29 Nisan 2014 Salı

Çocuk Olmak Çok Zor


         Çocuk olmanın zor ama çok zor olduğu topraklarda yaşıyoruz. Örselenen, itelenen, hor görülen, yarış atına döndürülen, istismar edilen, ihmal edilen, küfredilen, çalıştırılan, evlendirilen, işkence edilen, hunharca öldürülen bir çocuksun neticede.

               Yerel seçimler öncesi bütün siyasetçiler bangır bangır konuştu, bağırdı , çağırdı. Büyük lokma da yediler, büyük laflar da ettiler. Ama onca edilen kelam israfında bir ağızdan çocuklar için lafı çıkmadı. Zaten ne zaman etmişlerdi ki. Çocuklar için planları , hedefleri olmayan siyasetçilerimiz var bizim.
           
              Bir ülkenin seviyesini çocuklara yapılan muameleden anlayabilirsiniz. Yurdumun dört bir yanından çocuk kaçırma ve akabindeki  korkunç olayların haberleri geliyor. Nasıl bir vicdansızlıktır bu diye düşünürken cezaların yetersizliği geliyor akıllara. İşte o zaman ne kadar kanun yapıcı, uygulayıcı varsa hepsine birden ah edesi geliyor insanın.

              Biz   ne yapalım o zaman:
1. Çocuklarınıza asla yabancılarla konuşmaması gerektiğini kesin olarak belirtin.
2. Asla yalnız bırakmayın.
3. Telefon numaralarınızı ezberletin.
4. Bilgisayarda online oyun oynuyorsa dikkatli olun. Yazıştığı kimseler var mı, araştırın.
5.  Varsa sosyal medya hesabını sık sık kontrol edin.
6. Issız ve sakin yolları değil, kalabalık ve işlek yolları tercih edin. Çocuklarınıza da öğretin.
7. Benim çocuğum büyüdü, başına artık bir şey gelmez diye düşünmeyin. Her türlü tedbiri almayı ve ÇOCUKLARINIZI lütfen İHMAL etmeyin.
       


27 Nisan 2014 Pazar

HAŞHAŞLI KATMERİMİ KENDİM YAPTIM

       Anadolu'nun eskimeyen lezzetlerinden katmeri evde yapmak çok kolaymış...


            Kendimi bildim bileli hamurla uğraşmaktan çok büyük mutluluk duyarım. Üstüm başım bembeyaz olsun , ortalık batsın hiç umrumda değil. Hele sonunda sevdiklerimle paylaşacağım keyifli bir sofra olsun , değmeyin keyfime. 

          Çok sevdiğim Haşhaşlı Katmer'i ilk defa deneme cesaretinde bugün bulundum. Katmer, Anadolu'nun hemen her köşesinde keyifle yapılan ortak tatlarımızdan. Yöreden yöreye kullanılan malzeme değişse de mis gibi bir köy havasında ateş üstündeki sacda pişen katmerin tadı elbetteki tartışılmazdır.

 Gelelim benim katmer hanıma;
Malzemeler;
Hamur için
3 su bardağı un
2 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
Alabildiğine su (azar azar eklemenizi öneririm)
*
İçi 
3 yemek kaşığı çekilmiş haşhaş
1 su bardağı sıvıyağ


        Hamur malzemelerini yoğurup, orta sertlikte bir hamur elde ettim. 10 dk. kadar beklettim. Daha sonra hamuru yumurta büyüklüğünde parçalara ayırdım (6 parça elde ettim).  Daha sonra parçaları merdane ile tatlı tabağı büyüklüğünde açtım. Hepsini açtıktan sonra tezgahın üstüne bir yufka, onun üzerine de haşhaşlı yağlı karışım sürdüm . Yufkalar bitene kadar tekrar ettim. Daha sonra üst üste istiflediğim yufkaları merdaneyle incelttim. Genişletebildiğim kadar genişlettim. Daha sonra tek parça haline gelen yufkamı rulo yaptım. Elde ettiğim rulodan 5'er cm genişliğinde parçalar kestim. Kestiğim parçaları tekrar merdaneyle yine tatlı tabağı genişliğinde açtım . Sıcak teflon tavada birkaç dakika içinde pişirdim. 

         Anlatması zor oldu biraz ama. Yarım saat içinde benim gibi bir acemi bile yapabiliyor. Gerisini siz tahmin edin. Tabii hızlı olmak adına siz benim gibi mutfağı savaş alanına çevirmeyin. 
           
          6 Mayıs'ta sevdiklerinizle ve ailenizle Hıdrellez pikniğine çıkarken piknik sepetinize atabileceğiniz keyifli ve ninelerimizden kalma bir lezzet.  Aylardır hevesle beklediğimiz baharı karşılarken de biraz özel hazırlanmak gerek elbette. Bizi biz yapan ortak kültür miraslarımıza sahip çıkıp, yeni nesillere aktarmak bizim elimizde. 6 Mayıs'ta boş durmak yok. Her evde yumurta pişecek, çayır çimen gezilecek. Bakın sözlü yapiciiim sonra :)

        Tabii Haşhaşlı katmeri yıllardır özenle hazırlayan ve bana çaktırmadan öğreten anneme de  sonsuz teşekkür...





                 

25 Nisan 2014 Cuma

MUTLU HEDEFLERİM

         Mevsimlerden bahar olunca, hele ki nisana da varınca ruhumda bir yenilenme, tazelenme hissi de canlanıveriyor. Saçlar daha bakımlı olmalı, gardıropta pembeler, açık sarılar uçuşmalı. Yeni takılar, şeker renkli rujlar aynamın önünde yerini almalı. Uzun lafın kısası güneşin  en tatlı zamanlarını tüm hücrelerimde hissedebilmeliyim. Epey bir bahar arsızı oldum bu aralar anlayacağınız.

         İşin aslı yeni başlangıçlar için bahaneler aramayı seviyorum. Kendimden bıkmamam için kendimi yenilemem, hayatın güzelliklerini yakalamam lazım. Yarım bıraktığım kitaplarımı bitirerek işe başlamak istiyorum önce. Sonra  yarım kalan örgülerim, takılarımı da bir yola sokmalıyım. Bu aralar bende  Hint mutfağına karşı inceden bir merak başlamış durumda . Konuyla ilgilli çalışmalar sıklaştırılmalı. Gerçi geçenlerde susamlı , bademli tavuk denemem hüsranla sonuçlanmıştı ama, pes etmek yok.

       İtalyanca sevdamı  uzun zamandır ihmal ettiğim doğrudur. Konuyla ilgili çalışmalara gün itibariyle başlayacağım. Söz bu sefer. Çünkü her Baba filmini izlediğimde içim gidiyor, film İngilizce olabilir. Ama ben İtalyanca hissediyorum, var mı ötesi...

         Öfkemi daha iyi kontrol edebilmek, stresimi olumlu şekilde yönetebilmek de sürekli hedeflerimden. Bu uğurda Tibet'te 7 yıl geçirmeye bile razıyım esasında. Meditasyon yapmak istiyorum bu aralar. Konsantre olmak, kendimle barışmak ve daha bir affedici olmak istiyorum.

         Mmmm, ne çok işim varmış yapmam gereken. Ne mutlu aslında. İnsanın hayatta hedefleri oldukça daha bir yaşamın tadını çıkartıyor. Yeni güne uyandığımda mutlu hedeflerimi  düşünmek beni çok mutlu ediyor.

         E, peki sizin bu baharda planladığınız mutlu hedefleriniz var mı?

       

15 Nisan 2014 Salı

BİRAZ PEMBE BİRAZ MAVİ

       
 Bu hayatta pembelerin de maviler kadar söz hakkı, nefes hakkı vardır efendim. Tek başına pembe ne kadar huzursuz, mahsun. Mavi de bir o kadar soğuk ve çekimser. Bir arada olunca nasıl da  inceden bir ahenge kavuşuyorlar.

       Bu aralar pastel renklerden gözümü alamıyorum. Bu iki rengi birbirinden ayırmak haksızlık olur diye düşündüm, gizliden flörtlerine izin verdim. Bardak altlığına dönüşüveren bu tatlı ikili, sanırım bir kaç güne kadar kırlent olarak evimi süsleyecek.


       Gün boyu içimde biriken hüzün, sıkıntı, korku, kaygı ne varsa pembe ve mavi tonları ruhumun tozunu alıveriyor işte. Sabaha daha bir dinç daha bir keyifli yol alıyorum hayata. Yoksa 2+1 erkek çocuğuyla nasıl atılır bu yaşamın yorgunluğu. Şimdilik kendimi böyle oyalıyorum. Ama çok yakında çok çılgın projelerimle karşınızda olacağım. Ne zamandır aklımda ama itiraf ediyorum bu aralar tam bir mazeretler kraliçesine bağlamış durumdayım. Neyse mazarete mahal yok. Bu hafta cici ve çılgın bir projem olacak. Maksat kafamızdaki kara bulutlar dağılsın.

       Peki sizin stres yönetiminiz, keyif veren uğraşılarınız nelerdir? Spor, sanat, kolleksiyon yapmak, kurabiye pişirmek... Evet bekliyorum, sıra sizde...


12 Nisan 2014 Cumartesi

Oleg Cassini hayallerimizi gerçeğe dönüştürüyor

Monako Prensesi Grace Kelly, First Lady Jacqueline Kennedy, Marilyn Monroe ve pek çok ünlü stil ikonu daha... Oleg Cassini’nin tüm bu isimlere özel tasarımlar hazırladığını biliyor muydunuz? Adını moda tarihine altın harflerle yazdıran Oleg Cassini’nin 2014 koleksiyonu büyüleyici gelinlik ve göz alıcı gece elbiseleriyle hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için bizi bekliyor.

Büyüleyici ve romantik gelinlikler

2014 gelinleri buraya! Oleg Cassini’nin büyüleyici 2014 gelinlik koleksiyonunda dantel ağırlıklı romantik gelinlikler ön plana çıkıyor. Tül ve dantelin bir arada kullanıldığı, zarif işlemeler ve üç boyutlu çiçek aplikeler ya da minik fiyonklarla hareketlendirilen gelinlikler, gümüş ve altın işlemeli göz kamaştırıcı modeller gelin adaylarını adeta birer prensese dönüştürmek için tasarlanmış.


Göz kamaştıran gece elbiseleri

Bu sene gelin olmasanız da gideceğiniz bir düğün mutlaka vardır değil mi? :) Gelinlik koleksiyonunda olduğu gibi abiye koleksiyonunda da her detay genç kızların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için tasarlanmış. Koleksiyonda ağırlıklı olarak tül ve şifon kumaşlar kullanılırken modeller zarif işlemeler, romantik danteller ve göz kamaştıran ışıltılar ile hareketlendirilmiş. Somon, lila, pudra pembesi, nil yeşili elbiseler romantik renkleri sevenlerin seçimi olurken; zümrüt yeşili, gece mavisi, bordo, antrasit ve gold elbiseler ise kendini gecenin tek yıldızı gibi hissetmek isteyenlerin tercihi oluyor.

Oleg Cassini Avantajları

Şıklık bir bütündür değil mi? Bu yüzden görünüşümüzün en önemli tamamlayıcılarını da unutmamak lazım. Sadece gelinlik ve abiye değil; ayakkabı, duvak, abiye takı, gelin buketi, taç, saç aksesuarları, gelin kesesi, gelin eldiveni, bolero, şal, kürk ve bekarlığa veda aksesuarları gibi ihtiyaç duyabileceğimiz her şeyi bulmak mümkün.

Ayrıca Oleg Cassini, bu koleksiyonlardan beğendiğimiz parçalara sahip olmamız için çok avantajlı imkanlar da sunuyor;

- Gelinlik, gece elbiseleri, nişan ve mezuniyet elbiselerinde %50’ye varan indirim

- Gelinlik randevusunu mağazaları arayarak ya da online randevu formunu doldurarak alan herkese anında %10 indirim

“kargobedava” alışveriş koduyla www.olegcassini.com.tr’den alışveriş yapan herkese ücretsiz kargo fırsatı

- Mağazalar ve online satış sitesinde Bonus Card’a 8 taksit fırsatı

- Online alışverişte Türkiye’nin her yerine teslimat garantisi

Siz de hayatınızın en özel gününe hazırlanırken size en yakın Oleg Cassini şubesini arayarak gelinlik randevusu alabilir ya da www.olegcassini.com.tr adresinden online randevu formunu doldurabilirsiniz.

Tüm Oleg Cassini şubeleri ve telefon numaraları ise şöyle;

Oleg Cassini Bağdat Caddesi: 0 216 385 88 99

Oleg Cassini Cevahir AVM: 0 212 380 07 77

Oleg Cassini Forum İstanbul: 0 212 640 75 14

Oleg Cassini Ankara Armada AVM: 0 312 219 20 15

Oleg Cassini Bursa Anatolium Alışveriş Merkezi: 0224 261 31 82
Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Nisan 2014 Cuma

Çocuklara tasarruf yapmayı öğreten uygulama TEB Çocuk


Çocuklar aslında çok küçük yaşlarda tanışıyorlar para ile. Ancak paranın tam olarak ne anlama geldiğini, değerini, nasıl kazanılıp nasıl biriktirildiğini anlamaları için okul çağına gelmeleri gerekiyor. Yine de bazı kavramları kazandırmak oldukça güç olmakta.

İşte bu konuda TEB, anne ve babaların tam da ihtiyacı olan bir uygulama başlattı, TEB Çocuk. Nedir TEB Çocuk? Çocuklara parayı tanıtan, para biriktirme yöntemlerini öğreten, harçlık kazanmalarını sağlayan eğlenceli bir uygulama. Çocuklar eğlenceli oyunlarla para kavramını öğreniyorlar.

Erken yaşta paranın nasıl kazanıldığını, nasıl biriktirilmesi gerektiğini öğrenen çocuklar ileriki zamanlarda para harcama ve tasarruf yapma konularında çok daha bilinçli olmakta. Ancak anne ve babalar para kavramını çocuklara kazandırmakta zorluk çekmekte. Ancak TEB’in bu yeni uygulaması ile çocuklar artık eğlenceli bir şekilde öğrenecekler.

Kağıt paraları kameraya gösterip hangi paranın ne olduğunu, marketlerdeki ürünlerin fiyatlarını çeşitli uygulamalarla öğrenirken limonatacı uygulamasıyla da nasıl para kazanıldığını görmekteler. Limonata tezgahı kurup limonata satmaya çalışacaklar, buarada kar ve zarar kavramlarını kazanmaktalar. Biriktir bölümündeki uygulama ile de harçlıklarını nasıl biriktirebileceği konusunda bilgi sahibi olmaktalar. Ayrıca anne ve babalarla birlikte oynanan Harçlık ajandası ile çocuklar evde küçük işler yaparak harçlık kazanmayı ve biriktirmeyi de öğreniyorlar.


TEB Çocuk şimdi daha fazla çocuğa tasarruf bilinci kazandırmak için okul ziyaretleri yapıyor. İster veli olun, ister öğretmen TEB Çocuk’un sizin okulunuza da gelmesini istiyorsanız eğer sitedeki formu doldurabilirsiniz. http://www.tebcocuk.com/

6 Nisan 2014 Pazar

HAYAT AYRINTIDA GİZLİDİR

          
        Hayatı büyük yaşama merakımızdan mıdır bilmem, ayrıntılardaki mutlulukları görmezden geliyoruz çoğunlukla. Eşyanın tabiatına hayranlığımız gün geçtikçe artarken, saksıda açmaya yüz tutmuş menekşeyi ihmal edişimiz bu yüzdendir belki de. Hayatlarımız çalışmaya, kazanmaya, başarıya endeksli ilerlerken mutlu olmayı hedef listemize almıyoruz ne yazık ki. 

        Kahvaltıdaki çayın ilk yudumu, kaldırım kenarlarında betona  inat açan sarı çiçeklerin asaleti, kamyonet arkasında yazan iki satırın muzipliği... Ve daha milyonlarca sebep vardır minik ayrıntıları kıymetli kılan. Yaşama sevincini de arttıran  bunlar değil midir zaten. 

          Hayat, kalp grafikleri gibidir. Bir yükseliştedir, bir inişte. Zirveye varmak için, dibe vurmak gerekir bazen. En mutsuz, en bitmiş anlarınızda bile yaşamak için bir sebep bulmak gerek. Hiç olmadı saksıdaki menekşeleri yaşatma arzusu bile yeter insana. Hayat bize her zaman istediklerimizi altın tepside sunmuyor. Ama bize sunulanların da kıymetini bilmek onları geliştirmek gerek. 
         
           Zorluklarla savaşmak için kızgın bir insan olmaya, olayları karmaşıklaştırmaya, her durumdan kendince bir hüzün çıkarmaya gerek yok. Bu yalnızca insanı tehditlere açık kılar. Asıl güç, kendine inanmak, sevmek ve gülümsemektir. 

           Hayatı basit yaşamak, çirkinliklerdeki değil güzelliklerdeki detayları aramak , yaşamak için mutlu sebepler aramak aslında her şeyden kolay. Hiç mi olmadı, arkana yaslan ve bir şiir oku. Sonra gözlerini kapat, şiiri yaşa. Gülümse...


Hoy Lu-Lu

İsterim benim de acayip isimleri
Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun
Onlarla Madagaskar limanlarından
Çin'e kadar yolculuk yapmak isterim
İsterim içlerinden bir tanesi
Vapurun güvertesinde, yıldızlara karşı
"Hoy lu-lu" şarkısını söylesin her gece

Ve bir gün ansızın bir tanesine
Rastgelmek isterim
Paris'te... 
           
Orhan Veli

#OrhanVeli100yasında


4 Nisan 2014 Cuma

Kadirizm'den Kıvançizm'e


          Deli gibi yoğun bir gündemin ardından nihayet hafta sonu geldi. Herkes için nefeslenme, tazelenme fırsatı olsun dilerim bu kısa mola. Tabii bu arada hafta sonunun kadınlar için evdeki işleri ışık hızıyla halletmek, ütü, çamaşır, çarşı , pazar anlamına geldiğini düşünen erkekler için iki çift lafım olacak. 

        Kahvaltıyı hazırlamak, çocukla ilgilenmek, yedirmek , giydirmek sizden hiç bir şey alıp götürmez. Bakınız örneklerde görüldüğü gibi biz kadınlar ev işlerinin sorumluluğunu paylaşan erkekleri nasıl görüyoruz. Gayet güzel görüyoruz , net.

       Kadın çalışsın ya da çalışmasın, evde erkeklerin biz talimat vermeden işe güce el atması sanıldığı gibi delikanlıyı bozmaz. Malum, kara kaşlı -kara gözlü  Kadirizm 90'larda kaldı. Şimdilerde sarışın- boncuk gözlü  Kıvançizm rüzgarının tesirindeyiz.

         O yüzden Bayım şimdi elindeki kumandayı yavaşça sehpanın üzerine doğru bırak ve yıllardır  yayıldığın o kanepeden dikkatlice kalkıp mutfaktaki hanımefendiye yardım etmek için tıpış tıpış yol al bakalım. Hımm, bunu ben demiyorum, vicdanın diyor bu arada. Umarım anlaşılmıştır. Aksi takdirde kredi kartının canını okuma programımız devreye girecektir. 


       Sevinçlerin, yorgunlukların, kahkahaların ortak olduğu mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle. 
       Şimdilik hadi bana müsaade...