29 Mayıs 2014 Perşembe

Klima kampanyaları başladı


Yaz sıcakları kendini göstermeye başladı. Eğer klima almayı planlıyorsanız, sıcaklar bastırıp da mekanlar ısınmaya başlamadan almanızda fayda var. Üstelik şimdi klima almanın tam zamanı. Çünkü çok avantajlı klima kampanyaları başlamış durumda.

Klima denince ilk akla gelen marka Mitsubishi Electric klimaları yaza çok cazip bir kampanya ile merhaba demekte. 30 Haziran’a kadar Mitsubishi Electric klima alanlar KDV indiriminden yararlanıyor. Eğer evinize işyerinize ikinci bir klima almayı düşünürseniz ya da eşiniz dostunuz da klima almayı düşünüyorsa o zaman ikinci klimada da %50 indirim fırsatı var. Üstelik Yapı Kredi World kart sahiplerine peşin fiyatına 9 taksit imkanı sağlanmakta.

A+, A++ ve A+++ enerji sınıfı Mitsubishi Electric klimalar yaz sıcaklarında bunaltıcı havayı konfora çevirmek isteyenlerin tercihi olmakta. Yüksek enerji verimliliği sayesinde elektrik tasarrufu sağlayarak kullanıcıların elektrik masraflarını azalmakta. Alerjenlere geçit vermeyen filtreleri, serin havayı eşit dağıtma özelliği, mekanda kimse yokken standby moduna geçmesi, sessiz çalışma gibi üstün özellikleri sayesinde Mitsubishi Electric klimalar, bu avantajlı kampanya ile bu yaz her eve girecek gibi görünüyor.

Kampanya ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Best Day Of My Life


    Her doğan güne hayatımın en güzel günü olacak diye uyanmak, güzel fikir aslında. Hayatın kroşelerine karşı hep savunmamızı alarak yaşamamız bize öğretildiğinden ruhumuzu tıkıştırıp , bir kenara fırlatıyoruz. Fazla söze hacet yok, Nat Geo People 'da ilk defa duyup, tınılarına hayran olduğum bu şarkı American Authors'a ait. Bu aralar beni neşelendiren muhteşem bir melodi, sözleri ise ayrı bir alem.
         Haydi sen de şimdi arkana yaslan ve dinle. Bu şarkı terapi niyetine, benden söylemesi....


American Authors "Best Day of My Life" from Mark Staubach on Vimeo.

       

25 Mayıs 2014 Pazar

YEMENİDEN KOLYE YAPABİLİYORMUŞUM




           Bu aralar, basit hallerde tatlı mutluluklar arıyorum. İki boncuk bir araya gelsin, bir kenarda unutulmuş masum bir nazarlık baş köşeye geçsin. İşte böyle haller içindeyim. Yıllardır öğrenmeye çalıştığım yemeniden kolye yapmayı sonunda kavradım.  Aslıcım, sağolsun her sene yaz öncesi bana sabırla anlatır durur. Ama bu sezon işi kaptım gibi. Kayıtlara geçsin diye de hemen paylaşmak istedim. 

Yemeniden Kolyeyi Nasıl Yaptım
        Yemeniden takı için ilk adım, büyük boy bir yemeniden 10 cm genişliğinde 3 parça kestim. Parçaları yan yana getirdim, ancak ortadaki parçayı 15 cm yukarıda bıraktım.
         Uzunluğu ayarladıktan sonra  düğüm atın. İstediğiniz yönden başlayabilirsiniz. Ortadaki kısım her zaman sabit kalacak. Görselde belirttiğim gibi sol taraftaki parçayı ortadaki parçanın üzerine getirdim. ( D harfi oluşturdum yani)  Sağdaki parçayı da D harfinin altından geçirdim. Ortadaki parça sabit kalacak şekilde düğümümü tamamladım. Aynı düğümü bu sefer sağ taraftan başlayarak devam ettim. Yani bir sağ, bir sol başlıyoruz.
             Yandaki iki parça bitene kadar örmeye devam ettim. Bitince boynunuza göre ayarlayıp, düzenleyebilirsiniz. Aslında makrome yapmayı bilenler daha iyi anlayacaktır.  Biraz karışık anlatmış olabilirim. Ama el işlerini anlatmak gerçekten hiç kolay değilmiş. Hobi blogu sahiplerine buradan selam olsun...

           İşin en eğlenceli kısmı da tabii ki incik boncuk faslı. Eski takılar, motifler, liralar, nazar boncukları, aklınıza gelen ne varsa özgürce süsleyip püsleyebilirsiniz kolyenizi. El emeğinin , göz nurunun değerini insan, zaman geçtikçe anlıyor. Ufacık bir ayrıntı için düşünmek, uğraşmak, emek vermek insanı ne kadar çok mutlu ediyor halbuki.
          Dedim ya, basit detaylardan büyük mutluluklar çıkarıyorum bu ara. Keyfimi kaçıran, canımı sıkan onca tantanaya rağmen kendim için bir şeyler yapmak, beni bana hatırlatıyor. Problemlerden kaçamayız, ya da yok sayamayız. Ancak baş etmek için kendimizi güçlü kılabiliriz. Bunu da ancak dingin bir kafa ile yapabiliriz.

Sizi mutlu eden insanlardan ve renklerden asla vazgeçmeyin. 






LINE’dan ücretsiz internet!

Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor.  Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda  internet paketi kazananlara isterlerse bunu başkalarına hediye etme olanağı da yaratıyor.


Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:


Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download


1) Etkinlik haftası olan 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında LINE arkadaşlarınıza en az 3 farklı günde mesaj, sticker ya da fotoğraf gönderin.


2) Mesaj gönderdiğiniz her gün için 1 puan kazanacaksınız.


3) 3 puanı topladığınızda, ücretsiz 50 MB internet sizin olacak!


Gerekli puana ulaştıktan sonra LINE Türkiye resmi hesabı tarafından iki hafta içerisinde bilgi mesajı alacaksınız. Mesajda belirtilen alana internet paketinin yüklenmesini istediğiniz telefon numarasını girmeniz yeterli. İnternet paketi giriş yaptığınız anda geçerli olacak ve 24 saat boyunca kullanılabilecek. Bilgi mesajının size ulaşabilmesi için LINE Türkiye resmi hesabını arkadaşınız olarak eklediğinize emin olun. Bunun için; LINE’ın ana menüsünde yer alan Diğer/Daha Fazlası > Resmi Hesaplar bölümünü kullanabilirsiniz.


50 MB’lık internet paketi, Turkcell abonesi numaralar tarafından kullanılabiliyor.  “Ama benim hattım Turkcell değil” diyorsanız üzülmeyin, bilgi mesajıyla birlikte gelen formu doldururken arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin numarasını girerek kazandığınız internet paketini onlara hediye edebilirsiniz.


Ücretsiz internet paketinize hemen sahip olmak için LINE yükleyin! http://line.me/tr/download

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Mayıs 2014 Perşembe

Şu An Hepimiz Yetimiz Aslında



Üzgünüm, çok ama çok üzgünüm. Boğazıma bir yumruk oturmuşçasına; çaresiz kalmanın verdiği ızdırapla,. Üzgünlüğüm, dualarım ve isyanımla yas tutmak geliyor şimdilik elimden. 
Şu an hepimiz Soma'lıyız, hepimiz bir madencinin kızı ya da oğluyuz. 
Şu an hepimiz yetimiz...


11 Mayıs 2014 Pazar

Ülker Çocuk Sinema Şenliği

Bu perşembe Elif'le Ülker'in bu yıl 7.sini düzenlediği muhteşem bir sosyal sorumluluk projesi olan "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"nin davetlisi olarak "Karlar Ülkesi"ni izledik.



Kuzum elinde mısırı filmin başlamasını bekliyor. (Salonda hiç yer yoktu. Komşumuz da mısır almaya gitti)


Filmi beklerken Sabri Ülker Gıda Araştırma Enstitüsü Vakfı'nın çocuklar için "beslenme" temalı şarkısını izledik-dinledik.


Çok beğendik.


Filmin çıkışında bizi bu abla ve abi uğurladı.



Filmden çıkan her kuzuya bu paketlerden hediye ettiler.



Peki bu proje benim için ne ifade etti: 


Belki 7 yıldır pek çok kez reklamlarını duyduk. 


Ücretsiz sinema etkinliği olarak düşündük.


Evet ücretsiz sinema etkinliği. 


