30 Aralık 2012 Pazar

İTİRAZIM VAR CNBC-E

 
       Hem de çok fena itirazım var. CNBC-E'nin  yaptığını düşmanım yapmadı, aman kimseler yapmasın zaten. Günlerdir aynı bant dönüp duruyor. Yılbaşına Victoria'nın melekleriyle yeni yıla girin.Victoria's Secret Fashion Show yılbaşında CNBC-e'de!. Yok efendim Miranda'sı Adriana'sı , Rihanna'sı tekmili birden yılbaşını zehir etmeye bize geleceklermiş.Almam efendim içeri.
       365 gün aksatmadan izlediğim CNBC-E ,aşkolsun sana. Yani, alalade bir gösteri olsa, neyse. Bir kaç bikinili kız podyumda yürüse ne olur? Ama sen Dünya'nın en güzel kadınlarını en güzel kostümlerle, en çarpıcı şovla sahneye koy. Sonra 2013'e umutla, sevinçle girelim!!!
Adalet açısından Homer's Secret
   Severim seni CNBC-E . Ama olmadı bu. Neyse Dexter'ın hatırına bu senelik de affedeyim seni. Ama bak seneye de o çalı süpürgelerini ortalıkta görürsem fena bozuşuruz ona göre.


29 Aralık 2012 Cumartesi

ESRA'DAN DÜNYA'YA 2012

     Yılbaşı kutlamalarını çok severim. Neden mi? İnsanların yeni kararlar, yeni başlangıçlar için en motive olduğu, kendisini en çok eleştirdiği zamanlardır da ondan. Bir de ufak tefek hediyeler alırsın sevdiklerine. Yeni yılda yeni cicilerle karşılasınlar diye. Tüm insanların aynı anda yeni başlangıçlara umutla bakması az şey değil elbette. 
     Önümüzdeki 365 günde hiç üzülmeyecek miyiz, hiç ağlamayacak mıyız, hiç kalbimiz kırılmayacak mı, hiç pişman olmayacak mıyız? Elbette bunların hepsi yine olacak. Ama sevinçlerimiz, yeni dostlarımız , zaferlerimiz, mutlu doğum günlerimiz , mutluluk göz yaşlarımız da olacak. 
     2012 'de durum farklı olmadı benim için tabii ki. Zamanın çarkında dönerken mutluluk ve hüzünle birlikte yol almadık mı hep birlikte. Ama yanıma kar kalan öğretilerim de oldu. 
  • Her daim çırak kalacaksın. Asla ben oldum, ustayım demeyeceksin.
  • Kınamayacaksın. En azından kınadığın durumun başına gelmesinden korkacaksın.
  • Herkes ikinci bir şansı hak eder derken , kendine de ikinci bir şans vermeyi unutmayacaksın.
  • Hayallerini, planların yapacaksın. Bu uğurda yaşamayı bileceksin.
  • Bana dokunmayan yılan bir gün gelir beni de sokar, unutma.
  • Büyüklerine olduğu kadar küçüklerine de saygılı olacaksın.


        İşin aslı, geçtiğimiz 365 günden kendime kalan küçük notlar oldu bunlar. Kayıtlara, bir de gönüllere geçsin istedim. Hepinizin ömrü sevmekle geçsin dostlar...

Görsel :
http://www.abchao.com/blog/2012/12/12/your-wednesday-headless-photo.html
http://beautiful-portals.tumblr.com/post/28701812995
http://turbotwister.ru/blog/forums/alpenstrasse/

28 Aralık 2012 Cuma

Dört Dörtlük Temizlik


Biz hanımlar için temizlik deyince her şey dört dörtlük olmalı her daim..

Özellikle, sevdiklerimize mis kokulu, bembeyaz, sakız gibi beyaz çamaşırlar..Işıl ışıl canlılıkları korunmuş renkliler sunabilmek en önemli unsurdur biz hanımlar için...

Bunun için, bunca zamandır yaptığım uygulamayı, renkliler ayrı beyazlar ayrı yıkanır tezini, Dr. Beckmann renk koruyucu mendiller sayesinde rafa kaldırıyorum...

Nasıl mı?

Dr. Beckmann, harika bir ürün olan renk koruyucu mendilleri ile biz hanımların imdadına yetişti..
Renkli ya da beyaz elimizde olan kirli çamaşırlarımızı, ''aman,bir makine olsun öyle yıkarım'' diyerek bekletmemize gerek yok artık...
Açıkçası böylesine minicik bir ürünün bu derece başarılı olacağına dair şüphe ile yaklaştım başta...
Ama yanıldığımın göstergesi olarak, sizler için uygulamalı olarak görsellerimi paylaşıyorum.
Kullanımı ise öyle pratik ve kolay ki...
Renkli ya da beyaz ayrımı yapmadan, çamaşırlarımızı makineye koyuyoruz.

Çamaşırlarımızın renkli yoğunluğuna göre, bir yada iki adet Dr.Beckmann renk koruyucu mendili çamaşırlarımızın arasına yerleştiriyoruz ve makinemizi normal programda çalıştırıyoruz...
Hepsi bu kadar...

Dr. Beckmann renk koruyucu mendilleri sayesinde, zaman,enerji, deterjan vs. tasarrufu ise böylelikle yarıya inmiş oluyor..

Yıkama bitince gözlerinize inanamayacaksınız...
Deneyin ve bu rahatlığı siz de yaşayın!!!
Tebrikler Dr.Beckmann

ÖNEMLİ:Çamaşırlarınızı ilk yıkamada ayrı yıkayınız...
(Her mendil tek kullanımlıktır.)

Dr. Beckmann, % 100 alman malıdır...

Dr. Beckmann temizlik ürünleri,sadece renk koruyucu mendilleri değil, bir çok ürün yelpazesi ile biz hanımlara, temizlikte kolaylık ve tasarruf sağlıyor...

Bu harika ürüne ulaşmak ise oldukça kolay...
Bütün, Migros, Carrefoursa, Real, Metro, Gratis, Kiler, Özdilek, Çetinkaya, Şaypa, Pehlivanoğlu, Kipa, lokal zincirlerde bulabilirsiniz....

Ayrıca online satış sitesi www.cosmofresh.com adresinden satın alabilirsiniz..

Bir bumads advertorial içeriğidir.

25 Aralık 2012 Salı

Ekonomiye Kadın Gücü

ekonomiyekadiningucu

Ekonomiye Kadın Gücü projesi, dar gelirli kadınların ekonomik üretime katılımını teşvik etmek, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla, kadınların gelir getirici bir işe başlamasına veya işini büyütmesine destek olmayı hedefliyor.

Bu hedefin gerçekleşmesinde, küçük bir sermaye desteği ile dar gelirli kadınların ekonomik üretime başlamasına imkan tanıyan Mikrokredi Sistemi temel alınıyor. Mikrokredi, dünyada ilk olarak 1973 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Muhammed Yunus öncülüğünde yoksulluğun çok yoğun bir şekilde yaşandığı Bangladeş'te "Grameen Bank" altında faaliyetlere başladı. Prof. Muhammed Yunus, bu uygulamayı ilk olarak genç bir kadına bambu sepeti yapması için 6 $ kredi vererek başlattı.

Küçük sermayelerle değişen hayatlar

Türkiye'de 2003 yılında Prof. Muhammed Yunus'un girişimleriyle Grameen Trust ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından ortaklaşa başlatılan Türkiye Grameen Mikrofinans Programı pekçok dar gelirli kadının işe başlaması için cansuyu/başlangıç kredisi sağlayarak, teminat ve kefalet gerektirmeden finansman erişimi kısıtını ortadan kaldırarak onbinlerce kadının hayallerini gerçekleştirmesine destek oluyor.

Yoksullukla Mücadelede Yenilikçi Yöntem: Sosyal Finansman

Türkiye'de her 5 kadından biri yoksulluk sınırında olup kendi potansiyelini gerçekleştirmeyi, ailesine ve toplumsal üretime katkıda bulunmayı bekliyor. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı'nın yaygınlaştırılması amacıyla, TİSVA ve Turkcell işbirliğinde hayata geçen Ekonomiye Kadın Gücü, Türkiye’de ilk defa sosyal borçlanma modelinin hayata geçirilerek kadınların gelir getirici işler yapması için küçük sermaye desteği sağlayan Mikrokredi Sistemi’ne yeni kaynak oluşturulmasını hedefliyor.

Sosyal inovasyon niteliği taşıyan bu yenilikçi model sayesinde sayesinde artık dileyen herkes dar gelirli kadınlara borç verebilecek, bağış yapabilecek, dar gelirli kadınların hayallerine kavuşmasına bireysel olarak destek verebilecek .Çünkü, Kadına Destek, Topluma Destektir.
Ekonomiye Kadın Gücü projesi ile kadınlarımız daha çok üreterek ekonomiye katılacak,
hayallerini büyütecek, ailelerine ve geleceğe yatırım yapacak, Türkiye kazanacak.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

TEK KELİME; KAHVE


    Hani derler ya, vücudumuzun %60'ı sudur. Bende bu durum biraz farklı görünüyor. Gün boyu ve yıllardır içtiğim kahveleri hesaba katacak olursam %60'ım kahvedir rahatlıkla diyebilirim. Sabah gözümü açtım, canlanmam lazım. Malesef güne güler yüzle başlayan insanlardan br türlü olamadım. E hal böyle olunca, çevremdekilere daha fazla ıstırap çektirmemek adına hoop suyu kaynat, mis gibi sade kahvem hazır. İşe gittim, ilk iş konsantrasyon amaçlı bir kahve daha. Canım sıkıldı, bir kahve, dost sohbetiyle bir kahve, sinirlendim bir kahve, eve geldim, yorgunluk atma namına bir kahve derken,saymaya gücüm yetmiyor bazen. Unutmadan, akşam eşimle içtiğim Türk kahvesi içlerinde en güzeli ama. 
      Kendimi bildim bileli müptelasıyım bu esmer güzelinin. Bu yüzdendir ki, en sevdiğim tatlı bile tiramisudur. Ancak beni en çok şaşırtan ise bunca kahveye rağmen yastıkla kafam buluşur buluşmaz uykuya dalmam. 
Tek bir açıklaması olabilir bu durumun; benim kahveyi sevdiğim kadar , kahve de beni seviyor:))



24 Aralık 2012 Pazartesi

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU VE AİLELER


Geçtiğimiz günlerde 19 Mayıs Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Koray Karabekiroğlu'nun  Psikolojik Danışmanlar için düzenlediği , Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Seminerine katıldım. DEHB bir çok alenin merak ettiği ve sıkça duyduğu bir tanım. Ben de kamu oyunu aydınlatma amaçlı Koray Hoca'nın seminerinden düzenlediğim notları sizleri paylaşmak istedim. 

 Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Nedir?
Tanım:
1. Dikkat/konsantrasyon süresi
2. Motor Aktivite/Hareketlilik
3. Dürtü kontrolü alanlarında sorunlar yaşar.

-7 yaşından önce başlar
-En az iki ortamda sorunlar (ev, okul, vs.)
-Kronik bir seyir
-Okul çağında %3-7 oranında
-Yüksek düzeyde genetik
- 3 alt tip vardır.
Dikkat eksikliği
Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Tanılama sürecinin Çocuk Psikiyatristinin yapması çok önemli. Ayrıca ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta; çocuğun hem okul hem de ev ortamında benzer davranışlarda bulunuyor olmasına dikkat edilmeli. Örneğin, evde sakin ama okulda hareketli ise  ortamdaki şartlar incelenmelidir. DEHB tanısında en az iki ortamda da Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılarını sergilemesi gerekir.

Temel Belirtileri
•Aşırı hareketlilik 
•Yerinde oturmada güçlük 
•Çok konuşma 
•Dikkatini sürdürmede güçlük 
•Dikkatin kolay dağılması 
•Sıklıkla bir şeyler kaybetme 
•Sınıfta sorulara sırasını beklemeden cevap verme 
•Yönergeleri takip etmede güçlük•Sessizce oynamada güçlük 
•Oyunlarda sırasını beklemekte güçlük 
•Bir etkinlikten diğer etkinliğe kayma 
•Sıklıkla araya girme
•Söz kesme 
•Sıklıkla ne söylendiğini dinlememe 
•Tehlikeli etkinliklerle uğraşma, vb.

Ailelere Öneriler

Profesyonel bir yardım alın:
-Çocuk doktoru
-Çocuk psikiyatristi
-Çocuk nöroloğu
-Çocuk psikoloğu
-eğitim uzmanı
-sosyal hizmet uzmanı
-öğretmen vs.
Bilgi edinin:
Çocuğunuzun durumu hakkında,
Doğru kaynaklardan (profesyonellerin önerdiği kitap, dergi, internet sitesi, eğitim toplantısı vs.) bilgi edinin.
Her çocuk farklıdır, o nedenle genel bilgilerin çocuğunuz için geçerli olabilmesi için doktorunuzla konuşun.
Bilginin kaynağına dikkat edin:
Internet, kitaplar, gazete, eczacı, komşu vs., sizi yanıltabilir, tedaviyi kötü yönde etkileyebilir, hatta zarar verebilir.
Bilginin kaynağını mutlaka araştırın ve mutlaka doktorunuza teyit ettirin.
Konusunda uzman, ikinci bir doktor görüşü almaktan da çekinmeyin.
Benzer sorunlara sahip çocuğu olan ebeveynlerle tanışın.
   (Çevrenizde varsa: Aile gruplarına katılın)
Böylece:
•Yalnızlık duygusuyla baş etme
•Hiç de akla gelmeyen yöntemler keşfetme
•Duruma farklı bir bakış açısından bakabilme
•Aşırı, rahatsız edici duygularla baş edebilme
•Sizi anlayan birilerinin var olduğuna emin olma fırsatı yakalayabilirsiniz.
Eğitimine destek olun:
Çocuğunuzun özel eğitim gereksinimi konusunda bilgi edinin.
Eğitim tekniklerini mümkün olduğunca öğrenin.
Sınırları ve süresi belirli, günlük/haftalık programlar halindeki bir eğitim paketini kendiniz uygulayabilmek için eğitimcinizden destek alın. 
Böylelikle, eğitim sürecini hızlandırır, çocuğunuzla daha da pozitif bir ilişki kurabilir,
“üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiş olma” hissini daha fazla yaşama fırsatı bulabilirsiniz. 
Kendinizi unutmayın:
Kendi ihtiyaçlarınızı, zevklerini ihmal etmeyin.
Arkadaşlarınızdan uzaklaşmayın.
Sosyal etkinliklere (sinema, konser vs) mutlaka zaman ayırın.
Kendi bakımınıza ve sağlığınıza dikkat edin
Aşama aşama plan yapın
10 yıl sonrasına değil 2-3 ay sonrasına, bugüne odaklanın.
“eğer şöyle olursa, ya böyle olduysa” gibi düşünceler yerine gerçeklere konsantre olun.
Planınızı gerçekçi, uygulanabilir temeller üzerine oturtun.

En önemlisi de çocuğunuzu sevgisizlikle tehdit etmeyin ve yaşamınızdaki zorluklardan O’nu sorumlu tutmayın…

20 Aralık 2012 Perşembe

Karda Kışta Çıkmayın, İnternetten Alışveriş Yapın



Havalar soğudu. Dışarısı kar, kış kıyamet. Şimdi bu soğukta dışarı çıkıp da alışveriş yapılır mı? Eğer kredi kartı sahibiyseniz internetten alışveriş yapmanın keyfini çıkarın. Aslında kredi kartınız olmadan da birçok sitede kapıda ödeme ya da havale ile ödeme imkanından yararlanabilirsiniz. İnternetten alışverişin en iyi tarafı mağaza mağaza gezmeden, oturduğunuz yerden bir tıkla istediğiniz şeye sahip olabilmeniz. Hem de en uygun fiyat araştırmasını da yapabiliyorsunuz. Kampanyaları yakalayıp istediğiniz ürünü çok cazip fiyatla alabilme imkanınız oluyor. Zor tarafı özellikle de giyim ve ayakkabı tarzında  bir ürün alacaksanız denemeden alıyor olmanız. Üstünüze ya da ayağınıza olur mu olmaz mı, yakışır mı yakışmaz mı bilemiyorsunuz. Ancak birçok firma, internetten alışverişi cazip hale getirmek için satılan ürüne koşulsuz şartsız iade garantisi vermekte. Yani üzerinize dar gelirse ya da yakışmadığını düşünürseniz iade ediyorsunuz ve ödemenizi geri alıyorsunuz. Tabii burada alışveriş yaptığınız firma önemli oluyor. O nedenle daha önceden denemiş olduğunuz, güvendiğiniz ya da olumlu referanslarını okuduğunuz sitelerden alışveriş yapın. Giyim dışında pek çok konudaki ihtiyaçlarınızı da internetten karşılayabilirsiniz. Kitap, beyaz eşya, elektronik ürünler, ev tekstili, mutfak gereçleri, oyuncak, bebek gereçleri, dekoratif ürünler, kozmetik ve hatta temizlik ürünleri…Her şey bir tıkla kapınıza kadar geliyor, alışveriş keyifli hale geliyor.

18 Aralık 2012 Salı

THE SMURFS 2 İLE ŞİRİNLENELİM

    21 Aralık öncesi Şirinler yine yaptı yapacağını.  Çok ama çok şirin bir haber The Smurfs  nam-ı diğer Şirinler'den. Mavi dostlarımız 31  Temmuzda  A.B.D.'de izleyicisiyle  buluşuyor. İlk filmi yaklaşık 10 kere izlemişimdir. Yine olsun yine izlerim. Bütün hüznümü, sıkıntımı savurup götürmesinin yanı sıra çocuklarımla ortak bir paydada buluşmanın zevkini de yaşamış oldum. 

    Şirinlerin kadrosunda yine Neil Patrick Harris ve Jayma Mays var. Hani Şirinlerin yaşam koçu olan evli mutlu çiftimiz. Tabii Şirinemiz yine Katy Perry ile ses buluyor. Şirinler kadromuzda ise iki yeni karakterle tanışacağız. Vexy ve Hackus, bakalım bizimkilerin başına ne işler açacaklar . Şirinlerin ilk filminde New York'u   köşe bucak gezmiştik. Bu sefer bir Avrupa turnesine çıkıyorlar anlaşılan. Paris'te Gargamel ve büyülerini bakalım nasıl alt edecek Şirin Baba ve diğer şirinler. 
     Siz boş verin 21 Aralık çılgınlığını, güzel dileklerle yeni yılı ve getireceği güzellikleri şimdiden planlayın, şirin kalın:)
 







15 Aralık 2012 Cumartesi

BİRİCİT BENİ MİMLEDİ

    Biricik Biricit beni mimledi a dostlar. Hem de en sorulusundan ve soruları da zor olanından. Mim olayında pek başarılı olamayan ve çekimser kalmayı tercih eden bu mim karşısında cevapsız kalamazdım. İşte sorular ve Esra'dan Dünya'ya cevaplar:)
    1-Mantığın mı yoksa Duyguların mı ön plandadır?
Mantık mı? Pardon daha önce hiç duymamıştım. Ruhum nasıl isterse öyle yaşayan biriyimdir. Ama her şeyden önce duygularımda mutluluğu ön plana çıkartmaya çalışırım. Aslında tüm duygular bizim. Kıskanmak öfkelenmek , korkmak , sevinmek hepsi bizim bir parçamız. Bunlar dururken Aristo'yla mantıkla beni meşgul etmeyin arkadaşlar..

2-İnsanlar niye mutlu değiller?Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
En büyük mutluluk benim için hayatta sevmek ve sevilmektir. Bunun dışındaki maddi varlıklar günlük heveslerdir . Ama günümüz insanı mutluluğu hep maddi objelerde aradığı için hevesini de bir nefeste alıveriyor, geriye ise kocaman bir mutsuzluk kalıyor. Sevmek ve sevilmek derken yanlış anlaşılmasın. Karşılıksız sevmek ve sevilmek. Hiç bir sevginin maddi veya manevi karşılığı nasıl olabilir ki?

3-Çok para harcayıp keşke almasaydım yada harcamasaydım dediğin bir şey var mı?? 
Olmaz mı, yüksek topuklu ayakkabılarım. 39 numaralı ayaklarıma bakmadan aldığım yüksek topuklular iki saate kalmaz canımı çıkarır. Bana da geriye üzüntü ve muz kabuğu kalır...

4-Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?
Sadece kendimin değil , başkalarının da hakkını gerektiğinde savunmayı kendine vazife edinenlerdenim.  Her konuda ağırdan alabilirim ama hak hukuk konularında gözüm karadır , bodoslama dalarım.

5-Tok gözlü müsün yoksa herşeyim olsun diyenlerden misin?
Sağlık ve huzurum hep olsun da gerisi kolay.

Ne mimmiş, bravo arkadaş. Aklıma gelmedik ne sorular ceavplamışım ama. Buradan Biricit'e de sevgiler. Ben kimi mimlesem? Bakıyorum bu mimi cevaplamayan kalmamış. Dileyen herkese gelsin öyleyse...

11 Aralık 2012 Salı

2012'nin En Güzel Gülen Bebeğini Arıyoruz...

Hürriyet Aile

O muhteşem gülüşü ile sizin bebeğinizin “2012’nin en güzel gülen bebeği” olmasını ister misiniz?

Bebeğinizin en güzel gülen fotoğrafını ya da videosunu bizimle paylaşın, hem bebeğinize ömür boyu hatırlayacağı bir anı hediye edin hem de onun bol bol gülen fotoğraflarını çekeceğiniz iPad 2, fotoğraf makinesi ve sürpriz hediyeler kazanma şansını yakalayın.

Unutmayın, yarışmaya ne kadar çok video ya da resim ile katılırsanız kazanma şansınız o kadar artacaktır.

Kazanmak için hemen tıklayın!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

10 Aralık 2012 Pazartesi

STARS - SIMPLY RED

Öylesine canım istedi işte. Simply Red'den gelsin Stars...


i wanna fall from the stars  
straight into your arms


9 Aralık 2012 Pazar

ELMA ŞEKERİ ALIR MIYDINIZ?


Elma şekeri alır mıydınız? Yanında da biraz çocukluk biraz da özgürlük. Şöyle ağzın gözün kırmızı şekere bulanacak, olanca gücünle kocaman ısırıklar alacaksın ki hakkını verebilesin elma şekerinin. Pamuk Prenses misali zararını , kalorisini düşünmeden ayıla bayıla mideye indireceksin çocukluk biletini.  
     Malum, bir kendin yap ' DIY' modasıdır aldı başını gidiyor. Teknolojinin şaha kalktığı bu zamanlarda biraz ironik bir durum bu bana göre. Neyse uzun lafın kısası, internet gezintimde http://lasvegasfoodadventures.wordpress.com  adresinde bu şahane görüntüye rastladım. Bir de tarifini görünce hemen paylaşmak istedim. İşte karşınızda kıpkırmızı elma şekeri tarifi.  Mısır şurubunun alternatifi nedir bilemedim, direkt aktarmak istedim.

    Elma Şekeri İçin Gerekli  Malzemeler

6-10 lezzetli kırmızı ve  sert elma
6-10 tahta dondurma çubukları
4 su bardağı şeker
1 su bardağı light mısır şurubu
1 çay kaşığı kırmızı gıda boyası
1-1/2 su bardağı su
Elmaları  dikkatlice yıkayın ve kurulayın. Çubukları ortalarına yerleştirin. Yağlı kağıt serili tepsiye koyun. Diğer malzemeleri de büyük bir tencerede orta ateşte karıştırın ve kaynadıktan sonra karıştırmayı bırakın. Şerbet kıvamına gelince altını kapatın. Elmaları şerbete batırın ve ters olarak tepsiye yerleştirin. Buzdolabında sertleşmesi için beklemeye alın. Alın size bir kucak çocukluk anısı. 
    Yok ben uğraşamam diyorsanız. Köşedeki pastaneye bir koşu gidiverin. Şöyle uzatın bacakları, yaslanın arkanıza, koşun çocukluğunuza...

6 Aralık 2012 Perşembe

Bu Ürünlerden Ayrılabilmek Mümkün mü ki?

arzum 90 gun iade
90 Gün İçinde Para İadesi Garantisi kampanyasıyla bir kez daha adından söz ettiren Arzum, müşteri memnuniyetine verdiği önemin altını çizmeye devam ediyor.

1 Kasım 2012 - 31 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek kampanya boyunca satın alınan Arzum markalı ürünlerden memnun kalınmadığı takdirde fatura tarihinden itibaren 90 gün içerisinde ürün iadesi yapılması hedefleniyor.

Böylelikle tüketiciler aldıkları Arzum ürünlerinden memnun kalmadıklarını düşündüklerinde 90 Gün İçinde Para İadesi Garantisi kampanyasından faydalanabilecekler ve faturalarıyla birlikte Arzum mağazalarına gittiklerinde ürünün teslimatı karşılığında ürün için ödedikleri parayı geri alabilecekler.

Müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tutan Arzum ürünlerine olan güveniyle birlikte tüketicilerinin Arzum ürünlerinden kolay kolay vazgeçemeyeceği konusunda da kendisinden emin.

Ayrıca Arzum’u sosyal medyadan da takip etmek isteyenler için;
Facebook: www.facebook.com/arzumevaletleri
Twitter: www.twitter.com/arzumevaletleri

Bir bumads advertorial içeriğidir.

5 Aralık 2012 Çarşamba

BLOGGER GÜLBEN ARAMIZDA


       Duyduk duymadık demeyin blog severler , blog dünyasına bir yıldız kondu. Malum başlıktan da anlayacağınız gibi, yıldızımız yani ünlü ismimiz Gülben Ergen. Çocuklu hayattan sonra gizli kalmış yanlarını ortaya cesurca vuran kadınlardan biri O. Üreten, emek veren, yeni fikirler peşinde olan her insan alkışı hak eder bana göre. Ünlü bloggerlar arasında akla ilk gelen isim bir numarada Fil Uçuşu ile Yekta Kopan'dır. Bu arada Yekta Kopan'ın NTV'de yayınlanan Gece Gündüz Programı , günün tüm yorgunluğunu alıp götürüyor. Benden söylemesi.  
          Klavyede harfler arasında kaybolmaya yeminlidir blogger. Araştırıcı gözle bakmayı , eleştirmeyi ama en çok da kendini eleştirmeye göze almaktır yazı yazmak. Bir de tanımadığın, yüzünü görmediğin, sesin duymadığın binlerce kişiyle aynı satırda buluşmak, anlaşmaktır blogger olmak. Umarım Gülben Ergen bu konuda bir çok kişiye de örnek olur. Yazmak, kendinle paslaşmak bazen de klavyeyi kafanda kırma hissidir. İşte satır aralarında insan kendini bulur. Ruhu silkelenir, içi güler sonrasında. Bir nevi detoks. 
           Daha fazla insan blog  yazarak ruhunu detokslasa fena mı olur yani? Ama umarım Gülben'in Defteri sadece bir sosyal  medya hamlesi olarak kalmaz.  Daha fazla yazı ile karşılaşmayı umuyorum öncelikle. Şen konuşması, kahkahası ile meşhur Gülben Ergen'in kahkahaları  yazılarıyla ruhumuza karışır umarım.  
         Hepimize mutlu paylaşımlar...