyordum. Evet ben artık bir Gezgin  Masalcıydım. Hayallerimde mahkemelerde hakimlere hitap etmek vardı. Ama şimdi kızımla el ele çocuklara sesleniyordum. Ve artık sayelerinde gülümseyebiliyordum.
---------------------------------------------------------------------------------------------


Gün 2. Herhangi bir kitabın, herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin. O satırla yazıya başlayın, gerisi sizden…
#blogfırtınası 2. gününü de böylece tamamlıyorum:)
         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder