
Baharın tatlı tokatlarıyla sersemleştiğim yetmezmiş gibi bir de saatlerin ayarıyla oynanıp durması benim evde işlerin de durmasına yol açtı. Gece kapımı geç çalan uyku, sabah başımdan ayrılmaz oldu. Bu durumda da hayat felç oldu. İşe geç kalışlar, otobüsü kaçırmalar, şemsiyesiz yağmura yakalanmalar,unutulan anahtarlar, çatık kaşlar. Hep bu saatlerin ayarıyla oynayanlar yüzünden. Davacıyım. Benim gül gibi sabah uykumdan 1 saat çalanlar hesap versin. Öyle 1 saat de neymiş efendim deyip, burun kıvırmayın. 10 günde 10 saat eder. Gerisini siz hesap edin.
Sabah uyku mahmuru, yarı deli biraz da sinirli. Ne giysem, ne giysem. Bizimle miyim, değil miyim? Aklım bir panayır yeri saat 06.30 suları. O an diyorum. Bir uzay gemisi bizim evin tepesine konsa. Pijamalarım ve pofuduk terliklerimle beni ışınlasa. Ama bir şartla, en sevdiğim yastığımla. Bir kenara kıvrılsam. Uzay tenhalarında şöyle bir uykuya dalsam. Kimse bana ödevini, kravatını , ayakkabısını sormasa. O an herkes beni unutsa.
Mümkün mü? Belki mümkün , belki değil. Ama bu aralar inanın aklım hiç yerinde değil.
aynı durumdayız tam olarak:)
YanıtlaSilUykuu, biraz uykuu, bütün istediğim buydu... Ah halden anlayan biri çıktı karşıma. Sevgiler ebygale:)))
Sil