27 Mart 2015 Cuma

Molfix İle Mutlu büyüyen bebekler adım adım mutlu yarınlara koşuyor!

Molfix’in dikkat çeken reklam filmlerine bir yenisi daha eklendi.Molfix’in yeni reklam kampanyasında, bebeklerin mutlu ve keyifli olduğu anlar ile, anneleriyle ve ailece yaşanan eşsiz anları seyrediyoruz.


Bebeklerin mutlu olması ve mutlu büyümesi sağlıklı gelişimin en önemli sırrı. Mutlu bebeklik dönemi geçiren bebekler, ileride de mutlu ve başarılı bireyler olmanın ilk adımını atmış olacaklar. “Mutlu Bebekler Mutlu Yarınlar!” mottosuyla anne ve bebeklerin her zaman, her anlamda yanında olan Molfix bebeklerin sağlıklı gelişimleri ve gelecekte mutlu bireyler olmaları için bebeklerin altını kuru tutar, özgürce hareket etmelerini sağlar ve ciltlerini korur.



Bebeklerin en keyifli olduğu anlarda, aileleriyle geçirdikleri keyifli paylaşımlarda gördüğümüz reklam filminde de “ mutlu anlar yaşayan bebeklerin, mutlu yarınları olur” mesajı veriliyor. 


Reklam filmini izleyebilir ve https://www.facebook.com/molfix adresini ziyaret edebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Mart 2015 Pazartesi

İçimizdeki Şeytan

     
       "Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı?  Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması...  İçimizdeki şeytan pek de kurmaca olmayan bir kaçamak yolu...  İçimizdeki şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmaktan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde,  insan iradesinin üstündeki tesirleride arıyoruz. " 
          Sabahattin Ali işte bu satırlarla değiniyor gönüllü tutsaklığımız olan İçimizdeki Şeytan'a. Okuyup da günlerdir aklımdan çıkmayan kitaplardan oldu bu eser.  Kürk Mantolu Madonna ile tanıştığım Sabahattin Ali çatışmalarımızı, yoldan gönülsüz çıkışlarımızı inceden inceye işliyor. Hele karakterlerin iç dünyasına yapılan yolculuklar kitabın içine mıhlıyor insanı.
          Yaptığımız hataların arkasından korkakça durmayıp, topu içimizdeki şeytan'a atmanın en kolay yol olduğunu elbette hepimiz biliyoruz. Ama bal gibi de görmezden gelip geçiyoruz işte.
           Ömer ve Macide bende derin izler bıraktı. Şimdi merakla Kuyucaklı Yusuf'u okumak istiyorum.  Keşke diyorum bir de Sabahattin Ali, seninle çok daha önce tanışsaydık...


22 Mart 2015 Pazar

Kablosuz Bağlantısız Hayaller



       Bazen diyorum,  pılını pırtını topla. Var git uzaklara. Uzaklar derken başka bir şehir ya da ülke değil.  Başka bir boyuta, daha doğrusu doğanın bağrına sıfırdan bir hayat kurmaya.  Çokla değil,  azla yetinmeyi hayal etmek de varmış bu dünyada.  Şarj aletlerinden azade olmak ,  kablosuz bağlantısız bir hayat sürmeyi istemek delilik belki de.  Parmak uçlarında yüzlerce oyun, sohbet ortamı,  daha doğrusu koca bir galaksi varken neden mi tüm bunlardan vazgeçmek istiyorum.
       Teknoloji öyle büyülü bir pasta ki, insan büyük bir iştahla büyük ve lezzetli dilimleri yerken bir yandan da hiç doymayacağını  sanıyor. Daha fazlasının da  fazlasını isterken buluyor sonra insan kendini. Bu öyle kırılmaz bir döngü ki,  çalışıp, hayatı daha kolaylaştırdığını sandığımız  teknolojik bebeklere sahip olmak için yaşadığımızı düşünüyorum bazen. Doğadan, yeşilden adım adım uzaklaşırken akıllı cihazlarımızdan çiftlik oyunları oynamaktan da geri kalmıyoruz bir türlü.
         Al,  mutsuz ol dönüşünü şöyle çıt diye kırasım var gayrı.  Taşı tarağı, çoluğu çocuğu atsam çıkınıma, varsam yollara ne olur sanki.  Cep telefonumu, tabletimi  yani şarj işe çalışan herşeyi geride bırakıp çıplak ayaklarımla şarj olup mutlu olabileceğimi tüm dünyaya haykırabilmek arzusundayım işte.
          Çarşafları beyaz sabun kokan, küçük pencerelerinde kanaviçe desenli perdeleri olan ,ahşap döşemelerinden çam kokusu yükselen bahçeli, tavuklu, keçili bir hayat... Emekli olduktan sonra kurmak istemiyorum böyle bir hayatı aslında. Çocuklarımı yalın ayak ,avluda tavukların peşinden koştururken görsem, özgürlüğü hissettiklerini hissetsem fena mı olurdu hani
           Hayaller, hayaller...  Ama belli mi olur belki bir gün gerçek olur.


