23 Haziran 2016 Perşembe

ÇOCUK GİBİ ÇOCUK

       
       Bahçesinde mavili pembeli , öbek öbek ortancalar açan evlerin olduğu bir sokakta büyüdüm ben. Apartmanların henüz sıra sıra dizilmediği , yeşiller içindeki evlerin kıymetini en çok çocukların bildiği dönemlere rast geldi çocukluğum. Haşin plastik topların kırdığı camların sesini, evlerden gelen biber kızartmalarının kokusunu, sokakta evcilik oynadığım minik kaplarımı, dizimdeki yaraları bu yüzden özlüyorum belki de.
       
          Çocukluğumu çocuk gibi yaşadım yaşamasına ama çocuklarıma yaşatamıyorum ne yazık ki. Bilgiye  otuz yıl öncesinden çok daha hızlı ulaşıyoruz. Ama bu da beni daha şüpheci, daha korumacı bir hale getiriyor haliyle. Sadece güvensizlik de değil teknolojinin cilvelerinden biri olan tablet , telefon, bilgisayarda oyun oynama sevdası da var tabii işin içinde. Çocuklar iki sopa, bir taştan oyun yaratabilme kabiliyetine sahip değiller artık. İster evrim deyin, ister tembellik. Gerçi anne babalar da aşağı kalmıyor bu hususta. Şarj aletleriyle hayata bağlıyız artık.
   
      Eski dostum televizyon bile bu aralar pek popüler değil. Facebook, Instagram, Twitter derken hoop gün bitmiş. Sohbete, gezmeye, eğlenmeye fırsat kalmamış. Büyükler bu durumdayken çocukları suçlamak da pek akıl karı değil gerçekten. Bisikletten düşmemiş, topu patlayınca ağlamamış, bütün gün kaldırımda oturmaktan karnı ağrımamış çocuk için sevinmek mi gerekir , üzülmek mi bilemiyorum.
   
         Yaz tatili gelince daha gözüme gözüme giriyor bu durum. Güzelim havada ciğerleri yanana kadar koşsunlar, oyunlar kursunlar, ağaca çıkıp, benden gizli terli terli su içsinler istiyorum artık. Müthiş anne babalık becerilerimiz ile üstün çocuğu yaratma telaşındayız. Peki  biz modern insanlar çocukların hayatlarından ne kadar çok  çaldığımızın farkında mıyız?Çok biliyoruz, kulaktan dolma öğretilerimizle, kişisel gelişim uzmanlarının tavsiyesi ile çocuk yetiştiriyoruz. O kadar çok kontrol manyağı olduk ki artık çocukların kontrolümüz dışında büyümesine dahi izin vermiyoruz. Dışarıda çok kötü niyetli insanlar var, kesinlikle evet. Ancak çocukları korumak adına tüm hayatları boyunca fişe takılı bir hayat sürmelerine izin veremeyiz. Vakitlerini verimli geçirmek adına her adımlarında yeni şeyler öğretmek mecburiyetinde de değiliz.
         
          Aslında bütün mesele, hayatı bir yarış olarak görmemekte. Anne, babaların, çocukların bilgi ve becerilerinin yarıştığı bir televizyon programında değiliz. Bunu bir kabul edelim. Çocuklarımıza daha güvenli bir yaşam için eve tıkamak, fiziksel becerilerini sadece spor kurslarıyla kısıtlamak da akıllıca değil bana göre. Bu zaman kadar hiç bir spor kursuna uzun yıllar vakit ayırmış bir tane tanıdığım yok. Yeteneği olmadan sadece kurs alarak hiç kimse bir spor dalında başarılı olamaz. Hem spor öyle yazdan yaza yapılacak bir hobi değil, bir yaşam biçimidir. Zaten ben spor derdinde değilim, oyun oynasınlar istiyorum. Küssünler, barışsınlar, oyun kurup, mızıkçılık yapsınlar, gönül alsınlar istiyorum.

            Çocuklarıma çocukluklarını geri vermek istiyorum. Çok mu?