23 Eylül 2015 Çarşamba

Zubi Dubi Zubi Dubi


          Uzun zamandır bu şarkı dilimde. Paylaşmak şimdiye kısmetmiş. Aamir Khan'ın 3 İdiots filminden güzel bir şarkı. Şöyle insanın içini kıpır kıpır edercesine, sebepsiz yere gülümsetircesine. Henüz izlemediyseniz tam bayramlık bir film. Eminim çok büyük keyif alacaksınız. Yürekleri ısıtan bu güzel Hint Filmi hem eğitim sistemini eleştiriyor hem de önyargılarımızla bizleri yüzleştiriyor. Ayrıca Hindistan'ın sıcacık renkleri, kıvrak dansları da pastanın kreması oluyor tabii ki. 
          Aamir Khan filmlerinden sonra bende bir Hindistan seyahati fikirleri oluşmaya başladı. Fena olmaz mı ? Turuncu sarimi giymişim, ihtişamlı küpelerimi takıp yollarda yanık sesimle türkü patlatıveriyorum. Ben öyle kıvrak danslarda da pek başarılı değilimdir. Ama Harmandalı'nı Hintli kardeşlerimize gönüllü olarak öğretebilirim. Hayaller, hayaller... İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. Yaşamayı , hayal kurmayı bir de Harmandalı'nı seviyorum.


            Bayramınız kutlu olsun. Bunun yanında da bu güzel şarkı benden size armağan olsun. Sevmekten sakın vazgeçmeyin. 

21 Eylül 2015 Pazartesi

Masal Terapi


            Her insanın bir masalı vardır. Kimi efsanevi kimi çok bilindik  olabilir. Bazısı da benim gibi bir deniz masalında doyasıya yaşıyor olabilir. Masal ve deniz. Bu iki kelimeyi fısıldayarak   söylemek sanki sihirli bir kapı açacakmış gibi hissettiriyor bana. Sonra dev denizatlarına atlayıp denizler altında 20.000 fersah gideceğimi hayal ediyorum. Judith Malika Liberman da benim gibi hayalperestler için kaleme almış Masal Terapi'yi.  Öyle bir seferde , sayfa sayfa okunacak bir kitap değil. Yani sizin bildiğiniz kitaplardan hiç değil. İçinden gelen sayfayı ve masalını seç. Başucu kitabım olan Masal Terapi hayattaki pusulalarımdan  biri. Bitirilecek bir kitap değil, sürekli elinizin altında, yardımcı hayat kaynağı bir nevi. 


                Denize veda vakti geldi çattı benim için. Keşke 12 ay denizin kıyısında yaşayabilsem. Tuzlu, nemli, kumlu hayattan hiç kopmasam. Okulların açılması, tatilin bitmesi, havaların serinlemesi hayatın düzeni elbette. Ama denizden, dalga seslerinden ayrı kalmak biraz can sıkıcı. Son deniz anlarımı biriktirdim ben de. Özlediğimde bakıp dururum. Bir de martıları hayal ederim. Olmadı mı bir Orhan Veli geçer aklımdan. Dertleşiriz.



Denizi Özleyenler İçin

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
"Bakar bakar ağlarım."
Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından;
Suların yeşili,göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi...
Hala tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden.
Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.
Gemiler gecer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler,damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret 

Orhan Veli









17 Eylül 2015 Perşembe

Motifli Kırlent Ve Sonbahar

   
            Tığ işi motif sevdasına son bir kaç yıldır tutulduğum doğrudur. Önceden tığ işi motif nasıl yapılır diye Ar-Ge çalışmaları içinde bulunmanın faydasını şimdi görüyorum. İpleri alırken niyetim bebek battaniyesi yapmaktı. Ancak, sabırsız ruhum durumu kırlente çeviriverdi. Sonbahar da kendini hissettirince bu şeker iplere karşı koyamadım.
        Daha önceden  yaptığım kırlentlerin yanına iliştiriverdim ki evim renklensin, şenlensin. Malum, sonbahar demek evde keyifli vakit geçirmek demek. Okullar açılıp, ödevler çoğalıp, sınavlar başlayınca evdeki mesaimiz daha da artacak. Uzun günleri, gezmeleri, güneş sersemliğini ,tembelliği çok ama çok özleyeceğim aşikar. Ama her demin ayrı bir tadı var.  Gönül güneşli olduktan sonra her mevsim yaz değil mi?

Evde en sevdiğim köşeme iliştirdim motifli kırlentlerimi. Gerçi evdeki iki erkek çocuğun elinde perişan olmaları an meselesi. Dergilerime şöyle keyif içinde akşam üstü iş güç bitince göz gezdirsem fena mı olur .

Sonbahar renkleri kendini göstermeye başladığı bu günlere de şükürler olsun. Huzur getir bize Sonbahar, gerisi zaten gelir.

16 Eylül 2015 Çarşamba

Konseptim Gereği Hong Kong

      

    "Konseptim gereği  Hong Kong 'ta yaşayan teyzemgillere bayram ziyaretine gidiyorum. Kullanışlı olması için bol cepli bir pantalon kullandım.  Malum harçlık, çikolata ve benzeri ganimetleri istiflemek  için ihtiyacım olacağını düşündüm. Hahahaaa, nasıl fikir ama"  diyerek şen bir kahkaha attı genç kadın.  Botokslu kaşlarını oynatmadan ve Japon balığı dudaklarını kımıldatmadan.