11 Mart 2015 Çarşamba

Mucize Kadınlar

Migros Ailesi olarak çok iyi biliyoruz ki, bir yere kadın eli değdi mi orada imkansız diye bir şey yoktur. Bizler de 9.000 kadın çalışanımızla, Türkiye’nin en çok kadın çalışanına sahip şirketlerinden biri olarak, içimizde fark yaratan 5 kadın çalışanımızı seçtik ve yanımıza da Türkiye’de fark yaratmış 5 öncü kadın rol modelini aldık. Her biri alanlarında fark yaratmış ve yeniliklere imza atmış Mucize Kadınlarımızın hikayelerini, Türkiye’de fark yaratmış yazarımız Ayşe Arman’ın kaleminden paylaşarak, siz değerli müşterilerimize sunuyoruz.



8 Mart’tan itibaren, #KadinEliDeğince hikayeleri ile Ayşe Arman’ın röportajlarını okumak için tüm Migros mağazalarımızdan “Mucize Kadınlar” dergimizi ücretsiz alabilir veya online olarak dergimize http://www.migros.com.tr/dunya_kadinlar_gunu sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



Paylaşmak ve fark yaratmak hepimize iyi gelecek! Fark yaratan hikayelerinizi, hep birlikte paylaşmak için #KadinEliDeğince hashtagi ile tweetlerinizi bekliyoruz. 


8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu ve mutlu olsun!


https://twitter.com/Migros_Turkiye

Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Mart 2015 Pazar

9 Mart Ve Sonrası

     

          Peki ya 9 Mart ve sonrası.  Kadınlar gününden sonra kadınlara yapılan her türlü zorbalık, şiddet yine sona ermeyecek. Kas gücü fazla olan, doğuştan getirdiği fizyolojik özellikleriyle övünen erkekler tarafından kadınlar yine şiddete, istismara uğramaya devam edecek.  Bu yüzden 8 Mart benim için aydınlanmayı ifade ediyor. Süregelen  haksızlıklar karşısında kadınların birbirine sarılması,  dünyaya sevgi dersi vermesi demek benim için.  Nerede hata yapıyoruz,   haksızlıklar karşısında nasıl dayanışma içinde olabiliriz?  İşte bu sorular aklımda dönüp duruyor. Kızkardeşlikle birbirimize bakacak olursak daha güçlü duracağımızı biliyorum.  Aslında kadınlar, erkekler diye insanları ikiye ayırma aymazlığına da düşecek  değilim.  Ancak,  kadınlar zorba erkekler tarafından tüm dünyada şiddete maruz kalıyor.  Kadın cinayeti haberi okumadığımız gün yok neredeyse. O zaman herkes bir yerlerde yanlışlar yapıyor.

         Kadınlara karşı yapılan her türlü alaycı ifadeye karşı çıkmak bile bir adımdır aslında. Biz kadınlar toplumda birbirimizi koşulsuz kabul edip,  ayıplarımızı kör kuyulara atarsak daha güven dolu bir dünya için adım atabiliriz.  Yani kızkardeşlikle birbirimizi kabul edip, umut ekmeye devam edersek bu dünya var. Yarınları biz doğuruyoruz, umutları biz ekiyoruz, sevgiyi biz besliyoruz.  Biz bir arada çok daha güçlüyüz.