31 Aralık 2013 Salı

HER SON YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR


               2013 yılını uğurlarken koca bir yıl film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçip gidiyor. Kimi anları pamuk şekeri gibiydi, hiç bitmesin istedik. Kimi anları ise biber gazı şiddetinde hem gözümüzü hem ciğerimizi ağlattı. Ama hayat da bir kalp grafiğine benzemez mi zaten? İnişleri ve çıkışları vardır , doğal olarak. Ne zaman ki grafikteki çizgi düzleşir o zaman tası tarağı toplayıp göçmek gerekir. Hüzünlerin ve sıkıntıların ardından mutlaka aydınlıkların doğacağına inanırım. Asıl olan o zor anlarda inancını kaybetmemek, dertlerin içinde saklı olan dermanı aramaktır.
              İsyan ettiğimiz, küstüğümüz, kırıldığımız anlarımız da oldu bu yılda. Ama bunların yanı sıra kırdığımız, küstürdüğümüz, haksızlık ettiğimiz insanlar da oldu mu? İşte böyle zor soruların da üstesinden gelebilmek için güzel anlardır yılbaşıları.Bir  nevi vicdanının almanağını yaptın mı güzel kardeşim. Sen asıl ondan haber ver.

           Yeni başlangıçlar, yeni kitaplar, yeni filmler, yeni insanlar, yeni yerler, yani hayat bizi bekler. Yeşilçam filmlerinin masumiyetinde olsun 2014. Vecihi gibi romantik, Yaşar Usta gibi gururlu, Hafize Ana gibi şefkat dolu olsun. Ve sonu hep mutlu olsun...


27 Aralık 2013 Cuma

YENİ YILIMIN MOTTOSU


          Her yeni yıl arefesinde insanlar isteklerini sıralar yeni yıldan. Sağlık, para, huzur... Ak sakallı Noel Baba bacadan aşağı boca etsin tüm mutlulukları diye bekler dururuz. Keşke çocukların dilekleri gibi kolay olsa yılbaşı dileklerimiz. Bir koşu gidip oyuncakçıdan alsak tüm hayallerimizi. 
         Eskiyi geride bırakıp, yepyeni bir sayfa açma ümidinden hiç bir gerçeklik bizi vazgeçiremiyor. Ne de olsa insan hayal ettikçe yaşıyor.
          Ama bu sefer, ( 36 yaş aydınlanması mı bunalımı mı bilemem) yeni yıldan hiç bir şey beklemiyorum!!! İşin aslı , ben bu sefer kolaya kaçmayacağım. Kendimle yüzleşip, kendimden beklentiler içinde olacağım. Kızdığım yanlarımı halının altına süpürmekten vazgeçmekle işe başlayacağım. Bu arada kendimi eleştirirken kendimden vazgeçecek de değilim. Ne olursa olsun, öz saygı ve sevgi şart. 

           Tabii tüm bunlar için 1 Ocak sabahını beklemeye gerek yok. Ama yeni yıla yeni kararlar , yeni maceralar, yeni tatlar katmak istiyorum. Tüm bunları da yaparken de hayatı daha bir hissetmek, daha az uyumak daha çok yaşamak istiyorum. Motivasyonuma hayran oldum bu arada. Göreceğiz bakalım. Aklımda bir kaç proje var. Hem de biraz cesur projeler, zamanı gelince keyifle paylaşacağım sizlerle. İpucu mu, elbette kadın olmak.
         Hedeflerim olduğunda içtiğim kahvenin hakkını veriyor, aldığım nefese şükrediyor gibi hissediyorum. Aklımda deli düşünceler, gözlerimi bir o yana bir bu yana çevirip duruyorum. Mutlu muyum? Hem de çok.
      Sizlerin de 2014  hedefleriniz var mı? Paylaşın o zaman, şöyle evrene karşı pozitif pozitif gönderelim mesajları. 
        Sadece yeni yılda değil, her dem sevgiyle kalın....
           

21 Aralık 2013 Cumartesi

ELMALI HALLERİM



              Elmayı çok seviyorum. Sanki bu  meyve aleminin en mutlu şahsıdır elma. Kırmızı renklisi , elma yanaklarıyla övünmekte sonuna kadar haklıdır. Bütün halde olanı da 'bir elmanın iki yarısı ' sözünün mutluluğunu yansıtır. Siz hiç armut şekeri ya da nar şekeri diye bir şey duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü o şeker makamı, elmaya aittir. Bakınız, elma şekeri. Yaşı kaç olursa olsun her insanın canının çektiği, diş sağlığını unuttuğu bu yegane tat sadece canım elmaya aittir. 
              Çocukluktan kalma mıdır bu sevda bilemem? Ama sobanın üzerine kabuklarını koyduğum elmanın mis amber kokusu hala zihnimin en tatlı anılarındadır. Hele çocukken en sevdiğim mutluluk olan elmalı pasta da bunca yıllık sevdamın sürmesinin sebeplerindendir. 
             Masalların korku ustası Grimm Kardeşlerin dikkatinden de kaçmamış , cadının eline kandırıkçı bir meyve haliyle konulmuş.  Masal aleminin de en meşhur meyvesi olmayı böylece başarmıştır elma.             
          Avuç içine rahatlıkla alınıp yenilebilmesi ile ergonomik açıdan en kullanışlı meyvedir kendileri. Kırmızı, yeşil, sarıdır. Ama daha ziyade hepsidir. Tatlıdır, ekşidir, kokuludur, ama en çok da mutludur.
         Ben elmayı bu kadar çok seviyorum diye elma da beni sevmek zorunda değil tabii.  Ama o da beni sevse hiç de fena olmaz hani....
        





20 Aralık 2013 Cuma

Yılbaşı Hediye Öneriniz Benden

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!

Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.

Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil.

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?

Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?

Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!

Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.

Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/


Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Çocuklar İçin Ağız Bakım Rehberi



Çocuğunuzun sağlıklı ve temiz dişlere sahip olmasındaki ilk rol, size düşüyor. Ona fırçalama ve yeme alışkanlıklarını en iyi siz kazandırabilirsiniz. Bu konuda eksikleriniz olduğunu süşünüyorsanız, bugünkü yazımızı size rehberlik edebilir.

Ağzı yeterince büyüdüğünde çocuğunuz nihayet 20 küçük dişe ve daha sonra 32 büyük dişe sahip olacak. Bütün çocuklar farklıdır ve bu nedenle ilk küçük dişin çıkması en erken 3 aydan başlayarak 12 aya kadar sürebilir ve bu ilk çıkanlar çoğunlukla alt orta dişlerdir. 6 yaş civarında çocuğunuzun hayatı boyunca kullanacağı ilk kalıcı dişi çıkacaktır.

Küçük dişler büyük işlere yarar

70 yıldan fazla dayanacak kadar sağlam büyük dişlerin aksine farklı görevlerine uygun olarak küçük dişlerin daha ince diş mineleri ve daha küçük kökleri vardır. Küçük dişler çiğnemeye yardımcı olmanın yanında, konuşma yeteneğini geliştirmek, çene ve yüz gelişimini desteklemek gibi birçok farklı işe de yarar. Daha da önemlisi diş etinin içinde çıkmayı bekleyen büyük dişlerin yerini tutarlar. Küçük dişler düştüğünde ortaya çıkan boşluk büyük dişlerin düzgün çıkmasını sağlayarak sağlıklı bir yetişkin gülümsemesi yaratmaya yardımcı olur.

Fırçalama ritüeli

İki yaş ve altı çocuklar için özel üretilmiş dış fırçası ve macunu kullanımı, diş fırçalamaya alışkın olmayan çocukların rahat etmesini sağlar, küçük dişlerin sağlıklı gelişimini destekler. Küçük ağızlarda rahatça kullanılmak üzere tasarlanmış küçük uçlu ve yumuşak kıllı fırça tercih edebilirsiniz.

Sağlıklı yemek

Bebekler büyüdükçe tatları daha iyi ayırt etmeye başlar ve birçoğumuz gibi tatlı yiyeceklere yönelir. Oysaki bu tatlı besinlerde bulunan şeker, çocuğunuzun ağzındaki doğal bakterilerle reaksiyona girer ve dişlere saldırarak çürüklere yol açan zararlı asitler üretir. Eğer küçük dişler çürük yüzünden erken yitirilirse, çocuğunuzun büyük dişlerinin gelişimini etkileyebilir.

Dişçiyi ziyaret

Çocuğunuzun ilk dişinin çıktığı andan itibaren dişçiye gitmeye başlamalı ve dişçiniz aksini söylemedikçe her 6 ayda bir tekrar uğramalısınız. Dişçiyi düzenli olarak ziyaret etmek çocuğunuzun diş bakımında önemli bir rol oynar çünkü bu ziyaretler çocuğun bu yeni ve bazen de garip ortama alışmasını ve yıllar boyu sürecek iyi alışkınlıklar edinmesini sağlar.

3-5 yaş için

Çocuğunuz küçük dişlerinin tamamını çıkarmıştır. Sabah ve akşam tam 2 dakika fırçalama yapması önemli. Bu yaşlarda çocuğunuzun dişlerini sizin fırçalamanız gerekse de, fırçayı kendilerinin tutmaya başlamaları iyi olacaktır. Yaşına uygun bir diş fırçasının üzerine bir bezelye kadar çocuk diş macunu sürün.

6 yaş ve üzeri

Yaklaşık 6 yaşından itibaren çocuğunuzun ağzında küçük, büyük dişler ve boşluklar olacak. Bu sıralarda ilk yeni dişler diş etinin için den çıkmaya ve küçük dişleri sallandırmaya başlar. Sonra küçük dişler tamamen dışarı itilir ve geriye büyük dişlerin dolduracağı boşluklar kalır. Yeni çıkan büyük dişlerin minesi tamamen olgunlaşmamıştır ve bu yüzden çürüğe karşı savunmasızdır. Bu aşama gençlik yıllarına kadar sürecektir. Küçük dişlerini kaybetmek her çocuk için büyümenin önemli bir parçasıdır ve büyük dişlerin hayat boyu dayanması gerektiği için ağız sağlığında kritik bir dönemdir. 7 yaş civarında çocuğunuz diş fırçalama sorumluluğunu kendisi taşımaya hazır olmalıdır. Yine de dişini doğru fırçaladığını kontrol etmeniz önemlidir.

4 adımda diş bakımı

1. Çocuğunuzun yaşına uygun bir fırça ve macunla günde iki defa dişini fırçaladığından emin olun.
2. Nazik ve dairesel hareketlerle dişin bütün yüzeylerini temizlemesini sağlayın.
3. Çocuğunuzun dişlerinin günde dört defadan fazla şekerli yiyecek ve içeceklere maruz kalmamasına dikkat edin.
4. Çocuğunuzu düzenli olarak altı ayda bir kontrol için dişçiye götürün.

Bir kaç tavsiye

-Çocuğunuza gece boyunca içebileceği bir süt ya da meyve suyu şişesi bırakmayın, çünkü ağzında şişeyle uyumak dişlerine zarar verebilir.
-Çocuğunuza hipopotam ya da aslan taklidi yapmayı öğretin ki dişini fırçalamak için ağzını kocaman açsın.
-Eğer çocuğunuz yerinde durmuyorsa dişlerini fırçalamak için kucağınıza oturtun. Büyüyünce arkasında durmak da işe yarayabilir.
-Dişlerini kaybetmek ve ağzılarında boşluklar oluşması bazen çocukları üzebilir, o yüzden diş perisiyle bu durumu eğlenceli hale getirin.
-Meyve suyuna 10’da bir su karıştırarak dişlerine değecek asit oranını azaltın.
-Her 3 ayda bir ve her hastalıktan sonra diş fırçası değiştirmek fırçalamanın her defasında mümkün olduğunca etkili olmasını sağlar ve mikrop taşınmasını azaltır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Aralık 2013 Pazar

Tatlı Tuzlu Kurabiyelerim

             
       Bu sene kurabiye tarifleri özel ilgi alanım oldu . Tabii bunda birinci sınıfa başlayan oğlumla birlikte hazırladığım beslenme çantası sayısının ikiye çıkmasının da etkisi var. Araştırmacı anne ruhum bu sezon atakta artık. Pinterest, Instagram, Facebook kazan ben kepçe diye dolaşırken sevgili Sibel'in evinde rastladığım bir kurabiye beni kalbimden vurdu. Tarif defterine yaptığım bir Ar-Ge çalışması ne çok işime yaradı.  Bu güzel tarifi ben biraz güncelledim, derken bir tariften iki lezzet çıktı. Hem tatlı hem tuzlu kurabiye.  Nasıl mı? Önce malzemelerden başlayalım ve tabii ilk olarak tuzlular önden diyelim.


Tuzlu Kurabiye Tarifi;

1 yumurta
1 Paket margarin ( benim tercihim Becel)
2 yemek kaşığı nişasta
1 tatlı kaşığı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı tuz
4-5 su bardağı un
kabartma tozu
1 tatlı kaşığı elma sirkesi
 Üzeri için,
1 yumurta sarısı
Susam, çörekotu, haşhaş vs

     Hepsini yoğurdum. Kıvama gelen hamuru ikiye böldüm. Çünkü epey bereketli bir hamur elde ediyoruz. Bir parçasını derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Merdane yardımıyla tezgahta açtım. Yaklaşık yarım cm kalınlığında açtım. Şimdi en eğlenceli kısıma geçiyoruz. Kalıp yardımıyla gönlümüzce şekillendirdim. Üzerine yumurta sarısı, isteğe göre çörekotu, susam ya da haşhaş kullandım. Aslında benim favorim her zaman kekiktir. Tabii gerisi size kalmış. 180 derece fırında 10- 15 dk civarında pişiriyoruz. Aman bu ince hamur parçalarını fırında fazla yalnız bırakmayın. Gözünüz her daim üzerilerinde olsun.
 Sonrası mı, afiyet olsun...

    Tatlıyı en sona sakladım tabii...

Tatlı Kurabiye Tarifi

1 yumurta
1 Paket margarin ( benim tercihim Becel)
2 yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı pudra şekeri
4-5 su bardağı un
İsteğe bağlı portakal rendesi ve portakal suyu
vanilya
kabartma tozu
 Üzeri için,
Pudra şekeri

 Yoğurduktan sonra. İkiye böldüm ve merdaneyle yarım cm kalınlığında açtım. Kalıplarla şekillendirdim. 180 derecede 10-15 dk civarı pişirdim. Fırından çıktıktan 1-2 dk sonra da pudra şekeri serptim. Sonrası mı bir cümbüş, bir temaşa sormayın gitsin. Canımın içi  Aslı'nın evinde mini ikramlık olarak dostlarımla paylaşmanın mutluluğunu yaşadım.

      Bisküvi çıtırlığındaki  bu kurabiyelerle çay sohbetlerini şenlendirebilir, sıcak çikolatanın yanında çocukların kalbini kazanabilirsiniz. Sevgiyle hazırladıktan  sonra  tüm kalpleri kazanmak mümkün değil mi aslında:)

12 Aralık 2013 Perşembe

MUTLU KAR ANILARI


             Uzun zaman sonra kar kapımızı çaldı. Geçen senelerden bu yana kar Samsun'da yüzünü bir gösterir sonra hemen kaçırırdı. Şimdi ise bir geldi pir geldi. Okulların kar tatili kararı ile binlerce çocuğun sevinç çığlıkları bembeyaz sokakları çınlattı. Ben ilk gün kar tatili haberini yolda aldım. İşte tam o sırada kar atlas bir yorgan gibi etrafımı sarmaya başlamıştı. Hemen sarıldım telefonumun kamerasına. Canım Atatürk heykelinin önünde insanlar benim gibi telefonlarıyla poz yakalama derdindeydi. Kar sevinci insanlarda o kadar çoktu ki, soğuğa rağmen bu anı ölümsüzleştirme telaşında olan insanları görmek hoşuma da gitti doğrusu. 
            Karın beyazlığına, dansına her ne kadar hayran olsak da, kirli bir yüzü olduğunu da hatırlamak üzücüdür aslında. Yardıma muhtaç insanlara karşı daha duyarlı olmamız gereken bu günlerde sorumluluklarımızı da unutmamak lazım. Tabii minik dostlarımızı da lütfen unutmayalım. Onlar için kapımızın önüne yiyecek koymak, ihtiyaç halinde hayvan barınaklarıyla iletişime geçmek bir çok canı kurtaracaktır. Hayvan barınaklarının telefon ve adres bilgileri için tık lütfen.
            Şu anda evde iki oğlumla hasret gideriyorum. Kimi zaman didişiyor kimi zaman koklaşıyoruz. Kar eşliğinde sevinip, zıplıyoruz. Mutlu kar anıları yaşatmak için onlara her türlü çabayı sarf ediyorum. Ki onlarda kendi çocuklarına mutlu kar anıları yaşatabilsinler diye...

















11 Aralık 2013 Çarşamba

Birlikte "bebeklerde alerji" konusunun detaylarına iniyoruz

Bir çok okuyucumun konuyla ilgili gelen soruları üzerine ‘bebeklerde alerji’ konusuna eğilmeye karar verdim. Alerji, değişen yaşam koşullarıyla birlikte son dönemlerde dünya çapında giderek artan bir durum. İstatistikler sizi korkutmasın ama günümüzde yaklaşık her 10 kişiden 3-4’ünün yaşamlarının bir döneminde alerjiden etkilendiği biliniyor.

Peki, alerji nedir? Alerji; bağışıklık sisteminin birçok insanı rahatsız etmeyen bazı maddelere karşı normalden farklı olarak verdiği tepkilerdir. Alerjisi bulunan kişilerin bağışıklık sistemi vücuda giren maddeyi zararlı olarak algılıyor, ve zararlı olmayan maddeye tepki vermeye başlıyor. Bu durum, döküntü, kızarıklık, kaşıntı, hapşırık gibi rahatsız edici belirtilere ve bazen şok gibi çok tehlikeli olabilen durumlara da neden olabiliyor.

Bebeklik ve çocukluk döneminde en sık rastlanan alerji tipi besin alerjisi. Besin alerjisinin de çeşitli türleri var. Bebeklerde en sık rastlanan besin alerji tipi ise inek sütü alerjisi.

Anneler dikkat; anne, baba veya kardeşlerinde alerji olan bebeklerde alerji gelişme riskinin daha yüksek olduğu biliniyor. Ailesinde alerji olan 10 bebekten 6-7’si büyük ölçüde alerji riski taşıyor.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerin doktorları izin verene kadar inek sütü veya keçi gibi diğer hayvanların sütlerini içeren hiçbir gıda tüketmemeleri gerekiyor. Bu konuda çok hassas olmak şart, bu nedenle bebeklerini emziren annelerin süt ve peynir, yoğurt  gibi süt ürünlerini tüketmemeleri, doktorlarının önerdiği gibi beslenmeleri kritik önem taşıyor.

Bebekler, inek sütü içeren bir besin aldıklarında gaz sancısı, kusma, ishal veya kabızlık, dışkıda kan gibi sindirim şikayetleri; kızarıklık, kaşıntı, döküntü gibi cilt şikayetleri ; hapşırık, burun akıntısı, hışıltılı solunum ve nefes darlığı gibi solunum sıkıntıları yaşayabiliyor. Bu can sıkıcı belirtiler,  bebeklerde aşırı ağlama, huzursuzluk, yüz, gözler ve dudaklarda şişmeye ve bebeğin kilo alamamasına da sebep olabiliyor.

Bu belirtiler ile karşılaşan annelerin, bir an önce vakit kaybetmeden doktorlarına danışmaları gerekiyor.

Anneler çok iyi bilirler, ülkemizde uzun zamandır inek sütü alerjisi konusunda annelerin güvenerek bilgi edinebilecekleri bir kaynağın eksikliği duyuluyordu.

Artık inek sütü alerjisi başta olmak üzere besin alerjisi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek, bebeğinizin alerji riski taşıyıp taşımadığını öğrenmek için www.bebekvealerji.com websitesini ziyaret edebilirsiniz.

Vakit kaybetmeden siteyi inceleyin, problem yaşayan diğer annelerin hikayelerini dinleyin ve uzman videoları yardımıyla giderek artan alerji problemi hakkında kendinizi bilinçlendirin.

http://www.bebekvealerji.com/AlerjiNedir.aspx
http://www.bebekvealerji.com/OzamanNeYapalim.aspx
http://www.bebekvealerji.com/HekimlerNeDiyor.aspx
http://www.bebekvealerji.com/Default.aspx?prm=ailelernediyor
http://www.bebekvealerji.com/AlerjiTesti.aspx

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Aralık 2013 Salı

Karnabahahara Alerjim Var Anne

     
      Alerji çağında yaşıyoruz vesselam. Günümüzde alerjisi olmayan bir insan neredeyse yok artık. Özellikle de çocuklar. Toza, küfe, kimyasal kokulara, yüne, ağaca, börtüye, böceğe , çeşit çeşit alerjileri var neredeyse hepsinin. Neredeyse diyorum, belki aranızdan bir iki kişi benim çocuğumun hiç bir şeye alerjisi yoktur der. Ki bu durum bana mucize gibi gelir. Bu arada çocuklarda alerji ile ilgili daha ciddi ve detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız için tık lütfen. 

        Kış geldi diye sevinenlerdenim ben de. Yok öyle kar sevdamdan filan değil. Alerji mevsiminden sıyrılıp, ota moka veda ettiğimiz için. Bahar aylarında ağaçların altında insanlar sere serpe uzanır, mangaldan mis kokular gelir ya. İşte o bile bize yasak. Allah muhafaza, çocuklarımın tabiata alerjisi var. Çam kokusu, yeni biçilmiş çimen kokusu, çiçek kokusu aman evlerden uzak. Ben en çok kışın çocuklarımı kıra bayıra götürmeyi severim bu yüzden. Alerjiyle uğraşacağıma, griple savaşırım bin kat daha iyi. 
      
      Ama benim Peter Pan'ler neden böyle çok iyi biliyorum. Onların bu nazenin bünyelerinin altında bambaşka bir alerjen var. Sebzeler. Evet, kendileri zannımca brokoliye, ıspanağa, marula, pırasaya alerji duyduklarından ağızlarına sebze sürmüyorlar. Hatta evin en miniği olan Ege de karnabahar yemeğine itiraz ettiğinde, alerjim var benim buna anne, dediğinden bu yana tik sahibi oldum. Kendileri büyümüş, çocuk alerjisi uzmanı olmuş. Yapma evladım, tıp bilimini kendi pis boğazın için harcama.

        E hal böyle olunca, bağışıklık sistemleri de pelte kıvamına geliyor. Benim asıl anlamadığım nokta da şu; bebekliklerinden itibaren doğadaki tüm sebzeleri itinayla mama yapmayı becerip her türlü hile hurda ile ağızlarına tıkmayı başarmış bir anne 6 ve 8 yaşındaki iki küçümene nasıl yenik düşer. Sağlıklı beslenme konusundaki takıntılı halim, okul çağı çocuklarımın elinde maskara oldu  bu ara. 

         Onların sebzelere alerjisi olabilir ama benim de bu gidişata çok fena alerjim var. 

Not: Bu kadar şikayetin arasında , senin hiç mi bir şeye alerjin yok diyenlere cevabım: Çikolataya alerjim var daha kötü ne olabilir???



6 Aralık 2013 Cuma

Annelik Sınav Soruları

 

       Mutfakta penceremin önünde duruyorum. Kulaklarım evimin mükemmel sessizliğinde, gözlerim kışa inat açmaya gayretli sardunyalarımda. Sanki sabahın ilk saatlerinde bu evde bir minik kasırga esmedi, evin annesi tüm çığlıklarını yine içine gömmedi. 
        Hafta sonunun geldiği her cuma gibi bugün de içimde tüm gün çakırkeyif bir hal söz konusudur. Yarın sabah 6'da kalkmayacak, iki okul çocuğuna beslenme hazırlamayacak, işe giderken ne giysem diye düşünmeyecek, en güzeli de çocuklarımı sabahın bir körü ayağa dikmeyecek olmanın bilinci tüm günü mutlu yaşamama yeter de artar zaten.
      Ancak  bu sene annelik sınavında zorlu bir soru çıktı karşıma.
Soru 271389262: Büyük çocuğu 3. sınıfa , küçük çocuğu birinci sınıfa giden , çalışan bir anne en fazla  kaça bölünür ve bölünen parçalar, işlemlerde başarısız olursa anne bir araya nasıl getirilir?
         Şimdi ben bu soruya,
a) Susma hakkımı kullanıyorum.
b) Avukatımı istiyorum
c) Seyirciye sormak istiyorum
d) Bölme işlemini oldum olası sevmem , toplama yapsak olmaz mı?
e) Hepsi
     Seçenekleriyle cevap vermekle de kurtulamıyorum. Zaman döngüsünde annelerin sınavları hep uygulamalı, sınav heyeti de şöyle mangal gibi bir anne vicdanı. Ama bakıyorum da anneliği ne kadar çok ciddiye alırsan o kadar çok hata yapıyorsun. Çocuğunun üstüne korkularını saldığın anda ona yardımcı olamıyorsun. Ama bu korkuları , annelik paranoyalarını çocuğuna hissettirmemek de zor hem de çok zor. Ama asıl ustalık da buymuş o zaman. Çocuğunun eğitimi, sağlığı, gelişimi gibi konularda kaygılanmamak imkansız. Ama bu kaygıları çocuklara bulaştırdığımızda işler o vakit sarpa sarıyor işte. Ama bir yandan da 24 saat marshmallow tadında bir anne de olamam ki.
       Neyse anneliğin tadını çıkarmak için hafta sonlarını beklememek lazım. Biraz da akışına bırakmak, rahat olmak gerek o zaman. Tadınız , keyfiniz, neşeniz bol olsun. Mutlu hafta sonları....

#Blogfırtınası 
#6

5 Aralık 2013 Perşembe

YERÇEKİMİNE KAFA TUTABİLİRİM


         Uçuyordum. Ne uçaktaydım ne de bir helikopterde. Gecenin bir karanlığında üzerimde kırmızı kapuşonlu pijamam ile kışın ortasında, hem de ayaklarımda çorap dahi yokken uçuyordum. Çatıların üstünde süzülürken bu duruma hiç şaşırmıyor, yaşadığım herhangi bir  sıradanlık gibi rahatça yol alıyordum. Şöyle diye  kuş bakışı İstanbul'u izliyorum bir yandan. Gündüze inat ne kadar da sakinmiş yeryüzü diye iç geçiriyorum. 
         Ama bu arada sebepsiz yere de uçmuyorum hani. Yoksa deli miyim bu karın kışın orta yerinde yalın ayak uçmaya çıkılır mı hiç? Mega starımız Tarkan, eksik olmasın pek sever beni, kahve içmeye gelmiş efendim. Kahve kavanozunun dibine darı ektiğimden , 'Sen otur Tarkancığım ben bir koşu alıp geliyorum' diyorum.  
        Herhalde o aceleden kapıyla pencereyi karıştırıp kendimi gökyüzüne balon misali salıveriyorum. 
          Belki de kaçıyorum, kimbilir? Yerdeki yıldızlar yerine gökyüzündeki yıldızlara kavuşma arzusu belki de benimkisi. 

#Blogfırtınası'na 3. ve 4. gün öksürük - tıksırık sebebiyle katılamadım:( Ama bundan sonra disipini bozmak yok umuduyla...
Gün 5. Bir rüyanızı veya kabusunuzu hikaye şeklinde yazın






  Bazen karanlıktan korkar insan. Korkmasına gerek olmadığını bildiği halde ürperir ansızın. Karanlıkta hissetmekten kaçtığı ne varsa zihninde canlanıverir. Gözlerimi kapadığımda ansızın derin bir karanlıkta buldum kendimi.

2 Aralık 2013 Pazartesi

GEZGİN MASALCI

      ''Tam o sırada yeşil renkli büyük bir sırt çantasıyla, nereden geldiği belli olmayan bir hanım 'Merhaba' dedi. Turuncu kıvırcık saçlarını tepesinde kocaman bir toplamış bu yabancı da nereden çıkmıştı böyle. ''  İzin isteyerek ıhlamur ağacının hemen altında, bir köşesinde oturduğum banka doğru yanaştı. Yabancılarla konuşmaya pek  meraklı olmadığımdan usulca bir 'Tabii' sesi çıkardım. Sonra yeşil çantalı kadının yumuşak sesinden ve sürekli gülümseyen halinden utandım.

        Nasıl bu kadar da soğuk davranabiliyordum. Altı üstü bir çocuk parkındaydık. Çocuklar oynarken, anneler banklarda oturup laflardı. Belki o kadar sıkılmıştım ki artık bu durumdan soğukluğumla buzdan bir fanus yaratmıştım kendime.Kızı doğduktan sonra binbir emekle kazandığı avukatlık kariyerine son vermiş , tek sosyal faaliyeti çocuğunu parka getirmek olan bir kadından fazlasını da beklemeyin lütfen. Huyumu suyumu bilenler de pek yanaşmaz olmuştu zaten  bana.
      Ama bu yeşil çantalı kadının yanında çocuğu yoktu. Etrafa hevesli gözlerle bakıyordu sadece. Otuzlu yaşlarında görünüyordu , kırmızı çerçeveli gözlükleri onu biraz bilgiç gösterse de burnunun üzerindeki çiller sevimli bir kız çocuğu hissi yaratıyordu. Hem merak ediyordum bu yabancıyı hem de biraz şüpheleniyordum. Hem o sırtındaki kocaman, yeşil çanta da neydi? 
       Ben onu gizliden gizliye incelerken birden göz göze geldik. Kocaman gülümsüyordu bana. Dayanamadım , hiç haddim olmamasına karşın soruverdim birden 'Birini mi bekliyorsunuz?'
Hiç şaşırmadan cevapladı 'Aslında birini değil, birilerini. Çok mu  belli ediyorum dedi ve ardından minik bir kahkaha patlattı. Benim afallamama mı güldü, yoksa keyfi çok mu yerindeydi anlayamadım. Hatta bozuldum.
       Düşen yüzümü fark edecek olacak ki biraz kızardı. Ve başladı tüm meraklarımı kaldırmaya.
' Adım Özge. Bu çocuk parkına ne kendi çocuğum ne de bir akrabam için geldim. Buraya geliş sebebim, sizin çocuklarınız. Durun hemen öyle endişeli gözlerle bakmayın lütfen. Gezgin Masalcı diye bir hareket bizimkisi. Gönüllülerden oluşan bir grubuz ve şehrin farklı noktalarındaki parklarda çocuklara kitap okuyoruz. Hiç bir ücret hiç bir katılım beklemeden. Amacımız, çocuklara kitap okumak, sadece kitap okumak. Merakla etrafı izliyordum, ki bu durum sizi muhtemelen rahatsız etmiştir. Sadece çocukların oyunlarını tamamlamalarını, enerjilerini boşaltmalarını bekliyordum' dedi. 
         Hiç bir karşılık beklemeden bir şeyler yapmak. Üretmek, okumak, çocuklarda hayaller yaratmak. Sustum sadece sustum ve izlemeye başladım. Kocaman yeşil çantasından renkli masal kahramanlı kitaplarını çıkarttı. Diğer banklardaki annelere bir tatlı tebessüm fırlattı. Hiç bir çocuğa gel bile demeden başladı kısık sayılmayacak orta güçte bir sesle 'Çizmeli Kedi'yi okumaya. Derken kızım geldi ilk yanımıza, hiç bir şey söylemeden usulca kucağıma oturup Özge'yi dinliyordu. Sonra başka çocuklar, başka, başka dünyalar...
        .......
        Aradan az bir zaman geçti ve kızımla el ele gezip parklarda çocuklara Masal okuyordum. Evet ben artık bir Gezgin  Masalcıydım. Hayallerimde mahkemelerde hakimlere hitap etmek vardı. Ama şimdi kızımla el ele çocuklara sesleniyordum. Ve artık sayelerinde gülümseyebiliyordum.
---------------------------------------------------------------------------------------------


Gün 2. Herhangi bir kitabın, herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin. O satırla yazıya başlayın, gerisi sizden…
#blogfırtınası 2. gününü de böylece tamamlıyorum:)
         

1 Aralık 2013 Pazar

ARALIK MASALI



             Bir varmış, bir yokmuş zamanın birinde Aralık adında bir ay varmış. 12 ayın en yorgunu, en mahsunu ve en sarısıymış Aralık. Ama pek kıymeti bilinmez, soğuktan , sınavlardan, hastalıklardan insanlar yakınıp dururmuş.
          Kışın bu ilk günlerinde ağaçların sarı yaprakları altın varaklar misali solgun çimenlerin üzerine taç gibi düşermiş.  Düşermiş de pek az sarraf bu kıymetlilerin değerinden anlarmış. Meyvelerin en sarısını , en tatlısını da sunarmış Aralık insanlara. Portakal, ayva, cennet hurması tezgahlarda hazırolda beklermiş. Yine de yaranamazmış ne yazık...

           Derken bir gün Aralık ayının gönlünü almak isteyen bir grup insan #blogfırtınasına kapılmış. Bu fırtınayla Aralık ayı boyunca her gün bloggerlar yazılar yazıp yayınlayacakmış. Maksat; Aralık ayı şenlik olsun, kelimeler sıcağı kışın soğuğunu eritsin. Daha ayrıntılı bilgi için http://tamamenatiyorum.com/2013/11/30/blog-firtinasi/ adresine tıkla. İçinde yazma ateşi körüklensin, blog neşen yerine gelsin. Şu anda saatim, 23.40 . Yani 1 Aralık'ın bitmesine az bir zaman var. E büyük oğlan hasta, küçüğün ödevleri fazla derken fazla uzatmayayım. Yarın için beyin fırtınası moduna geçme vaktidir. 
         Sevgili Deniz, bu etkinlik için çok teşekkürler :) Tam da ihtiyacım olan dokunuş buydu sanırım...