19 Mart 2017 Pazar

Baharlık Seramik Kolye Bunlar

   
       Kış perdesini sıyırıp bahara uyanırken doğa her taraf renklere, çiçeklere boyansın istiyorum. Hani şu bahar yorgunluğunu bile özlüyorum. Ömrümde görmediğim kadar çok kar görmemin ,  günlerce soğuktan eve kapanmanın , geçmeyen gribe yakalanmamın da baharı özlemem de payı büyük tabii. Hazır cemreler düşmüşken, Mart soğuklarını da pek ciddiye almazken yeni uğraşılar için mükemmel zamanlama benim için.


       Seramik hamuru denemelerimden bahsetmiştim. Hızımı alamadım elbette. Baharlık tişörtler , tiril elbiseler, kot ceketlerle takıp takıştırmalık seramik kolyelerim de sunuma hazırlar artık. Aslında fazla takı kullanmam, pek takı zevkim olduğunu da söyleyemeyeceğim. Ama dedim ya, bahar işte ; insanın içini kıpır kıpır ediyor. Kafamda milyonlarca seramik bulutu resmi geçit yapıyor. Bakalım, neler olacak? Bir yandan da Game Of Thrones hasreti başımda. Ne güzel bahardan bahara izliyordum ama bu sene 16 Temmuz'da 7. Sezon başlıyor. Yerli dizilerden birazcık örnek al Ey Amerika. 1 yılda 10 bölüm çek, sonra meraktan kuduralım burada.  Khalesi Targaryen Daenerys Fırtınadadoğan hatırına izliyorum , fazla uzatmayayım neyse. Ortam gerilmesin.
          Seramiklerim kuruduktan sonra, boyadım,  vernikledim. Herşey tamam ama çaktırmayın kordonları için bitirme aparatı almayı unutmuşum. Fiyonkla, düğümle idare edeceğim artık. Detaylara değil, büyük resme bakıyorum ve çok mutlu oluyorum. Dünyanın en  güzel kolyelerini üretemedim belki ama kendi ellerimle, emeğimle, sabrımla ortaya bir iş çıkardım. Sadece canım istedi diye hem de. Ve bu bana kendimi çok iyi hissettirdi.

           Bu kadar bahardan, renklerden bahsetmişken Orhan Veli'ye selam etmeden olmaz ama değil mi?  Şen kalın...

Dalgacı Mahmut
İşim gücüm budur benim, 
Gökyüzünü boyarım her sabah, 
Hepiniz uykudayken. 
Uyanır bakarsınız ki mavi. 

Deniz yırtılır kimi zaman, 
Bilmezsiniz kim diker; 
Ben dikerim. 

Dalga geçerim kimi zaman da, 
O da benim vazifem; 
Bir baş düşünürüm başımda, 
Bir mide düşünürüm midemde, 
Bir ayak düşünürüm ayağımda, 
Ne haltedeceğimi bilemem. 

Orhan VELİ 

7 Mart 2017 Salı

Kızkardeşlikle

"Kadınlar olmasaydı erkeklerin hali ne olurdu? Biterlerdi dostum, biterlerdi." 

Mark Twain

           Koca dünyaya sığamamış iki cinsiz topu topuna. Adem ile Havva'dan bu yana var olma mücadelesinde yan yana durmamız gerekirken karşı karşıya gelmişiz. Erkeğin beden gücü ile otorite kurma arzusu gerçek olmuş. Peki var olma mücadelesini sadece  beden gücü ile sağlamak mümkün mü? Kadının rolü yalnızca erkeğin  yardımcısı, destekçisi olmak mıdır? Erkek getirir, kadın pişirir mantığı ile kadının rolünü kısıtlamak ne kadar doğrudur? 
          
         Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ve  süslü püslü sözlerin ardına saklanıp kadın olmayı saksıdaki çiçek olmakla bir tutmak kadınların en büyük tehdidir aslında. Sen  kadınsın yapamazsın. Sen kadınsın gülemezsin. Sen kadınsın koşamazsın...
         
        Kadın bu ön yargılara boyun eğerse yenilir esas. Azim, kararlılık, güç, bilgelik, sabır kadınların içindeki gerçek cevherdir. Kirpiklerinden dökülen gözyaşları zayıflığından değil, gücündendir. Ellerinin narinliği güçsüzlüğünden değil, merhametindendir. Yangın sonrası orman yeri gibidir kadın. Her an yeniden yeşermek , filiz vermek için çabalar. Hoyrat rüzgarlara boyun eğmeden kendini ve sevdiklerini ayakta tutmak  için son gücüne kadar çabalar. Erkekleri yetiştiren kadınlar bu değerleri yeni nesillere aktarırsa kadın daha güçlü var olur.

           Kadın ve erkek bir elmayız sadece yarısı sen, yarısı ben. Ne ben senden üstünüm ne sen benden. Birbirimizle aynı melodiyi paylaşırsak, dürüst, onurlu ve merhametli davranırsak birbirimize bu dünya yangın değil, düğün yeri olur. 
             Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz ve kızkardeşliğimiz kutlu olsun. 




Video Kaynak: http://bigumigu.com/haber/kadinlar-ciceklerden-yapilmaz/
Görsek Kaynak: https://tr.pinterest.com/pin/326511041710502605/

4 Mart 2017 Cumartesi

Seramik Hamuru Denemelerim

     
       Kendi kendine iş icat edenler kulübü başkanı olarak yeni uğraşım seramik hamurunu takdim ederim efenim. Sömestir tatilinde çocuklar oyalansın diye aldığım hamuru meğerse kendime almışım haberim yok. Tabii hobicinin seyir defteri Pinterest'de bir kaç tur yaptıktan sonra ve sevgili Mutlu Eller Semi'yi gördükten sonra bir gaza geldim sormayın. Tüm galaksiyi seramik hamuru ile kaplayabilirim o derece ivme kazandım hani. Ancak, bu ara farenjit, larenjit, annemin varis ameliyatı, yoğunluk, yorgunluk derken çalışmalarım biraz geri planda kaldı.
       



           Bahar gelmişken yenilenmek, ruhu tazelemek gerek. Yeni uğraşılar, canlanan meraklar, saksıya dikilen renkli çuhalar bana tatlı bir yaşama sevinci veriyor. Her mevsim ayrı güzel ama bu kış çok sert geçti. Saçlarımın modelini değiştirmek, pastel renkli ciciler almak, sahilde oturup deniz kokusunu içime çekmek istiyorum.




              Arama motoruna seramik hamuru tarifi yazınca 89900 sonuç karşınıza geliyor. Ama o kadar uğraşamayacağım ve sonuçtan emin olamayacağım için hazır paket aldım. Önce renkli sonra da beyaz hamur aldım. Merdane ile açıp kurabiye hamuru ile şekil vererek başladım ilk olarak. Kolye ucu, duvar süsü yaptım. Son olarak da  sevimli kaplumbağa kalemlik yapmak beni en çok mutlu eden iş  oldu. Ama favori parçalarım yüzük tabaklarım oldu. Pinterest'te görüp bayıldığım bu fikri hayata geçirmek beni seramik olayına daha da yakınlaştırdı.


             Bende son durumlar böyle işte. Üretmeden duramam diyenlerdenseniz eminim bahar ayları sizin de içinizi kıpır kıpır ettiriyordur. Kafamda çok iş var yapılacak. Ama önce sakince planlı programlı olmak gerek. Yeni projelerde, taze enerjilerle görüşmek üzere...