Ama aslında daha da fazlası.


O uzun kuyrukta sadece çocuklar yoktu. 


Pek çok anne de vardı. 


Bazısı ilk defa sinemaya gelmişti. 


Belki maddi imkanlar, belki yaşam şartları nedeniyle.


Bu annelerin ve çocukların yüzünde o heyecanı gördüm.


Bu nedenle bu projeyi tebrik etmek istiyorum.


Bazen insanları mutlu etmek için çözüm o kadar kolay ki.


Ülker sadece onların sinemaya gitmesini sağladı.


Ama ben inanıyorum ki o anne-çocukların hayatında - hayallerinde farklı pencerelerde açıldı.


Çıkışta verilen o mini paketler çocukların neşesine neşe kattı.


(İçinde süt, kek, çikolata, sakız, bisküvi vardı) 


Herkesin sanata ve hayallere daha kolay ulaşması dileğiyle




Sevgiler,


Çiğdem


İçerik: http://www.sorananne.com/

Bir boomads advertorial içeriğidir.

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Dünyanın En Mutlu Çılgınısın

       

     Bir çocuğu sevmekle başladı her şey. Onun gülüşüyle, bakışıyla, dokunuşuyla anlam kazandı tüm evren. Bu zamana kadar edindiğin dertlerin hepsinin kocaman bir hiç  olduğunu bir çocuğu sevmekle öğrenirsin işte. O çocuktur sana yağmurda su birikintilerine basmanın ne kadar keyifli olduğunu  ve uykudan önce yanağa kondurulan öpücüğün ne kadar kutsal olduğunu hatırlatan. 

        O minik kalp atışıdır gözlerinin olur olmaz ıslanmasına sebep olan. Dünyadaki tüm çocukları sevmene sebep olan, yolda gördüğün  yavru kediyle annesine tatlı bir bakış attıran.

           Bir çocuğun sevgisidir iyilerin her zaman kazanacağına inandıran. Ona daha huzurlu ve barış dolu bir dünya bırakmak istiyorsan, tüm grilere rağmen  inadına  yaşamak diyorsan da sorumlusu o çocuktur aslında. Dudaklarından dökülen her anne kelimesi meleklerin yeryüzündeki fısıltısı gibi geliverir bir anda.  Ağlayan herhangi bir çocuk gördüğünde için yanar, olur olmadık bir anda burnuna saçlarının kokusu gelir, uykusundayken özlersin, çamaşırlarını katlarken öpersin.
   
            Annelik böyledir işte. Sonsuz ve çılgınca seversin. Çılgın olmasan; günler süren  uykusuzluğa, ateşli geçen gecelere, gaz sancılarına, kafasına atılan dikişlere, ağlama krizlerine ve daha nicelerine nasıl katlanırsın. Annesin işte, kabul et çılgınsın. Ama unutma ki Dünyanın en mutlu çılgınısın.


6 Mayıs 2014 Salı

Günümüz Teknolojisinin Geldiği Son Nokta: Kozmetik Giyim!

Teknoloji sadece bilişim dünyasında, askeri dünyada ya da tıp dünyasında gelişmiyor. Dünyamızı saran teknoloji her alanda ilerliyor ve insanlığa hizmet ediyor. Bir de bu teknolojinin kıyafetlerle birleştiğini düşünsenize.


Bir giysiyi sadece güzel olduğu için, sadece size yakıştığı için giymenin ötesinde bir şey olduğunu, giydiğiniz bir giysiyle vücudunuzdaki fazlalıklardan kurtulabileceğinizi söyleseler ne dersiniz? Böyle bir şeye imkân yok diyor gibisiniz! Ama günümüzün akıl almaz teknolojisiyle üretilen Pure Nature kozmetik giysilerle artık bu mümkün.


İsterseniz Pure Nature akıllı tekstil teknolojisini Pure Nature ürünü kullanan birinden dinleyelim



Ayşegül Karadeniz Pure Nature Ürünlerinin Pratikliğini Anlatıyor | izlesene.com


Bu kozmetik giyim kumaşlarının her santimetrekaresinde, portakal kabuğu görüntüsünü yok edici ve inceltici krem içeren yaklaşık iki milyon mikrokapsül bulunmakta. Siz hareket ettikçe sürtünme, kumaşın esneme ve serbest kalma hareketleriyle bu kapsüller kırılmakta ve içindeki krem, yavaş ama sürekli olarak tüm cildinize masaj etkisi ile uygulanmakta. 


