27 Aralık 2014 Cumartesi

Mutfak Meydan Muharebesi


     Bir kadın düşünün,  mutfakta ahenkle pilav pişiriyor. Üstelik kıyafetleri pürü pak,  saçları özenle taranmış, makyajı ve mutluluğu yerinde. Gram dağınıklık uğramamış mutfak tezgahı bile saadetten ağlamak üzere. Anne figürü,   yemeğini hazırladıktan sonra usulca sesleniyor afacan yavrusuna. 'Haydi sofraya ' der demez çocuk mutluluktan başı dönercesine masadaki yerini alıyor. Başlıyor hapur hupur gülücükler saçarak o mükemmel lezzeti tatmaya.

    Pembe ümitler vaat eden bu margarin reklamı kafamda deli sorular canlandırdı. Peki bizim evde manzara nasıl?  Ben mutfağa girdiğim andan itibaren taban ve tavan yer değiştiriyor,  yetmezmiş gibi bir de süt taşıyor,  salça kavanozu kırılıyor. Üstüm başım bilumum lekeden, Bülent Ersoyun dallı güllü sahne entarilerine dönüyor.
Mutfakta can hıraş yemekleri,  bulaşığı yetiştirirken ben neden ruhumu teslim ediyorum.

      Ultra becerikli reklam analarının düz fönlü , mükemmel saçları da ayrı bir haset konusu benim için. Zavallı kısa saçlarımı bir hışımla tepeden toplayıp mutfak meydan muhaberesindeki yerimi alabiliyorum hâlbuki.

Sonra, binbir emekle hazırladığım sofraya çocuklarımı önce reklam konsepti ses tonuyla çağırıyorum. Şöyle en kadifesinden,  en sevgi dolusundan bir sesleniş hem de bu. Hitap ettiğim kitleden yanıt alamayınca bu sefer başlıyorum Denizli horozu misali evde çınlamaya. Evin küçümenlerinin yemeğe burun kıvırdıkları anda ise yaşamın anlamını sorgulama seanslarına dalıyorum.

     Yıllardır ekranlardan mükemmel kadın eğitimi alıyoruz, farkında mıyız?  Zurt marka margarin eve huzur verir, yüzleri gülümsetir. Curt krem peyniri yiyen çocuklar büyüyünce Hidayet Eroğlu olur. Mort sucukları gamı,  kederi söker alır. Tabii tüm bu mutluluğu inşa eden, hedef kitle de kadındır. Ama öyle böyle değil,  mükemmel kadındır. Ah şu cinsiyet ayrımcılığı,  burada da buldu yakaladı bizi.

          Reklamcılar, bu abartıdan kaçınmaktan hoşlanmıyor. Mutlu ailenin formülü halinde piyasaya sürdükleri reklamları sığ ve sıradan buluyorum.  Yani işin kolayına kaçtıklarını düşünüyorum.

     Tabii yarattıkları yapay anne imajı da cabası. Toplumun beklentileri bir kenara reklamcıların da beklentilerini karşılamak durumundayız artık.
Siz boş verin suni reklam annelerini . Kendiniz olun böyle çok daha güzelsiniz.

10 yorum:

  1. Ah ah ne dertliyim bu konuda bir bilsen. Savaş alanına dönüyor benim mutfağım iş yaparken. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığımı bilmek beni mutlu etti Füsuncum. Herkes çok becerikli de ben de mi bir tuhaflık var diyorum bir yandan :))

      Sil
  2. gülerek okudum Esra hocam şahanesin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gönüllere birazcık gülücük saçtıysam ne mutlu bana Emrecim :) Sevgiler :))

      Sil
  3. Bana en çok çocuğun oyunu bırakıp oturup yemesi garip geliyor. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu reklamcı milleti hiç çocuk olmamış anlaşılan. Bir tabak pilava (hem de tereyağlı bile değil ) insan oyununu satar mı :)))

      Sil
  4. Esra selamlar ve sevgiler en başından :)
    Bumerang'dan geldim, çok cici yazılar, blog.
    Takipteyim bundan sonra.
    Ve mutfak her en kadar sevdirse de kendini, zorunlu yemek pişirme hali bende anksiyete yapıyor. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Yasemin, yorumun beni çok mutlu etti. Keşke canımız istediği için mutfağa girsek, ama bu çok ütopik olurdu değil mi :)) Olsun ne yapalım, emekle yapılan her lokmanın tadı bir başka. Sevgiler :))

      Sil
  5. Muhteşem tespit:)
    Ancak malesefki bir o reklam filmlerindeki kadınlara benzeyen bir annenin,benim gibi dünya beceriksizi kızı olma durumu var ki o daha acıklı:)

    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah en hassas noktaya değindin Müge. Annemin mutfağına girince utanıyorum resmen. Nasıl düzenli 24 saat. Bendeki durumlar zaten malum. Ama genetik faktörlerin er geç kendini ispat edeceği günleri bekliyorum :) Sevgilerimle :))

      Sil