       Yarışıyoruz, ha babam de babam yarışıyoruz. Tarzımızla, sesimizle, yediğimizle, içtiğimizle, eşimizle, hatta bazen taliplerimizle. Yurdum insanı hayalgücü ve saçmalama arasındaki ince çizgide gönüllü bir ıstırap yaşıyor. Yaratıcı olmak adına ipe sapa gelmez hallere, hakaretlere bile isteye katlanıyor. Peki sonunda madalya mı takıyorlar. Elbette. Sabun köpüğü şöhret tacını, usta eller kazanana takdim ediyor. Sonra mı,  sıradaki gelsin.

        Yarışıyoruz, yarıştırılıyoruz. Sermayesi umut olan insan  sonunda hem umudundan hem gururundan oluyor. Kırmızı pelerine öfkeyle saldıran boğalar gibi olmaları bu yüzden belki de.

         Ekranlar amansız yarışlara tanık olurken gerçek dünyada durum pek farklı değil elbette. İşsizlik, yoksulluk, savaşlar, göçler, insanoğlunun hayatta kalma mücadelesindeki büyük sınavları. Gerçek hayatın çıplaklığı ne yazık ki tahammül edilemeyecek kadar çirkin. Belki de ekranlardaki yarışmalara düşkünlüğümüz bu yüzdendir. Gerçeklerden kaçıp beyin hücrelerimizi geçici olarak kapsama alanı dışında bırakmak  kafamızı dağıtıyordur belki.  Zavallı kafalarımızı ancak o kadar çok dağıtıyoruz ki, toplanması imkansız hale getiriyoruz.

         Ekranlardaki yarışmalara karşı değilim aslında. Ama para ve şöhret uğruna insanların kendilerini kaybedip, tıpkı ölümsüzlük vaadiyle Kont Drakula tarafından kandırılan ruhsuz vücutlara dönüşmelerine  lafım.

       Yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum...


Görsel : Pinterest (Hayaller Tülin Şahin, hayatlar Durulcan)
     

4 Eylül 2015 Cuma

Aamir Khan ve PK

         
       Aamir Khan  filmleri ile tanışınca Hint filmleri ile olan bütün ön yargılarımı kırdım diyebilirim. Aslında  Hollywood'un sıkı rakibi olan Bollywood sadece sürmeli gözleri ve renkli sarileriyle sabahtan akşama çılgınlar gibi dans eden insanları temsil etmiyor tabii ki. Özellikle PK aslında tam da ihtiyacımız olan yüzleştirmeleri yaşatıyor. Evinden barkından uzak , gariban bir uzaylının insanoğlunun açgözlüğü, hilekarlığı karşısında yaşadığı zorlu macerayı romantik komedi tarzında izlerken inanç konusu da derinden inceleniyor.




        
          Açık olarak söylemem gerekirse PK uzun yıllardır izlediğim en güzel film. Çünkü eleştirel bir yapıt. İnsanların en hassas duygusu olan dini inanç konusunda gayet cesur ve derin izler bırakan PK kesinlikle izlemenizi önereceğim bir film.  Baştan sona melankolik, dramatik, ruhumu esir alan kitaplara, filmlere hatta şarkılara asla dayanamam. Ben bu dünyanın ne kadar garabet bir yer olduğunu zaten biliyorum. Pamuk şekeri tarlasında yaşamadığımı da biliyorum. Bu yüzden izleyeceğim, okuyacağım, dinleyeceğim her şey bu deli dünya ile dalga geçen ama lafını sözünü de esirgemeyen bir iz bırakmalı. İşte PK 'yi bu yüzden çok sevdim. 



         Filmin taşıdığı derin anlamlardan sonra künyesine bir göz atalım. 3 Aptal(3 İdiots), Yerdeki Yıldızlar ( Taare Zameen Par ) filmleriyle eğitimcilerin yakından tanıdığı , aynı zamanda çok da  yakışıklı Aamir Khan başrolde oynuyor. Yönetmen Rajkumar Hirani. Khan ve Hirani daha önce 3 İdiots filminde birlikte çalışmış. Diğer filmlerini de izlemek şart oldu tabii ki. Bu arada filmin IMBD notu 8,3. Belirtmeden geçemeyeceğim.

          Aamir Khan Bolywood'un parmakla gösterilen aktörlerinden. Lagaan filmiyle Oscar adaylığı olan aktör 1965 doğumlu. Şaşırmadan edemedim tabii ki. Bu kadar Bollywood muhabbetinden sonra filmden güzel bir parça iyi gider artık.


            Umudunuz bol olsun...
            

1 Eylül 2015 Salı

Mavinin Yerini Sarı Aldı

   
          Mavi yaza inat sarı sonbahar hayat sahnesindeki yerini aldı.   Serinliği, okul çocuklarının cıvıltısı, telaşlı anne babaların koşuşturması , televizyonun yeni sezon cicileri hep bu Eylül ayına hürmetten değil midir?

       Halbuki miskin turizmin miskin yolcuları olarak takılalım,  ağustos böceği misali sazın sözün tadını bir ömür çıkarmak hevesinde olalım hayallerimiz vardı bizim. Ama hayat döngüsünde mavinin yerini sarının alacağı da vakit var elbette.

       Büyükler kışlık hazırlıklarına amansız bir şekilde devam ederken, küçüklerde hafiften bir okul heyecanı söz konusu. Vitrinler,  meyve tezgahları,  ağaçlar  renkleriyle sonbahara hoşgeldin demeye başladı.

     Gelsin bakalım sarı sonbahar. Maviyi yolcu edip sarıyı misafir edelim biraz da.  Ama hepimiz için huzurla, barışla...