Düzenli kullanım sonrasında 28 günde 1 beden incelmenize yardımcı olan bu teknolojiyi üreten firma Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarından biri. Bu akıl almaz giyilebilir teknoloji öyle kısa sürede ortaya çıkmış bir çalışma ürünü değil, Türkiye’nin en büyük tekstil markalarından olan Sun Tekstil’in 6 yıl boyunca uzman kişilerle yapmış olduğu çalışmalar sonrasında ortaya çıkmış bir ürün. Güvenilirliği Paris Intertek Laboratuvarlarında test edilmiş, sonuçları ise Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi tarafından ispatlanmış son derece güvenilir bir ürün.


Teknolojinin böylesine geliştiği bir çağda yaşamak bu tarz ürünler gündelik hayatımızda daha çok yer alacağını gösteriyor. Günlük koşuşturmaların arasında spor yapmaya, masaj salonlarına gitmeye vaktiniz yoksa Pure Nature imdadınıza yetişiyor. Ürünlere göz atmak için http://www.purenature.com.tr/urunler.html adresine ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Mayıs 2014 Pazar

Mutlu Hıdrellez Anıları

     
     Yüzlerce yıldır baharın gelişini ,bolluğu ve bereketi müjdeleyen Hıdrellez zamanı geldi çattı.Hızır ve İlyas'ın yeryüzüne kavuşmasıyla yeryüzünün de yeşilliğe ve berekete kavuşacağına inanılır. Dünya'da tüm kültürlerde kışın bitip baharın gelmesi kutlamalara vesile olmuştur. Güneşe, yeşile kavuşmak nasıl mutlu etmez  ki insanoğlunu.  
          Gül dalına dilek asma,yumurta boyama,  ateşten atlama, kuma dileklerin resmini çizme gibi adetleri hepimiz duymuşuzdur. Her yörenin hatta her mahallenin farklı bir hıdrellez öyküsü olabilirdi. Ve bu sene içimdeki araştırmacı blogger ruhu uyandı ve kamu oyunun nabzını ölçmeye karar verdim.  Ancak teknoloji çağının modern köleleri olarak eski ve mutlu zamanları hatırlatmak, unutmamak istedim. Hatta elimden geldiğince uygulamaya çalışıp, çocuklarıma da öğretmek istiyorum.

 'Çocukluğunuza ait Hıdrellez anıları nelerdir?' diye sordum.

 İşte Cevaplar
       
            Aslı: Gece yatmadan önce masa üstüne bir tabak un koyardık. Eğer sabah olduğunda Hızır'ın ayak izi unun üzerinde belirirse o sene bereketli geçeceğine inanırdık.

           Birgül: Hıdrellez günü eve ekmekle girmenin bolluk getireceğine inanırdık. Bir de ;8 tane karınca yuvasından kum toplanır, küçük bir poşete konur ve bir sene boyunca evde saklanır.

           Duygu: Hıdrellez'de ev işi yapılmaz, ev süpürülmezdi. Ot yolmanın da iyi gelmediğine inanılırdı. O gün eve ilk gelen kişiye göre evin bereketi belirlenirdi.

            Meltem : Eskiden köylerde, tahtalardan küçük  yollar yapılır ve bunların üzerinde gezerek her evden para toplanır ve toplanan parayla da tüm köy halkına yemek tertip edilirdi.

          Emre: Kapılara dal takılırdı. Ateş üstünden atlama ve yumurta pişirme adetleri de vardı.

          Fatma: O gün yapılan bakliyat alışverişinin uğurlu geleceğine inanılırdı. Aşure, keşkek yapılıp özlü dağıtılırdı. Kem gözlü olduğuna inanılan kimseler misafirliğe kabul edilmezdi

           Mehmet: Yüksük çorbası yapılırdı. Şeker dağıtılırdı. Eve yeşil sokulmazdı.

          Ayşe: Kestane haşlanırdı, ipe dizilir ve çocuklar boyunlarına asardı. Güreş müsabakaları yapılırdı.

