16 Haziran 2014 Pazartesi

Ağlamak İstiyorum Sayın Seyirciler

        İnanamıyorum. Bundan 9 ay önce ciyak ciyak 'Ben okula gitmek istemiyoruuuum' diye mahallede naralar atan Ege 1. sınıftan mezun oldu. Mezun oldu diyorum, bu sene anladım ki, 1. sınıf deyip geçmeyeceksin arkadaş. Öyle ki, Ege karne aldığında 'Ağlamak istiyorum sayın seyirciler ' diye sokaklarda  bağırmak geldi içimden.

         İlk başlarda çakırkeyif halde dolaşan  harfler itinayla inci gibi yazılmayı öğrenildi. Ömrümde gördüğüm en lüzumsuz eğitim uygulaması olduğunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim el yazısı için. Çocuklar 4. sınıftan sonra branş öğretmenlerinin derse girmesiyle birlikte düz yazıya geçmeye başlıyorlar zaten. Mantığımın  almadığı , ömür törpüsü el yazısının en kısa zamanda tarihin tozlu raflarına dönmesini temenni ederim.

           6 ders saati boyunca hele ki yağmurlu ve soğuk havalarda kazasız belasız onlarca yaşıtıyla birlikte bir arada yaşayabilme becerisi edinildi. Bizim okullarımız , sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler açısından geri diyemeyeceğim. Bir şeyin geri olması için var olması gereklidir. Yok, bildiğin yok. Devlet okullarında, ki buna yeni yapılan okullar da dahil, öğrencilerin enerjilerini boşaltabilecekleri, fiziksel olarak güçlü yanlarını keşfedebilecekleri hiç bir alan yok. ( istisnalar beni ırgalamaz; çünkü öğretmen, veli ve öğrenci  yaşantımda hiçbirine  rastlamadım )

          Okulun ilk günlerinde kendimi çocuğumu okula değil de Survivor adasına göndermiş gibi hissediyordum. Bakınız aslında pek fark yok. Konforlu evinden çıkan çocuk, tahta ve anti ergonomik sıralarda hayatta kalmaya çalışırken, okulun hijyen açısından korkutucu düzeydeki tuvaletlerinde ihtiyacını giderirken yaşam mücadelesi vermektedir. Bir yandan da sınıfta olası zorbalığa meyilli bir öğrenci varsa, çocuğun ada hayatı pardon okul hayatı kabusa  dönebilmektedir. Tabii çocuk denen hayat yarışmacısı bu esnada okuma yazma öğrenir, toplama çıkarma becerisi edinir. Helal olsun be size çocuklar. Ama en büyük şans pamuk kalpli bir öğretmeninizin olmasıdır. Öyle pamuk olmalı ki, en kıymetlinizin kalbini kendi pamuk kalbinde sarıp sarmalasın. Benim oğluma şans güldü ve böyle güzel bir gönüle düştü.

          Ama yine de memlekette çocuk olmak, öğrenci olmak zor, çok zor be kardeşim. Mucize denir buna, başka ne denir. Kolayı herkes yapar, asıl önemli olan zoru başarmak denen gaz cümlesinin kurbanıyız aslında. Gel buyur sen başar zoru. Küçük yaşlarda zorluklarla öyle çok mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz ki, büyüyünce hepimiz kolaycı olup çıkıyoruz.



          Nereden geldim ben buralara? Karne sevincimizi yazacaktım. Ama bu sene mantığımı Rubik küpüne çevirdiler. Bir karıştı mı, kolay düzelmiyor işte meret.



   

2 yorum:

  1. Tüm okul hayatı boyunca başarılar diliyorum. :)
    O el yazısı cidden kalkmalı. Bizim zamanımızda tek ders el yazısı olurdu da, kıymetini bilirdik. İtina ile yazardık. :)

    YanıtlaSil
  2. 2 sene sonra kaldırılacak diye bir duyum aldım. Yap boz tahtasıyız ya, ama anca bozuyorlar. Yapmak yok bizde :(

    YanıtlaSil