28 Haziran 2013 Cuma

ÇATIŞMALARIMIZLA BARIŞALIM


          İletişimde çatışmalar kaçınılmazdır. İnsanların farklı istek ve ihtiyaçları zaman zaman çatışır. Bu durum gayet doğaldır. Esasen tabiatın kanunudur. Hepimizin aynı anda aynı istek ve ihtiyaçta olduğumuzu düşünün. 7  milyar Dünyalının aynı anda yemek yediğini, uyuduğunu, işe gittiğini, alış veriş yaptığını  düşünün. 7 milyar Dünyalının 7 milyar robota dönüşmesi demek değil midir bu?       
         Herkesin aynı duygu ve düşünceleri paylaştığı bir Dünya'da Futbol takımları da olmazdı. Haliyle hepimiz aynı takımı tutardık. O da Dünyaspor olurdu herhalde. Gariplerim, Marslıların bizim gezegene geleceği günü dört gözle kollar dururdu artık. Spor taraftarlığı aslında olumlu çatışmaya çok güzel bir örnektir. Farklılıklarımızı spor arenasında konuşturmak, ateşlenmek, oyuncuları ateşlemek. Sonunda dostluk kazandı deyip, sahayı terk etmek. Hepimizin asıl beklentisi bunlar değil mi? Ama farklılıklarımız olmadan rekabet duygusunu yaşama şansımız da ortadan kalkar.
          Herkesin aynı anda aynı kitabı okuduğu bir Dünya düşünün... Ne anlamı kalır okumanın. Fikir alışverişinde bulunamadıktan, farklı bakış açılarını yakalayamadıktan , karşı duyguları öğrenmedikten sonra kitap okumanın ne anlamı var. Farklılıklarımız olmazsa, fikirlerimiz de olmaz. Çatışmaları ortadan kaldırmanın yolu zihinleri çamaşır suyu ile aklayıp paklamak mı?
          Çatışmalarla barışmak. Farklı duygu ve ihtiyaçların varlığına saygı duymak, dinlemek. Çok mu ütopik oldu yazım. Hayır. Bunu yapabilen insanlar tanıyorum. Ama bunu yapabilen daha çok insanın olmasını istiyorum.
        Hepimiz farklı bölgelerde,farklı iklimlerde,   farklı ninnilerde, farklı vakitlerde doğduk. Bizi hayata getiren anne babalarımız farklı , kahkahamız , öfkemiz, sevincimiz, öpüşümüz, hayallerimiz farklı. Evet farklı Dünyaların insanlarıyız vesselam. Ama hepimizin ayakları şu anda bu mavi gezegene değiyor. Köklerimizin bedenleri bu Dünya toprakları altında.
        Çatışmalarımızla barışmadan, diğer barışlardan söz etmenin bir anlamı yok. Dünya'yı bu kadar sevmemizin nedeni rengarenk oluşuysa, birbirimizin renklerine bu tahammülsüzlüğümüz neden?
         Vicdanınız pusulanız olsun...

1 yorum:

  1. onemlı olan saygı degıl mı..kımse kımsenın fıkrını kabul etmek zorunda dıl savasmaya ne gerek var:(

    YanıtlaSil