           Emine ( Annem): Her Hıdrellez'de yeni elbiseler dikilirdi. Meydana büyük bir ateş yakılır ve üzerinden atlanırdı. Mutlaka madımak pişirilirdi. Su kenarlarında toplanılır, büyük salıncaklar kurulur ve tüm gün eğlenilirdi. 



            Beni kırmayarak, eski mutlu anılarını paylaşan tüm arkadaşlarıma tabii bir de anneme çok teşekkür ederim. Peki sizin mutlu Hıdrellez anılarınız nelerdir? Sıra sizde efenim:)
       

1 Mayıs 2014 Perşembe

Çocukları Korurken

        Hepimizin kişisel alanları vardır. En yakınımızın bile bu alanımıza girmesine müsade etmediğimiz , kendimizi korumak adına belirlediğimiz sınırlarımız vardır. Yetişkinler birbirlerinin mahremine genellikle saygı duyarken, çocuklar için durum ne yazık ki her zaman böyle olmuyor.

         Çocukların kişisel alanlarını belirlemeleri konusunda çok fazla görüş ayrılığı olması da ebeveynlerin kafalarını daha bir kurcalıyor haliyle. Çocuk, anne babanın en kıymetlisidir elbette. Ancak onu yetiştirirken uygulanan iyi niyetli kimi tutumlar ne yazık ki uzun vadede olumsuzluklara yol açabilir.  Özellikle çocuk istismarına karşı çocukları paranoya yaratmadan eğitmek, bizim elimizdedir. Bu konuda atılacak en önemli adım, çocuklara bedeninin özel olduğu ve sınırlarını aşmaya kimsenin zorlamaması gerektiğidir.
       
       Çocuğun anne baba ile aynı odada , yatakta yatması. Çocuk eğitiminin en keskin virajlarından biri çocuğun ayrı yatma konusudur. İlkokul çağında dahi ebeveynleriyle aynı yatağı, aynı odayı paylaştığı durumlarla karşılaşabiliyoruz. Çocuğun ilk ve en özel alanı, yatağıdır. Kendine ait özerklik kavramını ilk olarak yatağı sayesinde öğrenir. Bedeninin özel olduğunu da ilk olarak ayrı yatma eğitimi sürecinde kavrar.   Bebeklik döneminde odaların ayrılması ya da doğduğu andan itibaren ayrı odada yatırılması anne babanın ileride zorluk yaşamasını önleyecektir.

      Kişisel temizliğinde sorumluluk verilmesi. Tuvalet eğitimiyle birlikte çocuk kişisel temizliğine adım atmaya başlar. Elbette ilk yıllarda yetişkinlerin yardımı şarttır. Ancak, anasınıfı ve ilkokul döneminde tuvalet sonrası temizliğini kendi yapmayı öğrenmelidir.  Kişisel mahremini oluşturma safhasında çocuğa sorumluluk vermekten kaçınılmamalıdır. Bedeninin özel olduğu  çocuğa baskı yaratmayacak biçimde anlatılmalıdır. Tabii bu süreçte de anne babalar baskıcı ve sert tutumlar sergilememelidir.

         Çocuklar zorla öpülmemeli, zorla sevilmemelidir. Çocuklar o kadar güzel ve masumlar ki, hiç durmadan insanın onları öpesi sımsıkı sarılası geliyor. Ancak özellikle akrabalar, komşular, bazen de yoldan geçenler çocukları biraz coşkulu biçimde öpüp sevmek isteyebiliyor. Haliyle bu durumda çocuklar kaçıp saklanmak istediğinde anne babalarından sıkı bir azar işitiyor. Bu manzaraya eminim herkes şahit olmuştur. Çocuk rızası olmadan sevilip, öpülmek zorunda değildir. Anne babanın çocuğa bu konuda destekleyici olmalıdır. Kendini rahatsız hissedeceği hiç  bir ortamda bulunması için zorlanmamalıdır.

           Ebeveynler rehber rollerini  uygularken sağduyulu olmayı unutmamalıdır. Çocuklara yapılan olumsuz durumlara karşı onları korkutmak yerine bilinçlendirmeli ve güçlendirmeliyiz. Aksi takdirde çocuklarda kaygı bozuklukları başlayabilir.
       
         Çocukların tüm kötülüklerden uzak kalacağı günlere kavuşmak dileğiyle....