12 Ağustos 2012 Pazar

LONDRA 2012'YE VEDA EDERKEN

    Londra 2012 Olimpiyatlarında sona geldik. Türkiye'miz adına yarışan tüm sporcularımıza bu heyecanı yaşattıkları için çok teşekkür ederiz. Ancak  bize madalyaya uzanan yarışmacılarımız hepimizin göğsünü kabarttı. 2 altın madalyayı Aslı Çakır Alptekin ve Servet Tazegül getirdi. Gümüş madalyayı  Gamze Bulut ve Nur Tatar  kazanırken Bronzda ise Rıza Kayaalp yüzümüzü güldürdü. Olimpiyatların Türkiye karnesine gelecek olursak; beklediğimiz bazı başarılara sahip olamadık. Finale çıkamayan sporcuların ortak beyanı ,üzerilerinde baskı olması yönündeydi. Elbette kolay değil derece kazanmak ama başarısızlıklar karşısında mazeret üretmek bana göre profesyonelce değil. Bu arada sporculardan beklenen  madalya kazanmaktan öte, kendilerini geçebilmeleriydi. Örneğin , finale çıkmayı başardı. Türkiye rekorunu kırdı ve 5. oldu. İşte aslında başarı da budur. Kendini geçebilmek, dikkat çekebilmek. Kendini zorlayan, canla başla yarışan tüm sporcularımızı sevgiyle kucaklıyoruz. Voleybol ve basketbol da kızlarımız canla başla mücadele ettiler bu arada. 
     Neden yıllardır Türkiye Olimpiyatlarda geri planda kalıyor?Sporcularımız Avrupa'da başarı kazanırken neden Olimpiyatlarda tutuk kalıyor? Sebebini eğitim sisteminde aramak gerek elbetteki. Keşke Olimpiyat  oyunlarına Spor Bakanı Suat Kılıç ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer de gitseydi. Sporcu olmak , küçük yaşlarda verilen bir karardır. Okul sıralarında hatta okul öncesinde emek verilmeye başlanılır ve Dünya'nın gözü önünde kürsüde emekler toplanır. Vah ,tüh, yazık, neden kaçırdık demekten artık bıktık. Okullarda beden eğitimi dersleri için ayrılan sürenin arttırılması şart. Bunun yanında yeterli malzemelerin temin edilmesi, okulların spor salonlarının olması da gerekli. Ama sürekli eğitim sistemimiz bukalemun özelliği gösterdiğinden detay görülen spor ve sanat alanları lüzumsuz görülüyor. Lütfen, spor liselerinin sayıları arttırılsın. Her  mahallede bir spor salonu açılması şart. Çocuklarımız sporla uğraştığında hem disiplinli olmayı hem de sağlıklı yaşamayı, zararlı maddelerden uzak kalmayı öğrenecektir. 
      Neyse umarım olumlu gelişmeler olur ve paylaşmaya devam ederiz.
     Son olarak, atletizmi Türkiye'ye sevdiren, ilk göz ağrımız Süreyya Ayhan'a da selam olsun. Emekleri için şampiyonlara ilham verdiği için.... 



We are the champions


Phelps, çocukken yaşadığı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sebebiyle yüzmeye yönlendirilmiş.




















Oscar Pistorius, bacakları olmayan en hızlı şey olarak anılıyor. Azmin ve çalışmanın karşılığı bana göre.





Olimpiyat'ın yıldızı Bolt oldu tabii ki. Rüzgar adam başarılarıyla yine hiç şaşırtmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder