21 Eylül 2013 Cumartesi

ÇALIŞAN ANNENİN SEYİR DEFTERİ

       
          Kendimi bildim bileli hep çalışan bir kadın olmak istedim. Çevremdeki çalışan kadınlara hayranlık duymakla yetinmeyip, 80'lerde Margaret Thatcher'e gizli bir hayranlık duymam da bu yüzdendir. Lider olma ya da siyaset merakımdan değildi bu hayranlık. Bir mesleğim olsun yeterdi benim için.  Mesleklerle ilgili her çocuk gibi benim de gel-gitlerim oldu elbette. Sırasıyla terzi, kuaför, yazar, gazeteci, arkeolog ve tarihçi olma gibi hedefler koydum kendime. Derken ÖSYM'den payıma düşen  Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik oldu. Fena da olmadı hani.
           Sadece çalışan bir kadın değil, çalışan bir anne olmaktı asıl hedefim. Ben işten gelecektim, çocuklarım da okuldan. Akşam yemeklerini huzur ve neşe içerisinde geçirecektik.  Ama ben tüm bunları minnak aklımla kurgularken bazı detayları atlamışım ne yazık ki. Çalışan annelerin vicdanında her daim paslı bir çiviyle gezdiklerini nereden bilecektim. Sabahları sırf ben işime yetişeyim diye çocuklarımı sıcak yataklarından ve evlerinden söke söke almam gerektiğini bilsem yine çalışan anne figürümde bu kadar diretir miydim? Bilmiyorum.
            Çocuklu hayatımın 9. senesindeyim. Elbette şu an yaşadığım durumdan çok daha zorlarıyla da karşılaştım. Ama bu hafta yaşadığım kalp sızısı, hiç birine benzemiyordu. Bu yüzdendir uzun zamandır yazamamam. Kelimelerin boğazıma takılı kalmasından kuytulara saklanmam.
              Okula uyum sürecinde Küçük Prens Ege, bana hiç bir sıkıntı yaratmamıştı. İşler yolunda görünüyordu. Ama bu sene ben okulda sabahçı, Ege öğleci olunca işler biraz karıştı. Sabahları etüte abisiyle bir kaç gün sorunsuz gitti. Ama sabahın 7'sinde kalkmak ve evi bu kadar erken terk etmek belli ki onun canı epey sıkıyordu. Tam apartman kapısının önündeyken başladı 'Ben eve gitmek istiyorum' nidalarına. 'Okula gitmek istemiyorum, evde kalmak istiyorum, Anne lütfen' diyen bir çocuğa hayat denen saçmalığı, kuralları nasıl anlatırsınız. O göz yaşlarıyla ağlıyordu, ben kalp yaşlarıyla. Babası ve abisiyle etüte kadar götürdük. Allah'tan orayı seviyor ve alışkın. Kapıda biraz sakinleşti. Aksi takdirde o gün işe gitmemeyi göze almıştı. Derken, öğretmenlerle görüşüldü. Ege ikna edildi...

               Çalışan annenin seyir defteri bu hafta ve yorgun ve üzgün geçti. Kayıtlara geçsin lütfen. Ama her şeye rağmen. Çocuklarımla akşam yemeğinde aynı sofranın etrafında oturuyoruz. Çocukluk hayallerimdeki gibi  hoş sohbetler edemiyor ve bol miktarda didişiyoruz hatta. Ama yine de annelerin kalbi her zaman yavrularının yanında atarmış. Eminim, hem de çok eminim.


1 yorum:

  1. Merhabalar... Benim oğlum da 1 yaşında ve işe dönme zamanı yaklaşıyor gitgide. Bazen " işe önümüzdeki ay mı başlasam" diyorum bazen de izni uzatma bahaneleri arıyorum..paslı bir çivi demişsiniz ya hani, işte ondan var bende sanırım daha şimdiden...sevgiler..

    YanıtlaSil