7 Eylül 2013 Cumartesi

SÜNGER BOB AĞLATTIN YA SEN BENİ


                  Uzun zaman sonra beklenen an geldi çattı. Ege, pazartesi günü okula başlıyor. 2,5 yaşından bu yana her sabah okula giden oğlum ve benim için 1. sınıf da neymiş canım diyordum. Tabii ki yanılıyordum. 1.sınıfta sorumluluklar, beklentiler daha farklı olacaktır.  Bir de dipsiz bucaksız eğitim sisteminin paslı çarklarına bir minik canı emanet edecektim. Ama bu süreci de mutlulukla atlatacağımıza inanıyorum. Dikkat ederseniz başarıyla atlatacağız demiyorum. Mutlulukla okusun çocuklarım istiyorum. Sınıflarının en başarılı değil en mutlu öğrencileri olmaları benim tek dileğim. Onlar mutlu olmadıktan sonra başarının canı cehenneme.
             Neyse toparlanıyorum. Bugün Ege'nin okul alışverişini yaptık. Tabii alışveriş boyunca bana karnımdaki kelebekler de eşlik etti. Ege, İlk başlarda gönülsüzdü. Ne çanta ne de başka bir şey almak istiyordu. Çanta olmayınca okul da olmaz diye düşünüyordu anladığım kadarıyla. Alışverişte, Ege önde ben arkada, elimde bir çanta. 100 metrelik engelli koşudan sonra ikna kabiliyetim sayesinde çocuk yıldı benden. Yelkenleri suya indirdi. # Kural1-Asla pes etme.



            En zor kısım çantaydı ve sıra içini doldurmaya gelmişti. İşin geri kalanını Orhun abisiyle birlikte hallettiler. Tabii en önem verdiğim kısım kalem seçiminde hemen müdahale ettim. Kahraman figürlü kalemlerden kesinlikle önermem. Sürekli kırılıyor ve kurşunları da yeterince kaliteli değil. Faber-Castell'den asla şaşmayın derim. Boya kalemlerinin de aynı marka ve yuvarlak formda olmasına yine dikkat ettim. Tabii bol yedekli bir alışveriş oldu bizim için . Yedek silgiler, kalem traşlar, defterler. Keşke zamanı da yedekleyebilsek. Kaybettiğimiz zamanları bulmanın bir yolu olsa....
            İlk başta Ege'nin yaptığı nazı saymazsak her şey yolunda gidiyordu. Kasaya gelip, ürünlerin barkodları okunurken beni aldı bir haller. Sünger Bob silgisi gözüme ilişti. Sonra düşündüm. Bu silgi kaç kere kalem kutusunun içinde bulunamayacak, kaç kere yere düşecek, kaç kere kaybedilecek, kaç kere bulunacak, kaç kere 'Orhun silgimi aldı , vermiyor' denilecek... Derken karnımdaki kelebekler önce boğazıma ulaştı, kocaman bir  yumruk oldu. Sonra yukarıya doğru ilerleyip  göz pınarlarıma ulaştı. İşte orada milyonlarca kelebek kanat çırptı. Gözümdeki yaşları çaktırmadan silerken , güneş gözlüklerimi geçirdim hemen gözüme. Heyecan, endişe, korku, gurur, mutluluk. Ne saçma bir durumdur 1. sınıf annesi olmak. 
          Orhun iki sene önce birinci sınıfa başladığında okul kıyafetlerini alırken yaşamıştım bu durumu. İki lafı bir araya getirip , birinci sınıf okul forması almak istiyorum diyememiştim.
          Ne yapsam, yogaya mı başlasam???
          

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder